ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

30 Nisan 2008

Bu yazıda paylaşmak istediğim, bu sıralar Deja vu arkadaşımın blogunda gördüğüm ve hayli işime yarayan Mp3Gain adlı program. Elimde, sesleri kısık olan, düşük olan birçok mp3 var ve ben buna çok sinir oluyordum. Bu program sayesinde bu sorunu çözmüş oldum. Artık şarkıların sesleri çok daha net ve ben mutluyum :) Müzik dinlemeyi çok seviyorum da birazcık...



Programı kurmak ve kullanmak ise oldukça kolay. ŞURAYA tıklayarak programı indiriyoruz. Bilgisayarımıza kuruyoruz. İstediğimiz şarkıyı "Add Files" diyerek ekliyor ve "Track Gain" diyerek uyguluyoruz. İsteğe bağlı olarak "Target Volume" seçeneğini 100 yapabilirsiniz.

Kendim kullandım, işime yaradı. Sizlerin de işine yaramasını umuyorum. Kullanıma dair sorunuz olursa yardımcı olmaya çalışabilirim.

Programın kendi sitesini incelemek isterseniz; >> Şuradan
Galatasaray geçtiğimiz gün oynanan Fenerbahçe derbisi için bir marş hazırlamıştı. Maçı kazanan Galatasaray'ı öncelikle tebrik etmeliyim. İzlemedim ama iyi oynamış ve kazanmışlar. Marşa gelince; Ben Fenerbahçe taraftarıyım, marşı beğendim ama malesef pek de özgün bir eser olmamış. Neden derseniz River Plate takımının harika bestesi olan, ortalığı coşturan Sos Cagon adlı marşından hiç farkı olmadığını görünce hayal kırıklığı(!) yaşadım :)
Buyrun farkı(!) siz görün...
Galatasaray marşını indirmek için BURAYA tıklayın Sayfa üzerinden dinlemek için de buraya bakabilirsiniz:



Bu da River Plate takımının Sos Cagon adlı marşı... Pek bir benziyor:


River Plate: sos cagon
Uploaded by fabulous_fab

Tamamen müzik ve spor adına yazılmış bir yazıdır. Bu yazının altında farklı bir mana arayanın alnını karışlarım :)
Sırada aşk temalı bir Blogcu şablonu var...
Ekran görüntüsü:

28 Nisan 2008

Blogcu şablonları serisine devam...

Gumamela adlı şablonu Blogcu'ya uyarlamayı sonunda bitirdim. Dalgınlıktan mıdır, yoğunluktan mıdır yoksa Leyla'lıktan mı? bilmem ama bunu tamamlamak baya zor oldu...
Ekran görüntüsü:

İndirmek için BURAYA tıklayın.
Varsa soru(n)larınızı, yoksa da yorumlarınızı bekliyorum :)

27 Nisan 2008

Tuğba Özay denen, maalesef yediden yetmişe herkesin -gözümüze sokulan onca görüntüden sonra- tanımak zorunda kaldığı manken sıfatlı hanım kişi son zamanlarda oldukça sık gözümüze batırılıyor…


Geçenlerde mafya ile olan ilişkisi nedeniyle tutuklanmış, bir süre cezaevinde kalmıştı. Bu, onun için cezadan çok bir ödül oldu sanırım. Reklâm üstüne reklâm... İkinci bir Paris Hilton ve cezaevi olayına döndü resmen. Sanki ilk defa hapse düşen Tuğba Hanım’mış gibi… Kaldığı yerden, yaşam şartlarına dek hepsini öğrenmek durumunda kaldık. Aslında son derece önemli gelişmeler varken bile Haber bültenlerinde en önemli gündem oldu malum şahıs…


Ne zaman ki hapisten çıktı, asıl o zaman başladı asıl curcuna, asıl reklâm… Önce “hapishane anılarını kitaba dökecek” oldu, sonra “sinema filminde gerilla rolünde oynayacak” oldu… (Öylesi roller için biçilmiş kaftan tabi kendisi… :) ) Şöhret böyle bir şey olsa gerek; Her durumdan bir pay çıkarmak. Ne de olsa reklâmın iyisi kötüsü olmazdı… Hakikaten de olmuyormuş.


Şimdi de son bombayı patlattılar; aynı hanım kişi “Siyasete atılacakmış” Oh oh suyundan da… Şöyle bir gözümün önünden geçirdim de İbrahim Tatlıses’in ve Tuğba Özay’ın meclis hayalleri, Aysun Kayacı denen zat-ı muhteremin kast sistemi fantezisi ve daha nice benzerleri… Derken gelecek yıllarda hayli ilginç bir siyaset sahnesi beliriyor gözüme…


Televizyon karşısında günden güne eriyen halkımız da bu şişirme alemlere kanarsa vay halimize… Artık “mitinglerde podyumlarda mankenler mi yürür, mayolu geçit törenleri mi olur?” Onu da bekleyip göreceğiz.





Severek dinlediğim değerli sanatçılarımızdan Ali KINIK'ın İsyan Şarkıları adlı albümü çıkmış. Firari Sevdam, Duvar Yazısı (bu en beğendiğim eseridir), Bu Şarkı gibi harika eserleriyle tanıdığımız değerli sanatçımızın albümünü dinleme şansı buldum. İlk fırsatta edinmeyi düşünüyorum. Sizlere de öneririm.

Albümdeki Eserler

1. İsyan Bildirisi - Söz & Müzik: Ali Kınık
2. Alayına İsyan - Söz & Müzik: Ali Kınık
3. Eşkıyaya Çıktı Adım - Söz & Müzik: Ali Kınık
4. Senden Sonrası Kıyametimdir - Söz & Müzik: Ali Kınık
5. Çal Kemancı - Söz & Müzik: Ali Kınık
6. Kerkük - Söz & Müzik: Ali Kınık
7. Türkçe - Söz & Müzik: Ali Kınık
8. İtin Biri - Söz & Müzik: Ali Kınık
9. Kuralsız - Söz & Müzik: Ali Kınık
10. Başka Birini Mi Sevdin ? - Söz & Müzik: Ali Kınık
11. Ben Seni Hiç Unutmadım -
Söz & Müzik: Ali Kınık
12. Fenerli - Söz & Müzik: Ali Kınık
13. Karlı Dağlar Karanlığın Bastımı - Söz & Müzik: Zaralı Halil
14. Kurt Destanı

26 Nisan 2008

Blogcu için uyarlamış olduğum ama yayınlama fırsatı bulamadığım şablonları burada yayınlamaya devam ediyorum.
Şimdi sırada The Plain Office adlı sade ve hoş bir tema var.
Ekran görüntüsü :



Şablon kodlarını indirmek için BURAYA tıklayın.
Soru(n)larınız olursa yorum olarak belirtebilirsiniz.
Bakışlar, gülüşler, sözler, anılar,
Hayaller, umutlar ve daha niceleri...
Geriye kalan;
Koca bir "Sıfır" şimdi...
Feas

24 Nisan 2008

Bu Gizlilik Politikası, bize verdiğiniz bilgilerin site tarafından ne şekilde kullanılıp korunduğunu anlamanız amacıyla hazırlanmıştır. Blogum, verdiğiniz bilgileri genel olarak istatistiksel veriler elde etmek amacıyla kullanmaktadır.

Blog üzerinde gezinirken ve yorum yaparken, kendinize ait bazı bilgileri bizimlede paylaşmış oluyorsunuz. Sizinle ilgili olarak toplanan hiçbir bilgi, hiçbir surette üçüncü şahıslarla paylaşılmayacaktır, emin olabilirsiniz. Ayrıca kullanıcıların bilgi ve isteği dışında hiçbir kişisel bilgiyi toplanmayacaktır.

Yorumlarınızda ve iletişim için kullandığınız e-mail adresinizi kesinlikle istenmeyen mail gönderimi yapmak için kullanmayacaktır. Yazılara ve ya yorumlara e-mailiniz ile abone olmuş iseniz Gizlilik Politikasına aykırı olamyacak şekilde bildirici mailler gönderilebilir.

Gerekli görüldüğünde işbu Gizlilik Politikası’nin hükümlerini değiştirme hakkını saklı tutmaktadır. Yapılan değişiklikleri yine bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

Blogumu kullanarak ve yorum yaparak, Gizlilik Politikası’ni kabul ettiğinizi ifade etmiş olursunuz. Gizlilik Politikası ile ilgili sorularınızı iletişim adresinden bana iletebilirsiniz.

Bilenler bilir şu an Güzide(!) bir üniversitemizin Tıp Fakültesinde (Dicle ÜniversitesiTıp Fak.) öğrenciyim. 1 Temmuz itibariyle son sınıfa geçtim ve inşallah kazasız belasız bitirmeyi hedefliyorum. Uzun zamandır internetteyim ve gözlemlediğim kadarıyla her yaştan birçok arkadaşımız doktor olmak istiyor. Bu çok güzel bir olay ancak dikkatimi çeken şu; bu arkadaşlarımızın büyük kısmı kulaktan dolma şeylerle konuşuyor. Doktor olmak hakkında pek az bilgiye, getirilerine, götürülerine pek bihaber davranıyorlar. Kimisi "prestijli meslek" diyor kimileri "çok para var" diyor, kimileri ise gerçekten idealist davranıyor ve gerçekten doktor olmayı istiyor. Ben 6 yıldır 2. üniversitemi okuyorum (Yatay geçiş) ve gözlemlediğim kadarıyla tıbba giren arkadaşlarımız da buı hatayı çok defa yapmışlar; Bu yüzden birçoğu ya mutsuz oldular ya da okulu yarıda bıraktılar. Bazılar da meslek hayatına atıldıklarında hüsrana uğradılar, ya başarısız oldular, ya da katlanamayıp istifa ediyorlar.


Şu unutulmamalıdır ki "askerlik" ve "doktorluk" içine girildiğinde bir meslek olmaktan ziyade yaşam biçimi haline gelmektedir.
Ben Tıp Fakültesine isteyerek ve severek girdim, hala da aynı fikirdeyim. Bazen derslerin yoğunluğundan vs şikayet ediyor olsam da asla "keşke tıpa girmeseydim" gibi bir isyan etmedim. Tabiki bu işin zorlukları var; Sürekli ve istikrarlı şekilde ders çalışmak, üniversitede arkadaşlarınız eğlenirken gezerken onlara oranla daha az eğlenmek, daha az uyumak ve daha çok çalışmak, hastalar, hastane ortamları, yaşanılan yoğun stres ve alınması gereken büyük sorumluluklar derken, usanmak, yıpranmak ve yılmak için birçok neden var. İşte bu noktada ayrılıyor tıbbiyeliler. İdealist olarak, gerçekten isteyerek girenler bu sıkıntılara rağmen insan hayatına faydalı olabilmenin ne kadar kutsal ve faydalı bir iş olduğunun verdiği mutluluğu hiçbir şeye değişmiyorlar. Ama para için, isim için vs girenler bu noktada kopuyorlar ya da kopmasalar bile faydalı olmaktan çok zararlı olmaya başlıyorlar ( Medyada bunlara sık sık şahit oluyoruz)

Beni soracak olursanız, ben gayet memnunum, "iyi ki girmişim, insanlarıma, vatanıma, milletime faydalı olmak istiyorum, inşallah muvaffak olurum" diyorum. Mevlam bana bu yolda yardım etsin.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım tıp okumak isteyen arkadaşlarımıza ön fikir vermek, biraz olsun kararsızlıkları gidermektir.

Bu ülkenin doktorlara, mühendislere, öğretmenlere velhasıl her meslekten eğitimli, idealist, işini gerçekten severek yapan insanlara ihtiyacı var. Lütfen seçim yaparken buna dikkat edin. Çünkü mutlu olmak da hayal kırıklığı yaşamak da bunlara bağlı.

Geçenlerde ekşisözlükte bir ablamız doktor olan eşinin yaşadığı zorlukları anlatan bir yazı yazmıştı. Buraya onu da eklemek ve doktor arkadaşlarımızın yaşadıkları sıkıntıları, zorlukları örneklemek istiyorum.

"Doktor olmak" ne demektir?

“Affiniza siginarak, bok yemektir.
ben tip okumadim, iyi ki de
okumamisim. Türkiye’nin baba birüniversitesinin “eşek bağlasan geçer” denilen
bir bölümünde, çimlere ve boğaza karsi isletme okudum. en zorlu zamanim, alti
günde yedi finale girdigim son dönem oldu, uykusuz kaldim, sonra bitti
gitti.
bizim endüstriciler, insaatçilar, makineciler, bilgisayarcilar vardi.
bilgisayacilar bir hafta proje kasar uyumazlardı. endüstriciler triple
integrallerle kafayi çizerlerken, insaatçılari ve makinecileri bitiren
dinamikti. hepsi çalisti, çabaladi, sabahladi. sonra onlarınki de bitti gitti
ama onunki bitmedi. biz mezun olup keplerimizi havaya fırlattığımızda, o hala
kafam kadar ingilizce pediatri kitaplarıyla boğuşuyordu. Dahiliye stajlarında,
geceleri, yüzüne sıçramış kanı bile silemeden, hacettepehastanesinin bir
köşesinde, kahve ve sigara eşliğinde kendine gelmeyeçalışıyordu.ortalama iki
ayda bir görüşüyorduk. bazen üç dört aya çıkıyordu süre. ben işe başladım,
telefonla aradığımda geceleri, o ya yurdun çalışma salonunda ya da hastanenin
kantininde oluyordu. ya binlerce sayfa notla uğraşıyor, ya da yoğun bakımdaki
hastaların başında oluyordu. sonraki iki sene böyle geçti.ben üniversiteme
bayılmazdım, ama mezuniyet töreninde yine de kepimi fırlattım. o kendi törenine
gitmedi, “altı sene ebemi bellediler” dedi, “sevinecek hiçbir şeyim yok”. ben
mezun olduğum gün, sözleşmemi imzalamıştım. o mezun olduğunda bir işi yoktu.
dahası bir diploması da yoktu. sağlık bakanlığı diplomasına el koymuştu. ya
tus’u kazanacak ya da zorunlu hizmete gidecekti.benim arkadaşlarım -yani
mühendisler, avukatlar, işletmeciler-üniversitede, hadi bilemedin üniversiteyi
bitirdiklerinde nişanlandılar, işlerini yoluna koyup yuvalarını kurdular. bir
doktorla birlikteyseniz böyle bir şansınız yoktur. çünkü üniversite bittiğinde
aslında hiç bir şey bitmez, söylediği gibi, “sevinecek bir şeyiniz yoktur”.mezun
oldu ve aylarca ders çalıştı. sonra tus’a girdi, olmadı. Zorunlu hizmet
kurasında kars’ı çekti, doğunun parisi kars. doğuya gitmekle sorunu olan bir
insan değildi zaten, gitti.doğu nedir bilir misiniz? ben bilmem, ama o anlattı.
doğu, hiç bir aletinizin olmadığı hastanelerde tanı koyabilmek için insanüstü
çaba sarfetmektir. gerekli araçlar olmadan hastanızı iyileştirmeye çalışmaktır.
doğu, devletin ambulanslara benzin koymadığı, ve sevki gerçekleştirmek için
hasta yakınlarından ambulansa benzin almasını beklediğiniz yerdir. hasta
yakınlarının parası yoksa doktorun üzerine yürümesidir. doğu, aşı yapmak için
jilet gibi kayalara tırmanmak, dağ köylerine çıkmak, sonra da aşı yaptığınız
çocukların ailelerinden azar yemektir. doğu, devletin götürmediği her türlü
hizmetin sorumlusu olmaktır. halkın gözünde devlet olmaktır, devletin
beceremediği herşeyin müsebbibi olmaktır.döndüğünde tus’u kazanmıştı, üniversite
hastenesinde uzmanlığa başladı. evlendik. haftada iki gece, penceresi olmayan,
buz gibi bir laboratuvarda nöbet tutuyordu. buz gibiydi, çünkü yan depodaki
ilaçlar bozulmasın diye soğutuluyordu bütün bölüm. yazın sıcağında, o,
tepesinden esen rüzgarla hasta oluyordu. gecenin bir yarısı gelen kanlara
bakıyordu, esrar aldıklarından şüphenilen ve yaka paça getirilen askerlerin
idrarlarına. zırıl zırıl çalan telefonlara koşuyordu, zehirlenenlerle, intihar
edenlere boğuşuyordu.o benim eşim. haftada iki gece görmediğim, haftada iki gece
nöbet tutan, ve sonra ertesi gün hiç bir şey olmamış gibi işine devam etmesi
beklenen eşim. nöbet tuttuğu saat başına 1 ytl 66 kuruş alıyor.evliliğimizin ilk
yılları, onun hayatının en güzel yıllarında yaşadığı travmayı atlatmasına yardım
etmekle geçti, yaraları sarmakla. biz 300 sayfalık kitaptan korkarken, o mezun
olduğunda 15000 sayfa notu çöp torbalarına doldurup atmıştı. geri kalan kitaplar
şu an üç kütüphaneyi doldurmuş şekilde evde duruyor.bu sene uzmanlığını alacak.
devlet uzmanlık diplomasına el koyacak, çünkü bir daha zorunlu hizmete gitmesi
gerekiyor. uzman olarak çalışmaya başladığı zaman maaşı düşecek. ondan sonra
askere gidecek ve orada nöbet tutmaya devam edecek. sonra gelecek, 35 yaşında,
hayatı yarılamış bir insane olarak, geri kalan yıllarını huzur içinde geçirmesi
umulacak.benim eşim bunu yapmayacak, çünkü uzman olduğu gün doktorluktan istifa
ediyor. hayatının 11 senesini bu işe adadı ve istifa ediyor, çünkü artık acı
çekmenin anlamsız olduğuna karar verdi. böylece, türkiye bir “kendini tanrı
sanan cibiliyetsiz bir doktordan” kurtulmuş olacak, bayram edebilirsiniz. istifa
ediyor, çünkü evlendiğimizin haftası eve tüp takmaya gelen usta “sen doktor
olmuşsun ama ben senden daha fazla kazanıyorum, keyfim de tıkırında”dedi ona.
istifa ediyor, çünkü ondan 150 puan daha düşük alan insanlar hayatlarını yoluna
koydular, evlerini aldılar, çocukları 3-5 yaşına geldi. istifa ediyor, çünkü
erken ölmesinden korktuğumu biliyor. istifa ediyor, çünkü 11 senede şunu anladı:
türkiye’de doktor olmak bok yemek ve o boku bütün sevdiklerine
sürmektir.”"
Eksisozluk(sui, 24.12.2006 23:13 ~ 23:32)

Konu ne olursa olsun, her zaman daha bilinçli ve faydalı seçimler,tercihler yapmanız dileğiyle...
Daha önce sayfaya tek parça halinde müzik eklemeyi anlatan bir yazı hazırlamıştım. Bu yazıda da bir liste halinde sevdiğiniz ya da istediğiniz müzikleri eklemenizi sağlayan bir yöntem anlatacağım. Kullanacağımız sistem yine imeem sitesi. Daha önceki yazıyı okuduysanız üyelik ve şarkı yükleme olayını biliyorsunuzdur, okumadıysanız yazıyı şuradan tekrar okumanızı tavsiye ederim. Gelelim liste ekleme olayına.
* Şarkılarımızı imeem sitesine yükledikten sonra listede olmasını istediğimiz şarkının sayfasına giriyoruz ve şarkının hemen altında aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi "Playlist" yazan yere tıklıyoruz.
* Hemen altta "add this song to a playlist" adında bir menü açılacak ve oradan "create new playlist" seçerek yeni bir liste oluşturacağız.


Şarkılarımızı hazırladık ve tek tek bu şekilde listemize ekledikten sonra gelelim listemizi sayfamızda çalacak hale getirmeye:

Profil sayfamıza dönüyoruz ve yukarıda "Playlists" yazısına tıklayarak oluşturduğumuz listelerin olduğu kısma giriyor ve istediğimiz liste adına tıklıyoruz. Aşağıdaki resimdeki gibi bir sayfa açılacak ve oradan kodu alıp sayfamıza ekleyeceğiz.


Eğer karışık çalmasını istiyorsak kodu almadan önce "shuffle" kutusunu, otomatik çalmaya başlasın istiyorsak da "auto-play" kutusunu işaretliyor ve daha sonra "embed" yazan yerdeki kodu alıp sayfamıza, blogumuza ya da nereye istiyorsak oraya yapıştırıyoruz.

Hepsi bu kadar...

Soru(n)larınız olursa belirtebilirsiniz...

23 Nisan 2008

Pek nadiren tv izlerim, dizi, magazin türü programları ise hemen hemen hiç denecek kadar... Az önce gelen bir arkadaşım Samanyolu Tv'de "Boşanmak İstemiyorum" adında bir dizinin varlığından ve çok güzel bir dizi müziği olduğundan bahsetti, kendisi için bulmamı rica edince araştırdık, bulduk, dinledik. Şarkı da müzik de gerçekten çok hoş. Söyleyenlerden erkek olan Yücel ARZEN ama bayan olanı tanıyamadım.
Dinlemek için yürütme düğmesine basın, tavsiyeederim.



İndirmek içinse BURAYA tıklayın.


Dizileri izlemek gibi bir alışkanlığım yok ama dizi müzikleri, film müzikleri genelde çok hoşuma gidiyor. Onları indirip, kaydedip dinliyorum. Dizilerin canı cehenneme :) Fazla bencilce gelebilir ama ben böyleyim.
Merak edenler için dizinin tanıtım videosu da burda. (Hayatımda ilk defa bir diziyi tanıttım iyi mi? :) Şarkı güzel, sözler güzel, buna değdi.) Diziyi izleyecek miyim? Kesinlikle hayır, Ben dizi mizi izlemem, "dizi dizi" diye tv karşısına dizilecek halim de yok vaktim de... :)



İyi Seyirler Türkiye'm!
Microsoft korsan Xp kullanıcılarına doğrulama getirdiği zamandan beri kendi yazılımlarını korsan Xp de kullanamıyorduk. Buna bir çözüm bulunmuş ve birkaç küçük adımda Lisanslı Xp sahibi olabiliyorsunuz.


Aşağıda vereceğim yazılımı indirin, yazılım kendi talimatlarını okuyarak birkaç tıklamayla Xp'nizi lisanslı, orjinal yapın. Daha sonra İnternet Explorer 7, Windows Media Player 11 gibi yeni ürünleri ve diğer Microsoft ürünlerini kullanabilirsiniz. Aynı yöntemle ve aynı yazılımla ben de şu an lisanslı kullanıcılar gibi kullanıyorum, eğer hala yapmadıysanız tavsiye ederim.


Yazılımı indirmek için BURAYA tıklayın. Daha sonra talimatları okuyarak, uygulayın.

(
Not: Yazılım boyutu: yaklaşık 4 MB ve virüs kontrolünden geçirilmiştir)
Bu sayfa aracılığıyla bana ulaşabilirsiniz. İstek, öneri, şikayet ve her türlü konuda katkılarınız benim için önemlidir.
Msn:



E-posta adresim:




Dilerseniz aşağıdaki bağlantıya tıklayarak açılan sayfa üzerinden doğrudan e-posta yollayabilirsiniz.

#E-posta gönder
Popüler sosyal ağ sitelerinden Facebook değişime devam ediyor. Son günlerde azalan ilgi nedeniyle Facebook'un atılımlar yapma gayretinde olduğunu farkettim. Çaktırmadan birtakım yenilikler getiriyor.
En son yenilik ise az önce farkettiğim chat uygulaması. Bir süre önce duyurulan bu uygulama test aşamasından geçmiş durumda ve artık kullanıcıların hizmetinde... Sayfanın sağ alt köşesinde açılıp kapanabilen küçük bir chat kutusu hazırlanmış.
Facebook ile eskisi kadar haşır neşir değilim ama meraklılarına duyurulur... :)

Türk Telekom bir süre önce faturaların artık internet üzerinden gönderilebileceğini, bu sayede hem binlerce ağacın kesilmesine neden olan kağıt israfının önüne geçilebileceği ve her yıl belirli sayıda ağaç dikileceğini anlatan bir kampanya başlatmış ve adına e-fatura demişti.Yalnız tek sorun vardı o da e-fatura başvurusu için telefon açmak ve dakikalarca beklemek gerekiyordu ki bu son derece can sıkan bir durum. Bu yüzden ben vazgeçmiştim. Neyse ki Telekom bu yanlışı görmüş ve telefon yanı sıra bayilerden ve internet üzerinden başvuru yapabilme imkanı sunmuş. Başvuru yapan duyarlı kullanıcılar için de bir güzeliik yapmışlar ve her ay 10 dakika bedava konuşma süresi veriyorlar.Başvuru için şu sayfaya girerek gerekli alanları doldurun ve belirlediğiniz saatte sizi aramalarını bekleyin. Doğrulamadan sonra artık israfı önlemek icin bir katkı da siz sunmuş olacaksınız.
Konuşma süresi için değil de kesilen ve artık kesilmeyecek olan ağaçları düşünürsek bu oldukça güzel bir kampanya oldu...
Telekom'a ilk kez "aferin" diyor, sizlerin de bu duyarlılığı göstermenizi rica ediyorum...
Birçok arkadaşımız sitesinde müzik dinletmek ya da sevdiği müziği sitesinde yayınlamak isteyebiliyor. YouTube bunun video olayını halletmişti. Şimdi de imeem sağolsun bu işe el attı ve bizi bu dertten kurtardı. (Gerçi imeem artık video ve fotoğraf yüklemeyi de mümkün kılıyor) Sitenize, blogunuza müzik eklemek isterseniz aşağıdaki yolu izleyip halledebilirsiniz. Açıklamalar ekran görüntüleri ile desteklenmiştir. Adım adım takip ederek çok kolay olduğunu görebilirsiniz. Resimlerde de açıklamalar yaptım. Buyrun:

Önce imeem sitesine girip, şuradan kayıt oluyoruz.


Kayıt olayını hallettikten sonra, şuradan üye girişi yapıyoruz.Profilimizde sol kenarda "Upload Music to Your Profile" yazan yere tıklıyoruz.
Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Açılan sayfada Gözat (Browse) yazan yere tıklıyor ve yüklemek istediğimiz şarkıyı seçerek diyoruz. Daha sonra Start Upload diyoruz ve yükleme başlıyor.

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Şarkı yüklendiğinde , şarkı adı, şarkıcı adı gibi bilgileri isteyen bir form açılacak, onları da kafamıza göre doldurup, “finish upload” diyoruz.

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Tamamladığınızda "Upload Complete" yazısı çıkacak, bundan sonra başka şarkı yüklemek istiyorsanız "Upload More" tıklayın, istemiyorsanız o yükleme sayfasını kapatıp profil sayfanızı tekrar açın. (Yüklenen şarkı, sunucunun durumuna göre birkaç dakika içinde profil sayfanızda görünecektir, anında görünmezse panik yapmayın)Açılan profil sayfasından yüklediğimiz şarkıyı seçip kodlarını alacagız.

Free Image Hosting at www.ImageShack.us



Free Image Hosting at www.ImageShack.us


Free Image Hosting at www.ImageShack.us



Kodu alırken hemen yanındaki "AUTO PLAY" seçeneğini işaretledikten sonra alırsanız şarkı otomatik çalmaya başlar. Aldığımız kodu şarkının gorunmesını ıstedıgımız sayfaya yapıştırıyor ve kullanıyoruz.

Örneğin:

Of bu ne uzun sürdü yav. Öldüm resmen valla tek tek uğraştım, umarım kıymetinizi bilirsiniz. kalın sağlıcakla.

Umarım işinize yarar...

Hazırlayan : atasagun

Kendinize çeşit çeşit, şekil şekil yazılar ve güzel avatarlar yapmak ister misiniz? O halde aşağıdaki adresleri incelemenizi öneririm:

http://atom.smasher.org/error/ => error yapımı
http://www.jjchandler.com/tombstone/ =>mezar tası
http://www.graffiticreator.net/ => Grafiti
http://www.glassgiant.com/neon/?l1=&l1col=red&l2=&l2 =>neon
http://cooltext.com/LogoEdit.aspx?Style=Burning => atesli yazı
http://cooltext.com/LogoEdit.aspx?Style=Neon => farklı bir neon
http://cooltext.com/Default.aspx => 28 tane bi arada...
http://www.bloodyfingermail.com/message.php => kanlı yazı
http://www.i-am-bored.com/bored_link.cfm?link_id=9962 =>surat yapımı
http://avatarmaker.abi-station.com/index_en.shtml => Karışık bir çok avatar.
http://www.acme.com/heartmaker/ => kalpli avatar
http://www.acme.com/labelmaker/ => Çeşitli yazı font ve şekillerde yazar
http://www.quickblog.com/avatarmaker/ =>resimleri avatar boyutuna göre düzenliyor
http://www.foontje.nl/avatarmaker.php => Arka Planlar üzerine istediğinizi yazabiliyorsunuz.
http://www.altropc.it/modules/avatarmaker/ => Arka Planlar
http://celestial-star.net/tools/avatar.php => Bir çok avatar
http://www.zianet.com/talon/cam.htm =>Avatar üretici program
http://www.makeavatars.com/ => Karşık Avatarlar
http://www.treemessage.com/ => Ağaca istediğiniz yazıyı kazıyın
http://elouai.com/doll-makers/candybar-doll-maker.php => Dollz maker
http://onlinewahn.de/generator/ => Gazete Manşeti,madeni Para ve Kimlik kartı
http://www.graffitigen.com/ => Grafiti

Blogunuza, sitenize, sayfanıza ya da profilinize Mp3 yüklemek, dinletmek ya da paylaşmak mı istiyorsunuz? Boomp3 sitesi de bu konuda iyi bir alternatif. Bir avantajı da üyelik vs. istemiyor olması. Tavsiye ederim.

Aşağıdakileri ekran görüntülerinden de faydalanarak adım adım uygulayın:
1- Siteye girmek için şuraya tıklayın.


2 - "Click and select file to upload" yazan yere tıklayarak yükleyeceğiniz şarkıyı seçin.

3 - Şarkıyı seçip aç dediğinizde yükleme işlemi başlayacaktır. Şarkınız yüklenirken siz aşağıda açılan form kısmına şarkı bilgilerini ve e-posta adresinizi yazın. Zorunlu bir alan olduğu için " Copyright" yazan kutucuğu da işaretlemeyi unutmayın.

4 - Yükleme tamamlandığında açılan sayfada önizleme yapmak ve kodları almak mümkün. Gelelim kodları almaya ve sayfamıza eklemeye. Açılan sayfadaki "Post this player to your blog" düğmesine tıklıyoruz ve kodları alacağımız kısım hemen açılıyor.

5 - Birtakım tanınmış blog servisleri kullanıyorsanız onlar için halihazırda sunulan ekleme seçenekleri var ama biz kodları kendimiz alalım dersek en alt kısımda kodların olduğu kutunun sağ üst köşesindeki "copy" düğmesine tıklıyoruz ve kod otomatik olarak kopyalanmış oluyor. Burada şarkının otomatik olarak çalmasını istiyorsak "Auto-play" kutucuğunu işaretliyoruz.. Şarkının tekrar tekrar çalmasını istiyorsak da "Repeat song" kutucuğunu işaretliyoruz. Daha sonra kodu kopyalıyoruz ve sitemize eklemek üzere hazır hale geliyor.

6 - Artık kodu istediğimiz yere yapıştırarak kullanabiliriz. Bu şablonumuz olabilir, sayfamızın içinde bir yer olabilir ya da yazılarınızın içi olabilir. Artık tercih size kalıyor. Sayfanızda şöyle bir görünüm olacak:


7 - Eklediğiniz mp3'lere daha sonra yine ulaşmak isterseniz sayfanın sağ üstünde bulunan "view your files" yazısına tıklayın ve yazının yanında açılan boşluğa mp3'leri yuklerken kullandığınız e-posta adresini yazın. Bu şekilde eski dosyalarınıza ulaşabilir ve onları tekrar kullanabilirsiniz. Gerçi yükledikten sonra e-posta adresinize gereken bilgileri yolluyor olsa da bunu da bilmekte fayda var.

Sizin dışınızda başka kullanıcıların yüklediği mp3'leri görmek ve kullanmak içinse "all uploaded files" yazısına tıklayın. Bu sayfada açılan müzikleri de kullanabilir, dinleyebilirsiniz.

Vakit alan bir döküman oldu ama bence güzel de oldu. Güle güle kullanın! :)

21 Nisan 2008

Uzun bir süredir yapmayı düşündüğüm şeyi yapıyorum:
11 Şubat 2006 tarihinden itibaren Blogcu'da sürdürdüğüm yayın hayatıma Blogcu'nun bitmeyen hataları, ardı arkası gelmeyen sorunları nedeniyle -Blogcu'yu çok seviyor olsam da- artık Blogger ile devam etmeye karar verdim. Blogcu'da birçok emeği geride bırakmak zorunda kaldım ama maalesef "kaliteli olmak" herkesin harcı olamıyor. Bu anlamda kalitesinden şüphe etmediğim iki servis vardı: Blogger ve Wordpress. Avantajları, artıları ve arkasında Google gibi bir devin olması nedeniyle artık Blogger ile yola devam etmeye karar verdim.
Sizleri burada görmek, yorumlarınız ve ziyaretleriniz beni ziyadesiyle mutlu edecektir.
Bunda sonraki yazılarımızla bu sayfada birlikte olmak dileğiyle...
Hayırlı olsun!
Ferhat; Nam-ı diğer atasagun


23, 24, 25, 26
, derken artık 27 Yaşında.
Gaziantep'li -hem de en aşırısından. :) - Hayatının büyük bölümü Gaziantep'te geçmiş birisi olan Ferhat, 5 yıldır devam ettiği ve şu sıralar 6. yılına ayak bastığı üniversite öğrencilik hayatı için Van'a (100. Yıl Üniversitesi-Van) gitmek üzere evden ayrılmış, çabuk sıkılan, sürekli alternatifler peşinde koşan ve birazcık da zor beğenen, uyumsuzun biri olduğu için orda kalmak istememiş, çareyi yatay geçişler yoluyla başka yerlere kapat atmakta bulmuştur. İşte bu kafayla çıktığı yolda Van'da birçok güzel hatırayı ve güzel arkadaşlıkları geride bırakarak ikinci durağı olan Dicle Üniversitesi'ne geldikten sonra burada kalmaya, Üniversite hayatını (kendi tabiriyle aslında üniversiteden başka her şeye benzeyen bu yerde ) sürdürmeye karar vermiştir. Şu an güzide üniversitemizin Tıp Fakültesinde son sınıfta son dönem stajını yapmakla meşguldür.

Düzeltme; Eylül 17 itibariyle görev hayatına adım atmış, Acil Serviste Pratisyen Hekim olarak çalışmaya başlamıştır.
Tıp fakültesine geldiğinde "Tıp fakültelerinden her şey çıkar, arada bir de doktor çıkar" sözünün ne kadar doğru olduğunu gözleriyle görmüş ve bu söze yürekten katılmış kişidir.

Elektronik dünyasına taa çocukluktan beri meraklı olan Ferhat bu merakı uğrunda yaptığı hiçbir bilimsel temele dayanmayan deneylerinde bir çok defa 220 V'luk elektriğe maruz kalmış, deneyler esnasında birçok defa elini kolunu doğramış - İlkel atölyelerinde tornavida yerine bıçak kullandığı için - ama bunlar hevesini kırmamıştır. Bugüne kadar kendi başına yaptığı en büyük olay ise "ilkellik örneği" Uzaktan kumandalı Araba'dır. Hatta az kalsın O araba bu acemi arkadaşın sol baş parmağını feda etmeyi bile göze almıştır. (Bkz: Ucuz kurtarmak)

İşte bu azimle ve merakla gördüğü her türlü teknolojiye saldıran Ferhat prizlerle, elektrikli ev aletleriyle avunurken bir gün Bilgisayar dünyasında bulur kendisini. Bilgisayar ile tanışması biraz geç olmuştur ama maddiyat her yerde etkisini göstermektedir işte. Hep "geç olsun ama güç olmasın" diyen Ferhat, Lisenin son sınıfında bir arkadaşının Ona Chat yapmayı göstermesi ile atılmış olur Bilgisayar Dünyasına.

Ama Bilgisayar hayatı sadece chatle kalmamalıdır, herkes gibi o da bir oyunla devam etmiştir. Bir türlü beceremediği Half-Life oyununda defalarca hezimete uğradıktan sonra, bilgisayar oyunlarının ona uygun olmadığını anlamıştır :D Universite 1.sınıfta e-postasının hacklenmesi (çalınması) onun için bir çağı kapatıp başka bir çağı açan bir gelişme olmuştur. Kaybetmeye tahammülü olmayan Ferhat, intikam duygusunun verdiği ateşle önce acemiliklerinden kurtulmuş, sonra e-postasını geri almayı başarmıştır. Üstünede birkaç küçük intikam aldıktan sonra hack aleminin mecbur kalmadıkça uzak durulması gereken bir alem olduğunu, hatta zararlarının bile olduğunu görmüş ve artık normal hayatına dönmüştür.

Geçiş yaptığı yerde gerek sosyal ortamların pek tatmin edici olmaması gerek başka nedenler yüzünden bilgisayarlar ile daha çok başbaşa kalan Ferhat, Mysite olaylarına dalmış; dosya yükleme, çıkarma derken HTML kodlarına merak sarmıştır. Frontpage, Dreamweaver gibi nimetlerden bihaber olduğu için HTML kodlarını tek tek öğrenmeye başlamış, ama pek de alternatifi olmadığı için uzuun uzuun uğraşmıştır ve kendi adına elle tutulur bir bilgiye ulaştığında kendisi için -oldukça amatör düzeyde- tasarımlara geçmiştir.

Zamanla azıcık Php, azıcık Asp, biraz da Mysql derken iyiden iyiye tasarımcı -kendini tasarımcı sanıyor :) - olmaya başlamış, ufak tefek işlere imza atmayı başarmıştır. Şimdilerde hala bunlarla avunmaya devam etmekte ama blog ve wordpress olaylarına doğru kaymaya devam etmektedir.

Kaybetmeye tahammülü olmayan, kazanmak için de elinden geleni yapacak kadar azimli birisidir. Azimlidir, hırslıdır ama her şeyin aşırısının zarar olduğunu unutmamaktadır. Yaşayıp, gördüklerinden sonra karşısına çıkan her şeyde ve herkeste "samimiyet" ve "sadakat" aramaya başlamış, bunların olmadığı her şeyden arkasına bile bakmadan uzaklaşmayı tercih eden birisidir. Güzel olan herşeyden biraz hoşlanır. "Yalan, ihanet, hayal kırıklığı" gibi kavramlar ve bunlarla karşılaşmaktan son derece nefret eder. Son dönemlerde "insanı insan yapan" değerlerin kaybolduğuna -malesef-üzülerek şahit olmaktadır.

5 kardeşin ortanca olanıdır, evim şamar oğlanıdır ama biraz da olsa sevilen bir çocuktur aynı zamanda :) Ailesine, memleketine düşkün, gelenek-göreneklerinden kopmayan ama zamanın da gerisinde kalmayan birisidir.

"Yaşamak için yemek" yerine "Yemek için yaşamak" sözünü tercih eder. Gaziantepli olmasından mıdır nedir; yemek konusunda oldukça düşkündür. (Kebap, Karnıyarık, Yuvalama, Ali Nazik, ve bilimum Gaziantep yemeklerine, hatta Gaziantep'in olmayan yemeklere de oldukça bayılır.) Bir de yemek dışında "Sarelle" zaafı vardır ki dillere destandır :D

Kulağına hoş gelen her türlü müziği dinler ama olmazsa olmazları vardır ve yine asla dinlemem dediği kişiler de vardır. Müzik işte zevk meselesi...Bir zamanlar bağlama çalmaya merak sarmış ise de babasının azarlarından sonra hatırlamamak üzere aklından çıkarmıştır. Ancak müzik dinlemek çok sevdiği işlerdendir.

Spor yapmayı sever, Futbol,basketbol oynar, Voleybolda her sayıda "GooL" diye sevinecek kadar voleybolcudur :) Nadiren de olsa yüzmeye gidebilme imkanı bulur. Film izlemeyi (özellikle de sinemada) çok sever. En çok sevdiği uğraş ise Cennet vatanını (Bkz: Türkiye) gezmek ve resim çekmektir. Hatta resim çekme işini bazen abarttığını düşünür, ama yine de vazgeçemez...Şimdilerde en büyük hayali kafasındaki "Canon" fotoğraf makinesini almaktır. Her genç gibi biraz da araba merakı vardır ama henüz "Doğan"lardan, "Şahin"lerden öteye geçememiştir..

Düzeltme; Ağustos 2007 itibariyle Canon Powershot A550'sin kavuşmuş ve gördüğü her şeyin fotoğrafını çekmeye başlamıştır... Şimdilerde ise Sony DSC-H9 ile tırmalamaya devam etmektedir.
Otomobil konusunda ise makus talihini yenmiş, Amanda (Peugeot 307) ve sonrasında Zahter (Golf V) ile bu keyfin tadına varma şansı bulmuştur...
Ve son olarak şu sıralar Blog yazmanın, okumanın keyfine takılmış, vakit buldukça devam etmektedir. Blog alemine Kafasına Göre Takılan Blog ve Canı Sıkılan Blog adlarını verdiği nur topu gibi 2 tane blog yetiştirmiş, faideli bloglar olması için çalışmaktadır.

Bu kadar uzun bir yazıyı okumak sabrını gösterenlere bizzat teşekkür eder... :)
Bu sayfada büyük çoğunlukla kendi çektiğim, objektifime takılan fotoğrafları yayınlamaya çalışacağım.



Fotoğraflarda görülen yerler; Gaziantep, Nemrut/Adıyaman, Halfeti/Şanlıurfa, Hasankeyf/Batman, Mersin, Erciyes/Kayseri, Diyarbakır.
Fotoğrafları eklemeye devam edeceğim. Bu sayfadan takip edebilirsiniz.
İşte benim biricik memleketim, Gaziantep hakkında birtakım bilgiler:

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en büyük, Türkiye`nin ise 6. büyük kenti olan Gaziantep, Anadolu`nun ilk yerleşim alanlarından birisidir.Taş, Kalkolitik, Bakır, Hitit, Mitani, Asur, Roma, Bizans, İslam, Türk-İslam dönemlerine ilişkin kalıntılara bölgenin her yerinde rastlanılmaktadır.Yöre M.Ö. 1700 yıllarında Hititlerin hakimiyetine girmiş olup, bugün şehrin 10 km. kuzeyinde bulunan antik Dülük şehri ise Hititlerin önemli bir din merkezidir.Halife Hz. Ömer zamanında İslamiyetin Arap yarımadası dışında yayılması için sürdürülen mücadeler sonucu 636 yılında Yermük Savaşında Bizans ordusunu mağlup eden İslam orduları, İyaz Bin Ganem komutasında Gaziantep yöresini İslam topraklarına dahil etmiştir. Böylece yöre halkı 636 yılında Müslümanlığı kabul etmiş ve Gaziantep`in ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmıştır.1071 Malazgirt Zaferinden sonra Süleyman Şah, 1084 yılında Antep ve yöresini kesin olarak fethederek burayı Selçuklu İmparatorluğu`na bağlamıştır.20 Ağustos 1516 yılında Yavuz Sultan Selim Han Antep`e gelerek üç gün burada konakladı. Memlüklülere karşı 1516 yılında elde edilen Mercidabık Zaferi ile Antep Şehri ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu`nun yönetimine girmiş oldu.



1.Dünya Savaşı`ndan sonra İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilen Gaziantep ve yöresi, akıllara durgunluk veren savunması ve eşsiz kahramanlığı ile bütün dünyada hayranlık uyandırmıştır. TBMM Antep`e bu başarısından dolayı 8 Şubat 1921 tarihinde "GAZİ" lik ünvanı vermiştir.


Tarih içerisinde Ayıntap, Antep, Kala-i Füsus ve Hantap gibi isimlerle anılan Gaziantep, adını tarihin derinliklerinden, sıfatını ise Milli Mücadeledeki kahramanlıklarla dolu müdafaasından almıştır.


Gaziantep, Kurtuluş Savaşı hatıraları, zengin tarihi ve kültürel çevresi, otoyolu, uluslararası havaalanı, tren garı, leziz yemekleri, eşsiz el sanatları, camileri, kaleleri, hanları, kastelleri, hamamları, türbeleri, kiliseleri, yaylaları, gezi ve piknik yerleri, sanayi ve ticareti ile bölgede öncü olan önemli bir ildir.

GAZİANTEP TARİHİ

İLKÇAĞ

İlkçağa ait belli başlı kaynak ve araştırmalarda Antep adına rastlanmaz. Bununla birlikte Antep 12km kuzeyinde Antep-Maraş yolu üzerindeki Dülük ün (Doliche) oldukça eski bir mevki olduğu bilinmektedir. Antik devirlerde iktisadi ve siyasi bütün faaliyetlerin yoğun bir şekilde sürdüğü kuzey Suriye ile Mezopotamya'yı İç Anadolu'ya bağlayan yolların geçtiği yerler o devirde Dülük Bölgesi olarak anılmaktaydı. Yine eski ve orta çağlarda Fırat Nehrini takip ederek Mezopotamya dan gelen kervanların bu nehri terkettikleri Birecik ve Maraş arasında bir kavşak noktası da Dülük adıyla bilinmekteydi. Bu kavşak aynı zamanda Urfa , Maraş ve Halep yollarının da kesiştiği yeri teşkil ediyordu. Bugün de Dülük adıyla anılan yere Asurlular Babiğü,Bilabhi,Doluk, Romalılar Dolichenus,Doulichia,Doliche; Bizanslılar ise Tolonbh demekteydi.


HİTİT DÖNEMİ

MÖ1800-1200 yıllarına kadar hüküm süren Hitit Devletinin sınırları Dülük ve çevresini de içine almaktaydı. Bölge daha sonra Suriye'nin kuzeyinde kurulan Hitit Şehir Devletlerinin ardından da Asurluların hakimiyetine girdi. MÖ613-612 yıllarında Medya Kralı Kiyaksar'ın Asurluları mağlup edip Ninevayı (Ninova) almasıyla Dülük Bölgesi İran da saltanat değişikliğine rağmen uzun müddet yine İranlıların nüfuz sahasında kaldı. MÖ334 de Asya seferine çıkan Büyük İskender Issus savaşını kazanıp Dülük ve bölgesini sınırlarına kattı.


MÖ 190 yıllarında Dülük te Roma MS395ten itibaren de Bizanslılar hakim oldular. Bizans hakimiyeti sırasında Dülük ve yöresi Arap Sınır Bölgesinde önemli bir mevki teşkil etmekteydi. Uzun süre Arap ve Bizanslılar arasında mücadeleler devam etti. Muhtemelen bu mücadeleler sırasında bir kale inşa edilmiş ve burası Antep adıyla anılan yerin ilk çekirdeği olmuştur. Nitekim Süryani Yeşva Vekayı namesinde Selefki Takvimiyle 800 yılında meydana gelen bir depremin Urfa, Diyarbekir ve Akka'yı içine alan bölgede büyük tahribat yaptığını, hatta Fırat Nehrinin bazı kollarının sularının kuruduğunu kaydetmektedir. MS 499 yılına rastlayan bu depremde Dülük Kalesi ve çevresininde tahrip olduğu kabul edilebilir. Bu sebeple Bizansın önemli mevkideki kalenin yıkılması yeni bir kalenin yapılmasını gerektirmiş ve I.Justinianos döneminde (527-565) Antep Kalesi inşa edilmiş olmalıdır. Ancak buranın Antep adıyla ne zaman anıldığı bilinmemektedir.


ANTEP İSMİ

İlk Arap Coğraafyacılarının eserlerinde Dülük adı sık geçerse de Antep (Ayıntap) adının Araplarca buraya verildiği söylenebilir. XIII.yy Müelliflerinden Yakut-el Hamevi'nin ifadesine göre "Aynütap" sağlam kale olup Dülük adıyla anılmaktaydı. Bu ad muhtemelen Haçlı seferleri öncesinde yaygınlık kazanmıştır. Haçlı seferleriyle ilgili Vekayi namelerde Hamtap, Ermeni kaynaklarında Anthoph, diğer bazı kaynaklarda ise Hantap, Entap, Hatap gibi adlandırmalara rastlanır.


ARAPLAR DÖNEMİ

Bölgeler Araplar tarafından ilk defa Hz.Ömer'in kumandanlarından İyaz b. Ganm tarafından İslam topraklarına dahil edildi. Bu tarihlerde Bizans tahtında Heraklios bulunmaktaydı. Kuzey Suriye ileri tarihlere kadar Bizanslı'larla Araplar arasında mücadele bölgesi olmakta devam etti. Harun Reşid'in 782 yılında Bizanslılardan geri aldığı Kuzey Suriye kaleleri içinde Dülük vardı. Burasını "Avasım"şehirleri arasında sayan Belazuri 169 da (785-86) Hades şehrinin yeniden inşası bitince Dülük'ün de dahil olduğu yöredeki bazı şehirlerden 2000 kişinin göç ettirilip buraya yerleştirildiğini yazar. Muhtemelen bu tarihten sonra Dülük'ün yerini yavaş yavaş Ayıntap denilen kale almaya başlamıştır.


TÜRKLER DÖNEMİ

Türklerin Anadoluya yönelik harekatları sırasında Türkmenlerden meydana gelen ordusuyla Afşin Fırat'ı geçerek Antep'in kuzeybatısındaki Karadağ da karargah kurup geniş fetih harekatına başladı. Ve 1067 de kuvvetleriyle önce Antep ve Raban ı (günümüzde Araban ) aldı, sonra Antakya Dukalığı arazisine girdi. Pek çok ganimet ve esir topladı. Afşin bu fetihleriyle Suriye bölgesinde Türk hakimiyetini kesinleştirdi.


Alparslan dan sonra fetihlere girişen Süleyman Şah 1084 yılında Antakyayı yeniden aldı,bu suretle Halep ve civarıyla Antep kendiliğinden Süleyman Şahın idaresine girdi. Nitekim Haçlılar Suriye ye geldiklerinde Antep bölgesi Suriye Selçuklularının idaresinde bulunuyordu. Haçlı kuvvetlerinin Bu bölgeye yerleşmesiyle Antep önce 1098 yılında Urfa Kontluğunu kuran Bovdovin de Bovlogne a daha sonra Maraş Kontlu ğuna tabi oldu.


Haçlılar zamanında Antep ve Telbaşir bölgenin önemli müstahkem mevkileriydi. Haçlı seferleri şiddetini kaybedince I. Mesud un damadı olan Atabeg Nureddin Mahmut Zengi 1149 yılında düzenlediği bir seferle Antep,Telbaşir ve Azaz ı geri aldı ise de kuvvetleri mağlup oldu. Bunun üzerine Sultan Mesud, oğlu Kılıçarslan la beraber kuzey Suriye ye sefer yaptı ve Maraş ı kuşatarak aldı;ordusu Telbaşir önünde Jocelin kuvvetleriyle karşılaştı,fakat Franklar savaşa cesaret edemediler Bundan sonra Sultan Mesud Kılıçarslan la beraber 1150 yılında Haçlıların işgalinde bulunan Göksün,Behisni,Göynük,Ra ban ve Antep şehir ve kalelerini zaptetti. I.Mesud un ölümü üzerine (1155)Atabeğ Nureddin Mahmut Zengi Antep ve Ra ban ı Selçuklulardan aldı. II.Kılıçarslan Nureddin den adı geçen şehirleri iade etmesini istediyse de Nureddin bunu reddederek saldırısını sürdürdü. Bunun üzerine Kılıçarslan 1157 yılında kuvvetli bir orduyla gelerek Antep i kuşattı;surlarını tahrip ederek şehri ele geçirdi. NureddinMahmut ise Halep e çekilmek zorunda kaldı. Ardından Selçuklu Sultanı İzzeddin I.Keykavus Halep emirliği topraklarını isteyerek Samsat Emiri olan Eyyubi Meliki el Melikül Efdal ile birlikte hareket edip 1218 yılında Antep i aldı. Ancak El-Melikül Efdal ın ihaneti üzerine ordusu bozguna uğrayınca Antep yine Halep Emirliğinde kaldı.


Bütün Anadoluyu sarsan Moğol istilası önce bu bölgede etkili oldu.1259 da Hülagü Suriye seferine çıkıp Halep i alınca Boycu Noyan ın 1258 de başlattığı harekat tamam landı Ve Antep bölgesi Moğolların eline geçti. Ancak az sonra Memlük Sultanı Kutuz Moğollarla mücadeleye girişerek 1260 yılında Aynicalüt ta onları yendi. Böylece Halep ve Antep bölgesi Memlüklu nüfuzu altına girdi. Moğolları tamamen kuzey Suriye den uzaklaştırmak isteyen I.Baybars 1277 de Antep ten geçerek Elbistan Ovasında Muinüddin Süleyman Pervane idare- sindeki Selçuklu-Moğol ordusunu mağlup ederek Kuzey Suriye yi Moğol baskısından kurtardı.


Bundan sonra Antep ve bölgesi Memlük Sultanlığı ile Maraş ve Elbistan a hakim olan Dulkadiroğulları arasında ihtilaf söz konusu oldu. Dulkadir Beyliği nin Kurucusu olan Zeynüddin Karaca Bey Dulkadir Ulusunu bir beğlik haline getirmiş, aynı zamanda Bozoklar ın ve Halep Türk- menlerinin de reisi olmuştu. Antep ve çevresi ise daha fazla Dulkadirli Türkmenleri ile meskundu. Bu yüzyılda Dulkadirli-Memluk çatışmaları bölgeyi derinden etkiledi. Mücadeleler sırasında Atabeğ Berkuk 1381 Temmuzunda büyük bir orduyu Dulkadirliler üzerine sevketti. Tarihçi Bedreddin el- Ayni nin Antep e gelişini gördüğü bu ordunun Dulkadirli Halil Beyin küçük kardeşi Suli Bey in (Selvi?) idare ettiği kuvvetleri yenmesiyle Antep ve Halep in kuzey bölgesi Memlük idaresine geçti. Ancak Suli Bey mücadeleyi sürdürdü. Malatya Naibi Mintaş ile de yakın ilişkiler kurup güç ve nüfuz kazandıktan sonra kuvvet leriyl Antep e gelerek burayı yağmaladı, ve kardeşi Osman Bey i iç kalenin muhasarası için görevlendirdi. Bir ay kadar süren kuşatmada şehre ve halkına çok zarar veren Osman Bey kaleyi zaptedemeyince kuvvetlerini çekip Maraş a gitti.


Bundan bir müddet sonra 792 Şevvalin de (Eylül 1390) Suli Bey ve Mintaş orduları ile Maraş tan gelip Antep i işgal ederek kaleyi kuşattılar. Bu arada kardeşi Şahabettin Ahmet ile beraber kalede mahsur kalan Bedreddin el-Ayni kuşatmayı anlatırken Antep halkının uğradığı zulüm ve eziyetlerden kendisinin geçirdiği tehlikelerden söz etmektedir. Antep şehrinin işgali ve kuşatması sürerken Halep Valisi Kara Demirtaş'ın ordusu ile buraya doğru geldiği duyulunca Suli Bey ve Mintaş muhasarayı kaldırıp Maraş a çekildiler.


Dulkadiroğulları ile Memlüklar arasında kuzey Suriye üzerindeki hakimiyet mücadelesi devam ederken Timur da Ordusu ile Güneydoğu Anadolu ya gelerek Mardin i kuşattı,ve Diyarbekir'i zaptetti 1400 de önce Behisni yi ele geçirip Antepe Yöneldi .Şehri zaptederek kaleyi muhasara altına aldı. Timur un yanında seferlerine iştirak eden Nizameddin Şami nin Zafer Namesinde şehrin zaptından sonra bir kısım halkın bağışlandığı ancak çoğunun kılıçtan geçirildiği, binaların ,evlerin yıkılıp yerle bir edildiği belirtilir Ayrıca Antep Kalesini uzun uzadıya tarif ve tasvir eden Şami kalenin çok sağlam olduğunu da yazar.


Timur istilasının ardından tekrar Memlük idaresine geçen şehir ve yöresi 1418 yılında yeni bir saldırıya uğradı. Akkoyunlu Beyi Karayülük Osman Bey Karakoyunlu topraklarına girerek Mardin i kuşatıp civarını yağmalamış, Kara Yusuf un üzerine gelmesiyle de kaçarak Memlük topraklarına girip Halep e sığınmış, onu takip eden Karakoyunlu kuvvetlerinden Kara Yusufun oğlu Pir Budak ın idaresindeki bir kısım askerler Antep üzerine yürümüşlerdi. Bu harekat duyulunca Antep Naibi ve halkının bir kısmı şehri terkedip kaçtı. Kara Yusuf un Memlük sınırlarına girip Antep yöresine gelmesi Kahire de telaş ve endişeye yol açtı. Karayülükün durumunu öğrenmek için Halepe kadar yaklaşan bir Karakoyunlu birliğini mağlup eden Halep Naibi Yeşbek alınan esirlerden Kara Yusuf un Antep şehrinde olduğunu öğrendi. Kara Yusuf askerlerinin bu yenilgisi üzerine Yeşbek e gönderdiği mektupta Karayülük ü cezalandırmak için Memlük topraklarına girdiğini belirterek Antep'e gelmiş olduğu için özür diledi. Bir müddet sonra da Memlük topraklarından ayrıldı. Fakat giderken Antep in çarşı ve pazarlarını yaktığı gibi şehri de askerlerine yağma ettirdi, ayrıca Antep halkından da 100.000 dirhemle kırk at aldı.


OSMANLI DÖNEMİ

Bu tarihten sonra yeniden başlayan Dulkadirli-Memlük mücadelesi Osmanlıların da devreye girmesiyle farklı bir safhaya büründü ve Antep i de etkiledi.1467 doğrudan Memlüklerle savaşa girişerek önce Şam Naibi Berdi Bey kumandasındaki orduyu Turnadağ eteklerinde yenen Dulkadirli Beyi Şehsuvar Bey, Memlük Sultanı Kayıtbay ın EmirCanıbek kulaksız idaresindeki ordusunu da Antep yakınlarında bozguna uğrattı.(30 Mayıs 1468) ve Antep dahil Halep e kadar olan yer- leri kontrolü altına aldı. Ancak az sonra Emir Yeşbek kumandasındaki bir Memlük ordusuna Antep yakınlarındaki savaşta yenildi. Bunun üzerine Antep yeniden Memlük Sultanlığı idaresine girdi.


Alaüddevle nin Beğliği sırasında ise Antep Dulkadir oğullarının hakimiyetinde bulunuyordu Dulkadiroğullarının çok önem verdiği bu şehir daha önce olduğu gibi Alaüddevle Bey tarafından da imar edildi. Alaüddevle burada kendi adıyla anılan bir cami ile bir maslak (Büyük su haznesi) yaptırdı. .Bunların masrafları için vakıflar kurdu. Dulkadir Beyliği Osmanlı himayesi altında Şehsüvaroğlu Ali Beyin idaresine verilirken memlük ler bu fırsattan faydalanarak Antep şehrini tekrar işgal ettiler.


Yavuz Sultan Selim'in İran seferi sırasında ve sonrasında Memlük Sultanı Kansu nun Şah İsmail'i desteklemesi,Memlük teabası sünni halkın memnuniyetsizliğine sebep oldu. Yavuz Sultan Selim bu hususta geniş bir propagandaya girişerek sünnileri Osmanlılar tarafına davet etti Şam ve Halep Naibleri yanın- da Antep Naibi de bu davete olumlu cevap verdi. Nitekim Osmanlı ordusu Memlük topraklarına doğru ilerleyerek Behisni üzerinden gelip Antep yakınlarındaki Merbüzan suyu kenarında ordugah kurduğu sırada Memlükler in Antep Naibi Yunus Bey Osmanlı hizmetine girdi. Yavuz Sultan Selim 20 Ağustos 1516 da Antep'e gelerek üç gün konakladı. Bu suretle Antep Şehri Osmanlı Devletine katılmış oldu.


Osmanlı idaresi sırasında Gaziantep'te önemli bir olay meydana gelmemiştir. Yalnız diğer Anadolu şehirleri gibi burası da XVII. yüzyıldan itibaren zaman zaman Celali saldırılarına uğramıştır. Yöredeki bazı nüfuzlu şahsiyetler ve mütegallibenin et- kisi altına girdi. Şehir Haziran 1839 da kısa bir süre için Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa kuvvetleri tarafından işgal edildi.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ

I. Dünya Savaşından sonra ilk olarak 17 Aralık 1918 de İngilizler şehre girdiler. Yaklaşık Bir yıl süren işgalin ardından Fransızlar ile yaptıkları anlaşma gereği burayı Fransızlara terk ettiler.(5 Kasım 1919)Gerek Fransızların gerekse onlarla hareket eden Ermenilerin baskı ve zulümleri halkın direnişine yol açtı. Antep-Kilis hattında Şahinbey liderliğinde işgale karşı büyük bir savunma başladı. Şahin Bey in şehit edilmesinden sonra bu defa Antep çatışmalara sahne oldu. Antep halkı 1 Nisan 1920 den 7 Şubat 1921 e kadar Fransız kuvvetlerine karşı büyük bir direniş gösterdi. Daha sonra direniş kırıldı,ve Türk Askerleri geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece Fransızlar 9 Şubat 1921 de şehre hakim oldular. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi gücüyle işgale 10 ay dayanan ve düşmana geçit vermeyen Antep'e 6 Şubat 1921 de Gazilik unvanı verdi. Böylece şehir Gaziantep adıyla anılmaya başladı. Fransızlar Ankara Antlaşmasının ardından 25 Aralık 1921 de şehri boşalttılar ve Gaziantep iki yıl süren işgalden kurtulmuş oldu.


Gaziantep Kültürü


Gaziantep El Sanatları


Bakırcılık: Gaziantep bakır işletmeciliğinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır.Bakırlar yekpare olarak imal edilir, yani lehim ya da bir başka yolla birleştirme yapılmaz.



Sedefçilik: Hammaddesi, midye kabuğu, çeşitli teller ve ceviz ağacı olan Sedef ve Sedefkarlık sanatı Ortadoğu ülkelerinde doğmuş ve 15. yüzyıldan sonra Osmanlılara geçmiştir. Sedefçilik asırlarca değişik motif ve desenlerle zenginleştirilerek mimari yapılarda, kullanım eşyalarında ve silah süslemelerinde kullanılmıştır.



Gümüş İşlemeciliği: Yöremizde antik şehir özelliği taşıyan Karkamış, Dülük, Belkıs kentleri ve höyüklerden çıkartılan gümüşler, gümüş işçiliğinin ve kullanımının ilimizde ve yöremizde eskiden beri çok yaygın olduğunu göstermektedir.Günümüzde hızla çoğalan Gümüş İşleme Atölyeleri bu sanatın Gaziantep'te çok hızlı geliştiğini ve önemli döviz girdisi sağladığını göstermektedir.



Yemenicilik: Yemeni, üstü kırmızı ya da siyah deriden, tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabılara denir. Yemeni diken insana da "Köşker" denir.



Antep El İşlemesi : Antep işi, beyaz kumaş üzerine iplik sarılarak ve çekilerek, beyaz, sarı, krem rengi ipliklerle çeşitli susma ve ajurlarla süslenerek işlenir. Antep işi, ilk defa Antep ve çevresinde ev hanımları tarafından yapıldığı için bu adla adlandırılmıştır. İşlemelerin eski Türk işleme karakterini taşıması bu işlerin yerli halk tarafından yapıldığını göstermektedir. Günümüzde işleme tekniği bozulmadan sim, renkli iplikler ve yardımcı nakış iğneleri kullanılarak çok güzel işlemeler yapılmaktadır.



Küpçülük:Küpçülüğün yöremizde M.Ö. 6000'li yıllardan beri yapıldığı arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır.Topraktan yapılan bu ürünler günümüzde süs eşyası, çiçek saksısı ve turistik hatıra eşyası olarak değerlendirilmektedir.


Kuyumculuk:Altın işlemeciliği ilimizde Cumhuriyet'in ilanından sonra gelişmiştir.Gaziantep'te yapımı devam eden Altın Merkezi'nin faaliyete geçmesiyle Altın Borsası kurulacaktır. Gaziantep altın işlemeciliğinin en önemli özelliği mamullerin 22 ayar olarak imal edilmesidir.



Antep Kilimciliği: Antep kilimlerinin hammaddesi öküz, deve ve at tüyü, koyun yünü ve keçi kıllarıdır.Antep kilimleri tezgah, şekil, dokunuş biçimleri ve nakışları yönünden diğer yörelerin kilimlerinden çok farklıdır.


Kutnuculuk:Hammaddesi; floş (suni ipek) ve pamuk ipliği olan ve tamamen el tezgahlarında dokunan kutnu bezi, Türkiye'de sadece Gaziantep'te dokunan ipekli bir dokuma türüdür. Kutnu kumaşı, yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi, çeşitli aksesuar, turistik giysi, çanta, terlik, perdelik kumaş ve milli kıyafet olarak da kullanılmaktadır


Aba Dokumacılığı: Aba; deve, öküz, ve at tüyünden, keçi kılından ve koyun yününden dokunan özel bir kumaştan yapılan bir erkek giysisidir. Abalar dokunduğu ipin ve kumaşın rengine, boyuna ve giyildiği yörenin ismine göre isimlendirilirler.


Zurnacılık: Üflemeli halk çalgılarımızın başında gelen zurna, kalın zerdali ağacından yapılır. Gaziantep'te; Tüm Kaba Zurna, Orta Kaba Zurna ve Cura Zurna çeşitleri imal edilmektedir.


Gaziantep Yemekleri

Gaziantep Mutfağı, seneler boyunca geleneklerinin ve yöresel damak lezzetinin zenginliği ile ülkemiz ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Gaziantep mutfağında ilk bakışta dikkati çeken en önemli husus, kullanılan malzemede gösterilen titizliktir. Yemeği oluşturan tüm malzeme büyük titizlik içerisinde seçilmekte, değişik tat ve lezzet veren baharatlar, salçalar ve karışımlar yemeklerde bol miktarda kullanılmaktadır.Gaziantep yemeklerinde, yemeğin güzelliğinde, lezzetinde malzemenin niteliği kadar yemeği pişirenin ustalığının ve el becerisinin de payı büyüktür.



Gaziantep Yemeklerinin Başlıcaları Şunlardır ;


Köfteler: İçli köfte, Çig köfte, Ekşili köfte, Ufak köfte, malhıtalı (mercimek) köfte, yoğurtlu ufak köfte.

Kebaplar : Kuşbaşı (tike) kebap, kıyma kebabı, patlıcan kebabı, soğan kebabı, simit kebabı, ciğer (cağırtlak) kebabı vb.

Diğer Yemekler : Yuvarlama, lahmacun, karışık dolma, maş çorbası, beyran, şiveydiz, yaprak sarması, çağla aşı, kabaklama, börk aşı, doğrama, kaburga dolması, borani, alinazik, yoğurtlu patates, meyhane pilavı, pişi böreği v.s.

Tatlılar : Baklava, bülbül yuvası, künefe, burmalı kadayif, Antep fıstığı ezmesi, sarma, katmer



COĞRAFİ KONUM

Enlemler / Latitudes................................
Boylamlar / Longitudes ..........................
Rakım / Altitude.........................................
Yüzölçümü / Provincial Area................... Daglar/Mountains.....................................
Ovalar / Plains ..........................................
Platolar / Plateaus ...................................
Yaylalar / High Plateaus .........................

Kuzey / North
Doğu / East....

36°-37°
36°-38°
850 m.
6.216 km²
% 51.9
% 26.9
% 19.0
% 2.2

İlçeler ve Uzaklıkları
Districts and Distances to the City
Uzaklyk / Distance(km)
1-Merkez İlçe (Şahinbey+Şehitkamil) / Central Town
2-Oğuzeli...............................................................................
3-Yavuzeli..............................................................................
4-Nizip...................................................................................
5-Araban................................................................................
6-Nurdağy...............................................................................
7-Karkamış.............................................................................
8-İslahiye...............................................................................

23
41
44
62
67
71
89

İl / City Yön / Direction Uzaklık/Distance (km)
Osmaniye......................
Hatay............................
Adıyaman......................
Şanlıurfa........................
Kahramanmaraş.............
Kilis..............................
Batı / West .................
Güneybatı / Southwest....
Kuzeydoğu / Northeast.......
Doğu / East................
Kuzey / North...................
Güneybatı / Southwest.......
127
196
153
142
78
58




Sosyal Yaşam


Gaziantep'te bahar ve yaz aylarında havanın sıcak olduğu günler şehrin sıcaklığından ve gürültüsünden uzakta, doğayla başbaşa kalmak için "Sahre" adı verilen ailece ve akrabalarla birlikte, yemekli kır gezileri düzenlenir, kır gezilerinde bağ evlerine gidilir. Bu gezi ve piknik yerlerinin bazıları şunlardır:Dülükbaba, Karpuzatan, Kavaklık, Dutluk, Nafak, Burç Ormanları, Burç Göleti, Büyükşahinbey Kasabası (Körkün) piknik yeri, Rumkale piknik alanı, Nizip Karpuzatan piknik alanı ve Karapınar



DOĞAL HAYATI KORUMA ve REKREASYON PARKI


İçerisinde servis binası, kafeterya, akvaryum, kanatlılar için kafesler, maymun, kanguru, deve kuşu, at, deve, geyik, dağ keçisi, dağ koyunu, karaca, kamerun koyunu evleri, tel örgüyle çevrilmiş doğal ortamın ve kışlık barınaklar bulunmaktadır.




TARİHİ YERLERİ

GELENEKSEL ANTEP EVLERİ

Antep Evleri; havara veya keymıh adı verilen yumuşak kalkerli taşlardan kalın olarak yapılır. Genelde bir ya da iki katlı olup, üç katlı olanlara da rastlanmaktadır.Bu tür özelliklere sahip olan geleneksel Antep evleri bugün şehir merkezinde, Eyüboğlu Mahallesi, Türktepe Mahallesi, Tepebaşı, Bostancı ve Kozluca Mahalleleri, Şehreküstü semti ve Kale civarında bulunmaktadır.

TÜRBELER

Gaziantep' te bulunan belli başlı türbeler; Yuşa Peygamber ve Pirsefa Hazretleri Türbesi, Dülükbaba Türbesi, Hacı Baba Türbesi, Ökkeşiye Hazretleri Türbesi, Şeyh Fethullah Türbesi, Nesimi Hazretleri Türbesi ve Siad İbn-i Ebu Vakkası Türbesidir.


HAMAMLAR

Temizliğin simgesi olan hamamlar, eskiden sosyal hayatın vazgeçilmez müesseselerinden birisiydi. Günümüze kadar gelebilen tarihi hamamlarımız; Şeyh Fethullah Hamamı, Hüseyin Paşa Hamamı, Paşa Hamamı, Keyvanbey Hamamı, İki Kapılı Hamam, Naip Hamamı, Nakıpoğlu Hamamı, Tabak Hamamı, Eski Hamam ve Pazar Hamamıdır.


KASTELLER

Gaziantep, geçmişten günümüze yer altı su kaynakları bakımından fakir bir şehirdir. İnsanlar buldukları suyun buharlaşmayla veya başka bir yolla kaybolmasını önlemek için yerin altından açtıkları kanallarla suları şehre dağıtmışlardır.Su kanallarının bazı yerlerde 30-40 basamakla inilen geniş mekanlar oluşturularak kullanılması sağlanmıştır.


GAZİANTEP SANAYİİ


Gaziantep, sanayi ve ticaret yapısıyla Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Coğrafi konumu bakımından bölgeler arasında bir köprü gibi duran Gaziantep her şeyden önce bir ticaret merkezidir.

Gaziantep'te kurulu büyük sanayi işyerleri sayısı Türkiye genelinin yüzde 4'ünü, küçük sanayi işyerleri sayısı ise, yüzde 6'sını oluşturmaktadır. Bu yapısıyla da küçük ve orta ölçekli başta olmak üzere sanayi sektörü, geniş istihdam olanakları sunmaktadır.

İktisaden faal nüfusun % 28.72'si imalat sanayi kollarında çalışmaktadır. Gaziantep'in imalat sanayiindeki mevcut tesislerin büyük çoğunluğu Organize Sanayi Bölgeleri, Örnek Sanayi, Küçük Sanayi Bölgesi. Nizip Caddesi ile 1. ve 2. Ünaldı- Şehreküstü bölgelerinde yerleşmişlerdir.



İmalat Sanayi ve Sektörel Yapısı: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bir ekonomik merkez konumunda olan Gaziantep'te imalat sanayi de gelişmiş durumdadır. İmalat sanayinde küçük imalathane ve atölyelerin yanı sıra. büyük tesislerin de sayıca çokluğu dikkat çekmektedir. Gaziantep sanayisi bir çok sektörde Türkiye'nin en önemli üretim merkezi konumundadır.

Gaziantep'te imalat sanayii; gıda, tekstil, kimya-plastik, makine-metal. otomotiv yan, inşaat yan. deri ve işlenmiş deri mamulleri, orman-ağaç-kağıt ürünleri sanayii adları altında sekiz grupta toplanmıştır.

Organize Sanayi Bölgesi: Organize sanayi bölgesi; birbiri ile işbirliği halinde üretim yapan orta ve küçük ölçekli işletmelere planlı bir alanda ortak altyapı hizmetlerinden yararlanarak daha kolay ve ucuz üretim yapma olanağı sağlayan bir sistemdir. Gaziantep'te halen 12 milyon m2'lik alanıyla üç organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. 210 hektarlık alan üzerinde kurulu bulunan 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde 138 firma faaliyet göstermektedir. Firmalar genelde orta ölçekli olup ağırlıklı olarak tekstil. makine. metal. kimya. plastik ve gıda sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Bu bölgede 20 bin işçi çalışmakta. aylık ortalama 20 milyon Kw/h elektrik enerjisi ile 100 000 ton su kullanılmaktadır.

2. Organize Sanayi Bölgesi: 450 hektarlık alan üzerinde kurulmuş ve 277 sanayiciye tahsisi yapılmıştır. Altyapı inşaatı bitmemesine rağmen 150 büyük ölçekli firma faaliyete geçmiştir. Halen bölgede 100 firma inşaat ve montaj aşamasındadır. Bölgede ağırlıklı olarak tekstil, kimya, plastik ve gıda sektörlerinde üretim yapılmakta. 20.000 işçi çalışmakta, ayda 25 milyon kw/h ve 100 000 ton su tüketilmektedir. 2. Organize Sanayi Bölgesi. 540 hektarlık alan üzerinde planlanmıştır. Bölgede faaliyet göstermek için 900'ün üzerinde sanayici arsa talebinde bulunmuş, ancak 297 sanayiciye arsa tahsisi yapılabilmiştir. Halen bölgede tekstil. gıda. inşaat malzemeleri ve sentetik dokuma alanlarında yüz civarında firma faaliyete başlamıştır. Bunun yanında Gaziantep sanayicilerinin taleplerini karşılamak için dördüncü bir organize sanayi bölgesi kurulma çalışmaları sürmektedir.

Örnek Sanayi ve Küçük Sanayi Sitesi: Örnek Sanayi Sitesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Sınai ve Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) tarafından müştereken gerçekleştirilen 350.000 m2'lik bir alanda her biri 800 m2 kapalı sahası bulunan 50 örnek sanayi işyerinin yer aldığı bir bölgedir.

Site. işletme hacmi ve üretim metotları bakımından küçük ve orta ölçekli sanayicilere örnek olması ve teşvik edilmesi amacıyla kurulmuştur. Sitede yer alan başlıca sektörler; tekstil makineleri, çelik döküm. otomotiv yedek parçaları, buhar kazanları, baraj ekipmanları, hububat-bakliyat işleme makineleri. metal ve ağaç işleme makineleri. boya ve ambalaj sanayi tesisleridir. 1., 2. ve 3. küçük sanayi sitesindeki işyeri sayısı 3620 toplam işçi sayısı da 25 000'dir. Bölgede bulunan sanayicilere hizmet vermek amacıyla kurulan KOSGEB. bölgedeki işletmelere eğitim, mühendislik. müşavirlik ve laboratuar hizmetleri sunmaktadır.

Nizip Caddesi ve Çevresi : Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerinin yapılmasından önce şehir içinde sanayi faaliyeti gösterilen ilk bölge Nizip Caddesi'dir. Bölgede 150 firma faaliyet göstermektedir.

Bu bölgede faaliyet gösteren firmalarca genel olarak. Plastik ayakkabı, un, irmik. halı, akrilik iplik, pamuk ipliği ve metal eşya üretimi yapılmaktadır. Hızlı nüfus artışı ve kentleşme neticesinde şehir içinde kalan işletmeler üretimlerinin bir bölümünü veya tamamını sanayi bölgelerine taşıma eğilimi içerisindedir.

Ünaldı-Şehreküstü Bölgesi : Gaziantep sanayisinin ilk yerleşim bölgelerinden biridir. Bölgede 700 firma bulunmaktadır. Firmaların çoğunu mercimek işleme, plastik ve halı fabrikaları oluşturmaktadır. Firmalar genelde küçük ve orta ölçeklidir.

Gaziantep Ticaret Odası Avrupa Birliği Bilgi Bürosu: Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği'nin 1996 yılında başlattığı "Türkiye Bölgesel Bilgi Ağı" ilk kez Gaziantep'te gerçekleşti. Avrupa Birliği Bilgi Büroları'nın ilki Gaziantep Ticaret Odası bünyesinde kuruldu.

Büronun görevi, Avrupa Birliği ve özellikle Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri konularında yerel bilgi taleplerini karşılamaktadır. Büroya, ayda ortalama 15-20 başvuru olmuş. üç yılda toplam 700'e yakın bilgi talebi cevaplandırılmıştır. Büro ayrıca Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği tarafından Türkçeleştirilen AB ile ilgili toplam 12 bine yakın yayının dağıtımını gerçekleştirmiş, 16 seminer ve konferans düzenlemiş. Gümrük Birliği ile ilgili araştırmalar yapmış, iş ve mesleki eğitim projeleri geliştirmiş, film festivali, karikatür sergisi. konserler, kompozisyon ve resim yarışmaları gibi kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlemiştir.

GAP VE GAZİANTEP


Güneydoğu Anadolu Projesi, bölgenin sosyo-ekonomik kalkınması için sanayi, tarım, inşaat. ulaştırma. eğitim ve sağlık gibi tüm sektörleri içeren bir "Entegre Bölgesel Kalkınma Projesi"dir. Ayrıca bugüne kadar uygulanmakta olan merkezden sektörel bazda planlama çalışmalarının en büyük örneğidir.

Gaziantep bu dev sanayisi ve ekonomik yapısı ile, GAP kapsamı içerisinde bulunan illerin tümünden daha ileri durumda olmakla beraber, GAP ile direkt ilişkisi bulunmaktadır. Coğrafi konum olarak. GAP kapsamında olan bölgenin tamamlayıcısı ve kapısı durumundadır. GAP sulama şebekesi projesinde Gaziantep topraklarının bir kısmı da sulanacaktır. Dolayısıyla sulanan bölgede sulu tarıma geçilebileceğinden toprak daha bereketli ürün verecek, pazara ve ihracata yönelik ürün çeşitliliği sağlanacak. ürün deseni ve rotaryonları geliştirilerek ürün yoğunluğunun artırılması sağlanacaktır.

Gaziantep'te GAP ile birlikte hayvan yetiştiriliciliği gelişmiş. sulu bölgelerde tatlı su balıkçılığı yapılmaya başlanmış. yolcu ve yük trafiğinde önemli artışlar görülmüş. bu yolcu ve yük trafiğinin artışına paralel olarak otoyollar inşa edilmiş. nüfus açısından şehrin çekim gücü artmış ve dolayısıyla şehrin iç hacmi de büyümüştür.

GAP'taki tüm bu oluşumlar. yüksek istihdam imkanı sağlayacak. hali hazır bölgenin en önemli problemlerinden olan işsizliğe ve göçe çare olacaktır. Hazır altyapısı. önemli kavşak noktasında bulunması. sanayi ve ticaret yapısı. etkisinde bulundurduğu birçok il ile birlikte Gaziantep bölgenin hammadde ve ziraat ürünlerini değerlendirerek iç ve dış piyasalara mamul maddeler halinde sunacaktır.

Kaynak: Gaziantep Üniversitesi Resmi İnternet Sayfası

Gaziantep ile ilgili adresler;

Gaziantep'te Bir Gemi

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com