ve her kuyuya taş atan bLog...

28 Haziran 2015

Boca-la-mak

Sel olup akmak isterken
Lal olup kalmak...
Kelimeler mi sağır,
Kalem mi kör bilmiyorum.
Beynim bir cenk meydanı,
Cümlelerim kan-revan.
Yazdıklarım...
Yazamadıklarımın esiri,
Ben de kölesi.

Heyhat!

28.06.2015


14 Haziran 2015

Kaos...



Dışım...
İçimden veli.
İçim...
Dışımdan deli...
Yazacak çok şey var amma..
İzin vermiyor kaos.
Sükut da tatsız tuzsuz zaten.
Hastane yemeği misali.
Burnumda "Bemiks" kokusu.
Bulanan midem değil.
Beynim.
Gel de zapt et.
Gel de sabret.
Sabahlar olmuyorsa karanlığın suçu ne?
Hem ne yapsın Zeki Müren,
Bu saatten sonra zaten?
Neymiş sarhoşmuşum,
Rüzgarın umrunda mı?
Ürperiyorsa tüylerim,
Bir balkon tenhasında.
Kalem de kesmiyor artık
Onmaz yaraları.
Kelimeler buz.
Dağlamak nafile.
Bıçaklar kör.
Sarıyorum arabeski
Alveollerime kadar.
Çektikçe kafam güzel.
Biraz da garip bu hal.
Bilmiyorum.
Neyse, boşver.
Çekiyorum ciğerime.
"Biraz kül biraz duman.
O benim işte" 

Kelimeler gülüyor,
"Ne saçmalıyor bu?" dercesine.
Her şeyi yazasım var.
Hiçbir şeyi anlatmayıp.
Kusmak istiyor canım.
Pervasızca, kelimeleri.
"Yavaş ol" diyor sonra
Haşmetli, kendileri.
"Edepli ol biraz ve sus!"
Biraz daha müzik, bir bardak daha.
Vur kalemin beline...
İçilen her yuduma eyvallah.
Edilen her küfre amenna.
Ver elini boşluk.
Tut elimden kaos.

14 Haziran 2015 - 00:40
Ferhat

31 Mayıs 2015

Bil Diye...




Ne "gel diye" artık bunlar.
Ne de "gül diye".
Hepsi sadece "bil diye".
Bil diye!

Arşiv

Çok Okunanlar

Bana Yazın

Ad

E-posta *

Mesaj *