ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

30 Mayıs 2008


Temmuz ayında mezuniyeti,

Ağustos ayında göreve başlamayı,

Eylül Ayında Tus sınavını,

Ve her fırsatta dostum, arkadaşım, canım diye geçinenlerin yeni yalanlarını, sahteliklerini, kahpeliklerini...

Bekliyorum!..

29 Mayıs 2008

Henüz 2 aylık olsa da bugüne nazaran "eski" sayılabilecek temamda birtakım sorunlar vardı. Bu yüzden çok sevdiğim halde değiştirmek zorunda kaldım ve bunu yaparken de yine sevdiğim başka bir tema olan Langit adlı temaya geçtim.
AhmetAli'nin de dediği gibi;
"Tedbil-i temada ferahlık vardır!" :)





Nice şanlı zaferler kazanmış bir milletin evlatlarıyız ve bugün de bu zaferlerden sadece bir tanesinin, tarihin akışını değiştiren, çağ kapatıp, çağ açan, Şehr-i destan İstanbul'umuzun fethinin 555. yıldönümündeyiz. Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v)in iltifatına mazhar olmuş bir Fatih'in nesli olmak, onun izinden gidebilmek her ferde nasip olmayacak kadar büyük bir hadisedir ve onurdur.
Bu nesle layık evlatlar olabilmemiz dileği ve temennisiyle İstanbul'un Fethi'nin 555. Yıldönümü'nü kutlarım.
Bu vesileyle "Geçmişi olmayanın geleceği olmaz" sözünü tüm milletimize tekrar hatırlatmak istiyorum. Bu vatan için verilen canların, akan kanların kıymetini, feda edilen şeyleri asla unutmadık, unutmayacağız!
Geçmişinden ders alıp geleceğe yürüyen nesillere!
8 Haziran 2008 saat 10:00' da yapılacak olan (kardeşimin de gireceği) Orta Öğretim Kurumları Seçme Sınavı'na (OKS) girecek adayların sınav yeri bilgileri belli olmuş.

OKS Sınav giriş yerlerini öğrenmek için şuradan buyrun.

28 Mayıs 2008



Bugünlerde adı tartışılan bir sinema var gösterimde. Gerçekten de garip bir isim, "O... Çocukları" diye film mi olur ya hu :) Filmi henüz izleyemedim, fragmanını görebildim sadece. Bir arkadaşımın önerisiyle film müziğini dinleme şansım oldu. Eskiden bildiğim bir şarkı ama Kıraç el atınca bambaşka bir tad olmuş... Şarkının adı "Yaşamam artık" Önceleri Selahattin Özdemir, Ali Seven gibi isimlerden de duymuştum ama Kıraç farkı işte...Çevirip çevirip dinliyorum. Şuradan da dinleyebilirsiniz:

boomp3.com

Şarkıyı şuradan , şuradan veya şuradan indirebilirsiniz. (Boyutu 1.1 MB) (Umarım korsan kapsamına girmiyordur:) )

Filmi izlemek nasip olursa ona dair birşeyler karalayabiliriz belki ama bu güzel müzik varken şimdi biraz tadını çıkarmaya bakalım...

27 Mayıs 2008

Daha önce eski blogumda şuradaki yazımda 120 adlı mükemmel filme dair bir yazı yazmaya çalışmış ve filmden ne kadar etkilendiğimi anlatmaya çalışmıştım. Bu filmi yapanların ellerinden öpebilmek isterdim. Şükranlarımı sunabilmek isterdim. Çocuklarımıza, kardeşlerimize velhasıl geleceğimizi yaratacak bireylerimize her geçen gün Selena, Tatlı Cadı, Winx bilmem ne gibi saçma sapan şeyler sunan, zihinlerini allak bullak ve dünyadan bihaber eden bir zihniyete karşı verilecek en güzel cevaptır bu film. Aynı zamanda tazecik beyinlerin asıl bilmesi, öğrenmesi gerekenlerdir bu film.
Keşke bu film daha uzun süre vizyonda kalabilseydi, daha çok insana ulaşabilseydi de milletimiz gerektiğinde neleri feda edebildiğini, buralara nasıl geldiğini görebilseydi.
Bu yüzden yaşamak ve yaşatmak için bu filmi izleyelim ve izletelim!

İşte o filmde geçen kahraman kardeşlerimizden bir tanesi öyle güzel bir şiir okuyordu ki kanım dondu desem yeridir. Önce şiirin adını öğrenmek için uğraştım. Aylar oldu o şiirin mp3 formatını arayıp da bulamıyordum. Filmdeki halini bile bulamamıştım. Hemen aklıma "Kurda sormuşlar, "ensen neden kalın?" diye. O da "kendi işimi kendim yaparım da ondan" demiş" hikayesi geldi. Kendimi öyle bir gaza getirdim :)
İlk işim önce filmi bulmak oldu. Cd'sini buldum. Cd yi kesme biçme işlemlerinden sonra şiir okuma sahnesini elde ettim. Bununla kalır mıyım? Sadece mp3 formatı da olsun diyerek videodan ses ayırma programı edindim. (Bu sayede bunu da öğrendim) Bununla da yetinmedim bir de birkaç uygun resim eşliğinde kendimce bir görüntü hazırladım. (İyi gaza gelmişim be!) Şimdi sonuç olarak elimde;
* 120 filmi, şiir okuma sahnesi, şiir formatı ve kendi hazırladığım video oldu. Hasılat iyi maşallah :)
Şimdi bu kadar yaptıktan sonra benim gibi bu şiirin divaneleri için paylaşmamak olmaz. Ben bulana kadar canım çıktı bari değerli internet alemi zorlanmasın.
Mp3 olarak indirmek için Şuraya veya şuraya buyrun.

Şuradan sayfa üzerinden dinleyebilir;
Şuradan da hazırladığım görüntüyü izleyebilirsiniz;

video
Şiir metni ise;

Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.
Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.
Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.
Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.
Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.
Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.
Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.
Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.
Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur.

1904-Şeki

Bir millet olarak geçmişimizi ve gerçeğimizi bilmek en büyük zaruriyetlerimizdendir. Evet, bu filmin benim için kısa tanımı "kendini ve gerçeğini bilmektir" Kendinizi bilin, tanıyın. Yaşayın ve yaşatın!

26 Mayıs 2008

Biraz da rap... :)
Pit10'un Umrumda Değil adlı rap albümü çıktı ve indirilmeye hazır! (Korsan değildir, kendi sitesinden de kontrol edilebilir.)



01. Umrumda Değil !
02. Yaşam Ve Ölüm
03. Rastgele
04. Zaman Hırsız
05. Gözlerini Kapayınca feat. Zeynep Sağdaş
06. Okulum
07. Hayattan Fragman
08. Kuşatma 1453 feat. Sansar
09. O ve Ben '07
10. Biz Haksız Onlar Haklı feat. Sırtlan
11. Bu Bir Kâbus
12. Kelepir feat. 2na (SaltEmpoze)
13. Server vs Pit10
14. Saklı Hakkım feat. U.L.A.Ş
15. Sisli Kimlik

Albümü indirmek için şu adresleri kullanabilirsiniz.
RapidShare:
http://rapidshare.com/files/117023007/Pit10.rar
ZShare:
http://www.zshare.net/download/1246279898c9137e
Badongo:
http://www.badongo.com/tr/file/9533539

Not: İndirme adresleri şuradan alınmıştır.

25 Mayıs 2008

Malumunuz, Fenerbahçe taraftarıyım ve bu sene Süper Lig olsun, Şampiyonlar Ligi olsun takımımız son sürat giderken son virajlarda çok fena afalladı malesef. Geçenlerde e-postama düşen bu videoya oldukça güldüm. İşte bu video Fenerbahçe'mizin saç baş yolduran bu sürecini çok güzel özetlemiş. Videoya en uygun başlık şu olsa gerek:
"Fenerbahçe şampiyonluğa koşuyor..." :)


video

24 Mayıs 2008

Bu yazıda blog ya da sitemize iletişim modülü ekleyerek sitemizi ziyaret eden kullanıcıların bizimle site üzerinden iletişim kurabilmesini sağlayacağız. Kişilerin bıraktıkları mesajlar anında ayarladığınız messenger ya da e-postaya gidiyor. Kurulumu ve kullanımı oldukça basit. Başlıyoruz:

# ÖnceliklePlugoo sitesine giriyoruz, üye oluyoruz. Üye olmaya başlarken bize hangi yolla iletişim kurmak istiyorsak (Msn Messenger, Yahoo Messenger, Jabber, Google talk gibi) sayfadan o programın simgesine tıklıyoruz.

# Diyelim ki "Msn Messenger" kullanmayı seçtik hemen aynı sayfada e-posta adresi isteyen bir menü çıkacak. Burada kullanacağımız e-posta ve msn adresimizi yazıyoruz. Daha sonra şifre belirliyoruz ve tamamlıyoruz.

# Belirttiğimiz e-posta hesabımıza aktivasyon iletisi geliyor.Gelen iletiden hesabımızı aktive ettikten sonra kullanacağımız modülü ve renkleri düzenleme sayfasına geliyoruz.

# Çevrimiçi, meşgul ve çevrimdışı mesajlarınızı istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz.

Burayı da kendinize göre düzenledikten sonra alt tarafta "save" düğmesine tıklayarak kaydediyoruz. HTML yazan yerde kodu alıp sitemizde istediğimiz yere ekliyoruz. İşte sonuç:

Umarım işinize yarar.

Dokümanı bizzat kendi ellerimle hazırladım, afiyet olsun. :)

23 Mayıs 2008

Büyüklerimiz iyi hatırlarlar bu filmi. Ben de bir Kadir İnanır ve Türkan Şoray hayranı olarak çok uzun zaman önce izlemiştim. 1970 yapımı "Dönüş" adlı bu harika filme yine aynı güzellikte bir şarkı eşlik ediyordu. Seha Okuş o güzel sesiyle öyle bir güzel söylüyor ki, filmle birlikte eşşiz bir tad halini alıyordu. Dinledikçe dinlenesi bir eser.

Uzun süredir internette bu şarkıyı bulmaya niyetleniyordum ama her defasında bir şekilde gözden kaçıyordu. Geçenlerde bir misafirim aynı şarkıdan bahsedince hemen araştırdık ve sporun ve sporcunun en büyük dostu olan :) Youtube sitesinde aradığımızı bulmayı başardık.

Günde en az 10 kere dinlediğim bu şarkıyı sizlerle de paylaşmak istedim. Benim gibi hastası olanlar için....

Buraya, buraya, buraya veya buraya (rapidshare) tıklayarak indirebilir, şuradan da dinleyebilirsiniz.

22 Mayıs 2008

Don Kişot misali, tek başıma sigaraya karşı mücadelem devam ediyor. :) İnternette gezerken bulduğum şu öneriler sigarayı bırakmak isteyenler için faydalı olabilir...

Araştırmalar sigara içenlerin yüzde 90'ının sigarayı bırakmak istediklerini fakat bunu başaramadıklarını göstermektedir. Çoğu tiryaki aksini söylese de sigarayı bırakmak mümkündür.

Uyandıktan hemen sonra sigara içenlerin, hastayken sigara içenlerin, sigaradan uzak duramayanların, sabahları daha fazla sigara içenlerin ciddi derecede bağımlılığı vardır ve bu kişiler sigarayı bırakmakta zorlanırlar. Sigarayı bırakanların yüzde 70'i ilk ayda tekrar kullanmaya başlarlar.

Sigarayı bırakmış olanların dörtte birinden azı, ilk girişiminde bunu başarmıştır. Sigarayı kalıcı olarak bırakanların çoğu bunu başarmadan önce 3-4 kez bırakmayı deneyip yeniden başlamışlardır. Güzel haber şu ki, sigarayı bırakmaya çalışıp bırakamamak her şeyin sonu değildir. Neden başarısız kalındığından ders alarak bunu başarıncaya kadar tekrar tekrar gayret etmek gerekir. Araştırmaların verdiği başka iyi bir haberde de, Amerika'da sigara içen kişilerin yaklaşık %45'inin sonunda sigarayı bırakabilmesidir.

Sigarayı bırakmak için 20 öneri

1- Kendinize inanın ve güvenin. Sigarayı bırakabileceğinize inanın. Hayatınızda daha önce başardığınız zor işleri düşünün. Sigarayı da bırakabileceğiniz düşünün.

2- Sigarayı bırakma sebeplerinizi ve bırakmakla kazanacaklarınızı yazın: Örnek: Daha uzun yaşamak, kendinizi daha iyi hissetmek, para biriktirmek, daha iyi kokmak... Sigara içen herkes bunun zararlarını bilir ve bırakmak ister, siz bunu yazılı hale getirin ve her gün okuyun.

3- Ailenizden ve arkadaşlarınızdan sigarayı bırakma kararınızı desteklemelerini isteyin. Size yardımcı olmalarını; ama kesinlikle sizi suçlamamaları gerektiğini söyleyin. Sigarayı bıraktığınız ilk günlerde zorlanacağınızı ve size anlayış göstermelerini rica edin.

4- Sigarayı bırakmak için bir gün belirleyin. Bugünün yeni hayatınız için bir başlangıç olduğunu düşünün.

5- Sigarayı bırakmak için bir doktora danışabilirsiniz ve onun yardım ve önerilerini alabilirisiniz.

6- Kendinize bir egzersiz programı belirleyin. Spor yaparken sigara içmek aklına gelmeyecektir, üstelik sigara verimli egzersiz yapmanızı engelleyecektir. Spor yapmak stresinizi azaltacak ve sigaranın vücudunuz yıllarca yaptığı zararı tamir etmesine yardımcı olacaktır. Haftada 3-4 kere, 30-40 dakika spor yapın.

7- Her gün 3-5 dakika nefes egzersizi yapın. Gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan derin nefes alın, nefesinizi birkaç saniye tutun ve çok yavaş bir şekilde ağzınızdan verin. Nefes egzersizi sırasında daha temiz ve daha rahat nefes aldığınızı göreceksiniz.

8- Birisi size sigara ikram ederse reddedin, kullanmıyorum deyin. Bu sizin kendinize olan güveninizi artıracaktır.

9- Pek çok sigara tiryakisi, sigarayı yavaş yavaş bırakamayacağını; ancak bir seferde bırakabileceğini düşünür. Hangi metodun size daha uygun olduğuna siz karar verin.

10- Pek çok sigara tiryakisi, sigarayı yavaş yavaş ırakamayacağını; ancak bir seferde bırakabileceğini düşünür. Hangi metodun size daha uygun olduğuna siz karar verin.

11- Sigarayı bırakmayı isteyen bir arkadaşınız daha varsa bunu yapmak daha kolay olacaktır. Birbirinizi teşvik edici konuşmalar yapın.

12- Dişlerinizi temizletin ve her zaman temiz tutun.

13- Sigarayı bıraktıktan sonra kendinize bir ödül verin.

14- Çok fazla su için. Su her anlamda vücudunuz için faydalıdır. Pek çok kişi yeterince su içmez. Vücudunuzdan nikotinin ve diğer zararlı kimyasal maddelerin atılmasına yardımcı olacaktır. Sigaranın verdiği zararları düzeltecektir. Ayrıca, yemek yeme isteğinizi de azaltacaktır.

15- Sigarayı en çok ne zaman istediğinizi düşünün; canınız sıkkın olduğunda, yemekten sonra, işten eve gelince mi? Sigara içmek yerine hoşunuza giden bir şey yapın.

16- Elinizdeki ve ağzınızdaki boşluk hissini gidermek için bir şey bulun. Örneğin, su için, sakız çiğneyin, leblebi yiyin.

17- Sigarayı bırakma konusunda düşüncelerinizi yazın. Bunu her gün okuyun.

18- Yanınızda sizin için çok önemli birisinin resmini taşıyın, bir kâğıda ‘sigarayı bırakacağıma söz veriyorum’ diye yazın, canınız her sigara istediğinde bu resme ve nota bakın.

19- Canınız sigara istediğinde, bir sigara yakmak yerine hislerinizi bir günlüğe yazın. Bu günlüğü her zaman yanınızda taşıyın.

20- Bu listeyi okuduktan sonra, önerileri kendinize uyarlayın ve sigarayı bırakmak için kendi planınızı yapın.
İşte Tıp fakültesi, Tus (Tıpta Uzmanlık Sınavı), Doktorluk yolunda çekilen çilelere dair yine tıbbieyeli arkadaşlarımızdan farklı bir yorum...
İzleyenler "buldun da buluyorsun" demesinler;
Yaşamayan, çekmeyen bilmez!!! :)



21 Mayıs 2008

Blogcu için uyarlamış olduğum şablonlar arasında belki de en çok hoşuma gidenlerden biri bu şablon. Bakınca "bunda ne var ki?" diye düşünebilirsiniz ama ben renklerini çok sevdim. Buyrun, ekran görüntüsü:



Buraya tıklayarak blogcuya uyarlanmış şablon kodlarını indirebilirsiniz.

Soru(n)larınız olursa yorum olarak belirtebilirsiniz.
Geçenlerde haberlerde yine büyük bir gafla karşılaştık. Aysun Kayacı'nın ilginç demokrasi yorumundan sonra Demet Akalın'ın yurdum insanına bakışını da gördük malesef.
Tuğba Özay ve Aysun Kayacı olaylarına dair birşeyler karalamıştım (burada ve burada) ve bu tür olaylara neden şaşıramadığımı, bu tip insanlara bu cesareti aslında onlara değer veren saf yurdum insanı olduğunu yazmıştım.
Demet Akalın tempo tutmayan herkesi dağdan inmekle, moron moron bakmakla itham ediyor ama kendisine "acaba neden beğenilmedi?" diye sormayı akıl edemiyordu. İzlerken şaşırmadım, sadece üzüldüm...
Benim nazarımda "sanatçı" topluma örnek olmalı, hep bir adım önde gitmek zorundadır. Sorsanız bu şahıslar da assolist, sanatçı gibi sıfatları en çok kendilerine layık görürler ama sanatın ve sanatçı olmanın ne olduğundan bihaber olduklar oldukça aşikar... Bunu sadece kendileri (belki de görüyorlar ama kabul edemiyorlar) ve bir de televizyonların sürekli etkisiyle giderek değerlerini yitiren halkımız göremiyor...
Demiştim ya, "ayaklar baş oldukça" biz daha çoook kahroluruz...
Merakla beklediğimiz, sigara içenlerin olaya hayretle baktığı, içmeyen bizlerin ise sevinç ve umutla beklediği meşhur sigara yasağı 19 Mayıs itibariyle başladı. Aslına bakılırsa yasağın kapsamı, şekli ve içeriği büyük bir kesim tarafından -ben de dahil- pek bilinmiyor. Ne kadar etkili ve caydırıcı olacağı da tam bir muamma. Ama dediğim gibi sigara içmeyen kesim için büyük bir gelişme.
Umarım amacına ulaşabilir. Umarım nefes yerine zehir çekmekten kurtuluruz. Umarım sigara içen o birkaç cahilin kendilerini geçtik başkasının sağlıklı yaşama hakkına engel olmasından bir nebze de olsa kurtuluruz...
Cahil diyorum, şaşırmayın. Dahasını da demek vardı ama adabımuaşeret elvermiyor işte. :) Kimse kusura bakmasın ama bile bile sağlığına, kendisine ve çevresine zarar veren kimse herkesten daha da cahildir.
"19 Mayıs" tarihi milli anlamda ülkemiz için güzel ve anlamlı bir gün. Umarım sağlık tarihinde de böyle büyük bir anlam ve öneme sahip olmayı başarabilir...
Sigara içmeyenler olarak büyük bir merakla ve umutla izlemedeyiz...

19 Mayıs 2008

Sigara şu sıralar hayatımda en sinir olduğum şeylerin başında geliyor. Kendisi, kokusu, zararları vs. derken bir sürü sebebim de var :) Sevmiyorum işte sigarayı! İçenler de bir zahmet benden uzak dursunlar...

Sayın Sigara Tiryakisi,
Belki şu anda sigaranızla mutlu olup, sigara içme hakkınız kısıtlandığı için öfkelenmektesiniz. Sigaranın zararlarını bildiğinizi düşünmenize rağmen sigaraya devam ediyorsunuz. Belki de şöyle düşünüyorsunuz ;

  • *Günde bir kaç sigara içiyorum, bu da tehlikeli değil.
  • *Sigarayı bırakamayacak kadar tiryakiyim.
  • *Sigara strese dayanmamı kolaylaştırıyor.
  • *Kilo almamı engelliyor.
  • *Herkes bu kadar karışmasa bırakabilirim.

NEDEN SİGARA İÇMEYE DEVAM EDİYORSUNUZ ?

Fiziksel Bağımlılık : Sigaradaki nikotin, alkol, kokain ve eroinden daha fazla bağımlılık yapan bir maddedir. Her soluktan 7 saniye sonra nikotin beyninize ulaşıp " iyi hissetmenizi" ve daha fazla "nikotin istemenizi" sağlıyor.

Fiziksel Alışkanlık : Sigaradan çekilen her nefes el ve ağız alışkanlığınızı kuvvetlendiriyor. Eğer günde 1 paket sigara içiyorsanız ve her sigaradan 10 nefes çekiyorsanız, günde 200 kez, yılda 73 000 kez bunu tekrarlıyorsunuz ve gittikçe güçlenen bir alışkanlık ortaya çıkıyor.

Duygusal Destek : Sigara tiryakileri sigarayı kötü zamanlarında destek olan, iyi zamanlarında neşelerini artıran bir arkadaş olarak görürler.

Kimlik : Bir çok sigara tiryakisi sigarayla kendini özdeşleştirmiştir.

Sosyal Alışkanlık : Eğer kahvenizin yanında veya kahvede, barda sigara içiyorsanız, belli sosyal durumlarda sigara içmeye kendinizi alıştırmışsınız demektir.

Sigara Endüstrisi : Sigara üreticisi firmalar, sigara, ile soğukkanlılık, kararlılık, incelik, güç ve öfkenin kontrol altına alınması arasında ilişki olduğuna insanları inandırmak için milyonlarca dolarlık reklam yapmakta, filmlerde önemli karakterlerin kendi sigaralarını içmeleri için yüz binlerce dolar ödemektedirler. " Amerika gibi ülkelerde sigara içmek iyice kontrol altına alındığından, sigaralarını gelişmekte olan ülkelerde pazarlamakta ve insanların genç yaşta sigaraya başlayıp, devam etmeleri için her yolu denemektedirler. " Sigaraya alıştırdıkları kişinin bütçesinden her ay düzenli bir bölüme el koymaktadırlar.

Lütfen gizli ve açık sigara reklamlarına inanmayın !

Kendinize güvenin, sigarayı bırakabilirsiniz.

Stresle başa çıkmakta zorlanıyorsanız ailenizden, arkadaşlarınızdan, doktorunuzdan yardım isteyin.
Hastalıklı bir yaşam ve erken ölmek istemiyorsanız sigarayı bırakmayı başaracaksınız !

Konuya dair bilgiler İstanbul Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tülin Çağatay tarafından hazırlanmıştır ve karikatürler Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'ya aittir.

Kaynak da Şurasıdır.

18 Mayıs 2008

Uzun zamandır Kurtlar Vadisi'ni izlemek mümkün olmuyordu. Bu hafta izlemek nasip oldu. Muro, Çeto yine formundaydı derken Memati efkarlandığı sırada bir müzik çaldı ki... Hemen içimiz eridi.
Memati abimiz
- Kazım, Ses ver! dedi ve o güzel şarkı başladı...

Bu şehir girdap gülüm! diyerek başladı, usul usul içimize akıverdi...
Dinlemek için şuraya;


Şarkıyı indirmek için ise Buraya, Buraya ya da Buraya (Rapidshare) tıklayabilirsiniz...
Sağda solda dilden dile dolaşıyor, Pagerank'ım (Pr) şu kadar, bu kadar diye. Aslında büyük kısmımız da bilmiyor; "Pr nedir?" sorusunun cevabını. Bu kafayla internette dolaşırken şu adreste Pr hakkında detaylı bilgiye rastladım, okuyalım bakalım; Pagerank neymiş:

"Google Pagerank™ (Pr) Nedir?"

Pagerank Türkçede tam karşılığı olmayan bir Google terimidir, genelde internet kullanıcıları ve site tasarımcıları tarafından “Link Popülerliği Puanı” olarak algılanır ama kullanılan terim PageRank'dır.
PageRank Google'ın site sıralamasında kullandığı algoritmanın sonucu sitenize verdiği değeri gösteren bir basitleştirilmiş değerdir.
Google kendisi her ne kadar güncel veriler ile çalışsa da her aramada bu verileri kullanmasın sorun yaratacağı için bu basitleştirilmiş değeri geliştirip bunu kullanmaya başlamıştır.
Arama Motorunu programlayanlar eğer bir site dışarıdan çok link (ilişim) alıyorsa bu sitenin içeriği iyidir düşüncesi ile kodları yazdıklarından arama siteleri de genelde bu düşünceye göre siteleri sıralarlar. Google da aynı düşunce ile kodlanmış bir arama motorudur.
Google açısından PageRank da burada devreye girer, çünkü bir siteye verilen linklerin analizinden sonra o site için oluşturulmuş bir değerdir bu. Ancak sadece link almak yeteli değildir, nasıl link aldığınız da önemlidir, yani tabiî ki bu linklerin içeriğinde bulunan anahtar kelimelerin de büyük bir anlamı vardır. Mesela [ Gazete Linkleri ] ile link verirseniz siteniz [ Gazete Linkleri ] sıralamasında üstte yer alır, ancak [ Gazeteler ] diye ilişim verirseniz linkiniz de buna karşılık [ Gazeteler ] anahtar kelimesinde yer alır.
Sonra site içeriğinde bulunan ve linklerde kullanılmış anahtar kelimeler ile bu PageRank verisi birleştirilerek sitenizin Google aramalarınsa sırası belirlenir.
Şimdi hemen aklınıza bir sürü siteye linkinizi yerleştirmek bedava alanlara bir sürü link sayfası koymak gelebilir. Google arama motorunu kod yazıcıları bunları önceden düşünmüşlerdir. Belli bir PageRank değerine ulaşmayan sitelerden aldığınız linkler sitenizin PageRank değerini artırmaz. Yani link aldığınız sitenin PageRank değeri ne kadar yüksek ise sizin sitenize de o kadar etki yapar. PageRank 3 ve altındaki sitelerden aldığınız linkler fazla işe yaramaz.
Mesela 10.000 tane pr0 yada pr1 siteden ilişim almaktansa 1 tane pr4 siteden link almak daha iyidir.
Yada 10 tane pr4 siteden link almaktansa bir tane pr5 siteden link almak daha iyidir. 50 tane pr4 siteden link almaktansa bir tane pr6 siteden link almak daha iyidir.
Yani özetle yüksek PR sahibi sitelerden link almak daha iyidir.
Bu durumda bunun ticaretini yapan siteler de türemiştir tabiî ki. Bunların PR değerlerine kanarak hemen reklâm vermeyiniz!
Çünkü Google bunu da önceden düşünmüş ve "Natural Linkling" ile "Unnatural Linking" diye linkleri de ikiye ayırmıştır.
Yani siz ne kadar para verseniz verin eğer reklam verdiğiniz site sahibi sizin linkinizi düzgün yerleştirmez ise, rengarenk tablolar içerisinde ve bir köşede yerleştirirse (Örneğin iyinet.com reklam alanı), yani işte bunlar da linktir diye sıralar ise, bu linkler bir metin içerisinde bulunan linklerden daha az etki yapacaktır.
Ayrıca verilen linklerin sayfa düzenine oturması gerekir, çünkü Google üstelik sayfa içerisinde bulunan taglar ile de ilgilenir ve bu sayede bu linkler "unnatural" ( yani doğal değil, paralı veya istek üzerine) diye karar verebilir bu yazı içerisinde kullandığımız [ Gazeteler ] linkini bu şekilde örnek alabilirsiniz. Bu linkin etkisi Google sıralamasında daha etkili olacaktır. Veya yanda bulunan PageRank içerikli ilişimler (linkler) de bu yazıda bulunan konu ile ilgili olduğundan yine öylesine bir sayfada listelenmiş ve konu ile alakasız olanlardan daha etkili olacaktır.


Blogum için henüz Pagerank değeri yok. Ama mutluluğun pagerank değeri kaç olabilir ki? :)
Sabah sabah yine formumuzdaydık. 2 ev arkadaşım ve ben bugün hazır başbaşa kalabilmeyi başarmışken esaslı bir kahvaltı yapmaya karar verdik. Tabi esaslı kahvaltı dediğimiz de yumurta, domates ve salatalıktan ibaretti ama bizim öğrenci evinin en gözde yemeklerindendir bu menü :)
İşte bu sabah bu hışımla kahvaltı olayına girişince önce 5 yumurtayla başladık, 3 dk içinde 5 tanecik yumurtanın kanına girdik ama maça daha yeni ısınmışçasına hiçbirimizin gözünde zerre kadar doyma belirtisi olmayınca bir 5 tane daha...
Düşünüyorum da bu dengesiz beslenmeyle bir kan tahlili yaptırsam albümin değeri tavan yapar sanırım. Bilmeyen bir sağlıkçı da o tetkiğe bakıp bizi çok dengeli besleniyor zannederdi herhalde...
Velhasıl 10 yumurtanın kanına girdik sabah sabah... Doyduk mu? Hayır! Sadece fazla vaktimiz olmadığı için sofradan kalktık. Bu kadarı nasipmiş. :)
Yaşasın yemek yemek!

Bu arada şafak 44! Sona yaklaşıyoruz...

17 Mayıs 2008

Merhabalar, birkaç yerde arkadaşlarımızın bu soruyu sorduklarına şahit oldum ve bugün “bilgisayarımızdaki bir sayfanın ya da bir nesnenin resmini çekmek” konusunda bir şeyler yazmaya karar verdim.

Bunun için iki yöntem var;

Birincisi klavyemizdeki rakamların olduğu yerin hemen yanında “print screen” ( bazı klavyelerde “prnt scr” şeklinde de olabiliyor.) tuşuyla görüntüyü almak.

İstediğimiz sayfa açıkken bir kere Print Screen tuşuna basıyoruz ve ardından Paint programını açıyoruz ve CTRL tuşuyla birlikte V tuşuna basarak görüntüyü Painte yapıştırıyoruz. (CTRL+V)

Eğer doğru yapmışsanız görüntü painte bir resim olarak geçmiş olacak. Paint programında yukarıda "dosya" yazan yerden "farklı kaydet" diyoruz ve acılan menüde resme bir isim verdikten sonra bir alt kısımda dosya türünü jpg ya da gif olarak kaydediyoruz. (BMP olarak ta kaydedebilirsiniz ancak o zaman boyutu biraz daha büyür)

İkinci yönteme gelince.

Ekranın görüntüsünü alma işini bazı programlarla da yapabiliriz. Bunun için birçok farklı program var. Ben “Quick Screen Capture” programını kullanıyorum. Gayet kullanışlı ve kolay bir yazılım.

Programı indirmek için BURAYA TIKLAYIN (Tamamen kendim yükledim, virüs kontrolünden geçirdim ama siz yine de kontrol edebilirsiniz.)

Programın boyutu 1,1 Mb, yani fazla bir yer kaplamıyor. Programı kurduktan sonra çalışır durumda iken bilgisayarımızın saatinin yanında minik turuncu bir simge görünüyor. Buradan aktif olduğunu anlayabilirsiniz.

Resmini çekeceğimiz sayfa açık ve programımız aktif durumda iken yapacağımız tek şey F11 tuşuna basmak (ayarlardan -hotkey yazan kısımdan bunu değiştirebilir istediğiniz tuşa getirebilirsiniz), bunu yaptığımızda Mouse’un hemen arkasında bir belirteç çıkıyor ve çekeceğimiz resmin sınırlarını belirliyoruz. Mouse’u bıraktığımızda deklanşör sesine benzer bir ses çıkıyor ve resmi çekmiş oluyor. Ve hemen ardından size resmi ne adla, nereye kaydedeceğinizi belirten menü çıkıyor onu da paintteki gibi jpg ya da gif yaparsınız artık.

Bu programı gördükten, kullandıktan sonra video olsun, film olsun multimedya dosyalarım için başka bir program kullanasım kalmadı... (Müzik dinlemek için tabi ki Winamp, onun yeri ayrı) Gom Player kullanmaya başladıktan sonra Windows Media Player'a selam vermez oldum. Kullanışlı ve gayet esnek... ("Programın da esneği olur mu?" demeyin, oluyor işte:) ) Özellikle de alt yazılı fimler için gayet iyi bir seçim. Bu durumda Gom Player benim için Windowsa karşı 3-0 önde başlıyor maça.



GOM Player, ücretsiz olmasına rağmen harika özelliklere sahip bir çoklu ortam oynatıcısı. Bir çoklu ortam oynatıcısında aradığınız hemen her özellik GOM Player'da var. Ayrıca her özelliğini ayrıntılı bir şekilde kendinize göre ayarlayabiliyorsunuz.

Skin (Tema) desteğine de sahip olan yazılım, sistem kaynaklarınızı sömürmüyor. Gömülü codec sistemi sayesinde AVI, MPEG, DivX, XviD, AC3, OGG, MP4 gibi popüler dosya formatlarını doğrudan oynatabiliyor. Yani ekstra codec paketleri kurmanıza gerek kalmıyor. Program ayrıca patentli teknolojisi sayesinde bozuk olan veya o an indirmekte olduğunuz ve henüz tamamlanmamış olan AVI dosyalarını oynatabiliyor.

Programın Genel Özellikleri:

  • GOM Player, sorunsuz bir alt yazı desteği sunuyor. Senkronizasyon konusunda ise çok başarılı. İçerisinde alt yazıları düzenleyebileceğiniz, yeniden senkronize edebileceğiniz ayrı bir bölümü var. Böylece ek bir alt yazı editörü kurmanıza gerek bırakmıyor.
  • Eğer yüksek çözünürlüklü bir film, bilgisayarınızı çok zorluyorsa, filmin kalitesini GOM Player ile gerçek zamanda düşürerek akıcı bir görüntü elde edebiliyorsunuz. Yine gerçek zamanda video üzerine efektler uygulayabiliyorsunuz. Bunun yanında istediğiniz an filmdeki bir sahneyi resim olarak kayıt edebiliyorsunuz.
  • Ses konusunda da oldukça esnek davranan GOM Player, ekolayzır desteği sunuyor. Sesi az çıkan filmlerin, seslerinin normal düzeye çıkarılmasını sağlayabiliyorsunuz. Daha kaliteli ses alabilmek için Winamp'ın eklentilerini kullanabilir, gerçek zamanda ses üzerine efektler de verebilirsiniz.

Yeni! Güncellenmeye devam eden ve her gün geliştirilen GOM Player, Quick Play Mode (Hızlı Oynatma Modu) olarak adlandırılan yeni özelliği ile DXVA donanım hızlandırmasını aktif hale getiriyor ve high definition (HD) video dosyalarının kusursuz oynatımı konusunda sizlere yardımcı oluyor.

Gom Playerı indirmek için buraya tıklayın. #Alternatif adres

GOM Playerı Türkçe hale getirmek istiyorsanız buraya tıklayarak gereken dosyayı indirebilirsiniz.

GOM Player'ınıza arayüz (ingilizcesiyle "skin") indirmek istiyorsanız bu adresi kullanabilirsiniz.

(Şuanki Sürüm: 2.1.9.3754)

Not: Programa ait bilgiler tamindir sitesinden alınmıştır.

16 Mayıs 2008

İşte bu yazı benim zırt pırt e-postama gelen "şunu şu kadar kişiye yolla, bunu şöyle yap" iletilerinden yani bu asılsız postalardan ne kadar bıktığımı anlayanlar tarafından yazılmış, yollanmıştır. Derdimi anlayan birileri varmış, şükürler olsun Allah'ım! Evrende yalnız değilim!!! :)
(Yakın bir zamanda bu konuya dair bir yazım daha olacak.)
Asıl şaşırdığım şey; insanlar nasıl oluyor da bu tür şeylere inanacak kadar saf ve meraksız olabiliyorlar?..

İletmezsen ölümü gör :)))))

Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;

Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığı öğrendiğim kolayı içemez oldum.
Aids virüsü taşıyan iğnelerkıçıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum.

Deodorantlar kanser yapıyor diye sayelerinde artık bir domuz gibi kokmaya başladım.

Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum.

İçinden fare ya da fare zehiri çıkar diye hiçbir kutu içeceği içmiyorum.

Çok sevdiğim içkime ilaç koyup beni uyuturlar, organlarımı çalarlar ve buz dolu bir küvetin içinde
uyanırım diye bana yaklaşanları da tersliyorum.

Neyim var neyim yoksa satıp hastanede yatan ve büyük ihtimalle ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum.

Maillistesine katılırsam alacağım söylenen para, bilgisayar, cep telefonuya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.

Tuz Gölü'ne Konya'nın katkılarından dolayı yemeklerim tuzsuz tatsız.

Msn paralı olacak; Adam yeşerecek mi, sararacak mı beklemekten de gına geldi.(BU HALA GELIYOR)

Excel hala ne zaman emekli olacağımızı da bildirmedi.

Bir maili forward etmedim, başıma ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sağlığımı da
kaybettim.

Multipl skleroz olunuyormuş diye diyet ürünleri düşmanıma bile tavsiye etmiyorum.

Yerli malı kullanacağım derken marketlerde barkodu 869 ile başlayan ürünleri aramaktan da gözlerimin
biraz daha bozulduğunu farkettim.

Sevgili dost ve arkadaşlarımdan gelen;
'lütfenokuyunuz', 'çok önemli', 'aman virüse dikkat', 'bilmem kim paradağıtıyor', 'en az beş kişiye yolla', 'inanmadım ama doğruymuş','kişiliğini test et', 'tıkla para yolla, tıkla yardım et', 'bilmemkimseni gözetliyor', 'bilmem kime mail at, haddini bildir', 'onu yeme bunuye' şeklinde başlayan kerameti kendinden menkul, nev'i şahsına münhasırbu mailler sayesinde hep beraber 'kafayı çizme'ye ne kadar yakınolduğumuzu da müşahade etmiş oldum.

ŞİMDİ: Eğer bu maili 60 saniye içinde 1200 kişiyegöndermezsen; Bilesin ki bir kuş sabah akşam kafana sıçacak ve hayatı sana dar edecektir.

Bir Dost...

15 Mayıs 2008

Bir önceki şirin mi şirin, ufacık tefecik; içi dolu turşucuk :) küçücük ama şık ve kullanışlı Samsung X-210 telefonum akıllara zarar bir şekilde bana veda edince mecburen telefon değiştirmek zorunda kaldım. Yaklaşık 1 aydır yeni bir Nokia 6300 kullanmaya başladım. Zarif bir telefon, şarj konusunda tatminkar olmasa da benim gibi telefon özürlü biri için gayet iyi.
Hal böyle olunca internetin nimetlerinden faydalanayım dedim ve telefonuma zil sesleri, temalar vs. aramaya başladım. Dün akşam girişimlerim sonuç verdi ve hoşuma giden şeyler buldum. Bulmuşken belki benim gibi avareler olur diyerek paylaşmak da isterim, belki ilginizi çekebilir.
Zil sesleriyle başlayalım, sonraki yazılarda temalarla vs devam ederiz artık. Sesleri tek tek yükledim, biraz zaman aldı ama işe yarayabilir. Önizlemeli şekilde yapmak isterdim ama malum, Tıp fakültesi zaman alıyor, aynı internet gibi... Buyrun;

Not: Melodiler Zedge sitesindeki yüzlercesinden sadece birkaçı. Eğer birazcık İngilizce biliyorsanız ve telefonunuzu daha da renklendirmek istiyorsanız (tema, melodi, duvar kağıdı, vs) bu site birebir. Mutlaka tavsiye ederim.
Umarım devamı gelir... :)
Yerli üretim, meşhur ADSL kota sorgulama programımız olan Ey DSL! programının 2.0 versiyonu kullanımda. Daha önceki blogumda 1.0 sürümüne dair bir yazım vardı, o zaman ben de kotalı kullanıcıydım. Çok işime yarıyordu. Uzun zamandır sınırsız internetin keyfini yaşıyorum ama geçen gün memleketimdeki evime internet bağlantısı yapılınca yine kota öğrenmek farz oldu. Tabi bu iş için işin ehline yani Ey DSL programına bakıverdim ve yeni sürümünü gördüm...

Daha önceki sürümde güvenlik kodu da girmek gerekmiyordu ama Türk Telekom bu sistemi değiştirince artık güvenlik kodu girmek gerekiyor. Yine de buna değer.
Türk Telekom sitesine girmek, sayfa açılmasını beklemeden bilgisayarınızdan direk olarak kotanızı öğrenmek istiyorsanız şiddetle tavsiye edilir...
Ekran görüntüsü:



Programa dair bilgiler ve indirme adresleri ise aşağıda;

EY DSL! 2.0 İKİ FARKLI SÜRÜMDE YAYIMLANMIŞTIR.

  • Eğer Windows XP SP2 kullanıyorsanız Ey DSL! 2.0' ın son sürümünü buradan indirebilirsiniz: eydsl-2.0-xp.rar [789 KB]
    (Windows XP Service Pack 2 gereklidir)
  • Sadece Windows Vista kullanıcıları için: eydsl-2.0-vista.rar [794 KB]
    Windows Vista' da tüm özelliklerin kullanılabilmesi için WinPCap Paket Yakalama Sürücüsünün kurulması gerekir.
    Lütfen "Windows Vista Kullanıcıları için Uyarılar" bölümünü okuyunuz.

  • Ey DSL! 2.0 Windows XP/Vista üzerinde tam bir tema desteğine de sahiptir. Eğer yeni bir tema yüklemek isterseniz Ey DSL! 2.0 için temalar bölümünü ziyaret ediniz.
  • Ey DSL! 2.0 projesi açık kaynak kodlu değildir. Sadece iyi bir bağış karşılığında kaynak kod dağıtılmaktadır.

WINDOWS VISTA KULLANICILARI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ UYARILAR.

  • Ey DSL! 2.0 kota sayımını kendisi de yapabilmektadir. Fakat küçük bir "Paket Yakalama Sürücüsü" yüklemeniz gerekmektedir. WinPCap Paket Yakalama Sürücüsünün en son sürümünü buradan indirebilirsiniz. İndirdiğiniz sürücüyü Setup adımlarını takip ederek kolayca kurabilirsiniz.
  • Sürücünün kurulmasından sonra Ey DSL! 2.0' ı rahatlıkla kurabilirsiniz.
  • Eğer WinPCap Paket Yakalama Sürücüsünü kurmazsanız Ey DSL! 2.0 yinde de çalışmaya devam eder. Fakat sadece kota sayım işlemini gerçekleştiremez. Diğer tüm özelliklerini kullanabilirsiniz.
İnternette dolaşırken elim bir kaza(!) sonucu bilgisayarınıza virüs, trojan ya da spyware dediğimiz bir casus yazılım bulaştı ve Internet Explorer ana sayfanızı hiç istemediğiniz bir sayfayla değiştirdi diyelim ki bu genelde -malesef- porno içerikli sayfalar olur. Bunu düzeltmek için İnternet Seçenekleri işe yaramazsa ne mi yaparsınız? "Giriş sayfası değişmiyor" diyorsanız aşağıdakileri uygulamayı deneyin;

Başlat > Çalıştır > Regedit > HKEY_CURRENT_USER > Software > Microsoft > Internet Explorer > Main anahtarında bulunan adresi değiştirin.

Başka bir alternatif olarak şunu da uygulayabilirsiniz;

HKEY_CURRENT_USER SOFTWARE > Policies > Microsoft > Internet Explorer> Control Panel Dizinini takip ederek yan tarafta bulunan Homepage’e sağ tıklayıp Değiştir i seç “1″ olan değeri “0″ olarak değiştirin.

Ya da:
  • Başlat menüsünden "Çalıştır" a girin
  • gpedit.msc yazın
  • kullanıcı yapılandırması bölümünden
  • "Windows ayarları" nı seçin.
  • internet Explorer bakımı menüsünde
  • url ler e girip
  • önemli url ler de 1. seçeneğe ana sayfanız olmasını istediğiniz url yi yazın
Bunların dışında birtakım yazılımlarla da bilgisayarımızı temizlemekte fayda var. Bu programlara örnek olarak şunlara bakabilirsiniz:
Yine bunların dışında şuradaki veya şuradaki reg dosyalarını bilgisayarınıza indirip çalıştırarak da çözüme gidebilirsiniz.

Şuradan derlenmiştir.

14 Mayıs 2008

Yurdum insanının şivesi her yerde bambaşka. Tabi benim memleketim olan Gaziantep'in de kendine has şivesi var ve benim için apayrı.
İşte Antepli bir hemşehrim Turkcell'i arayıp bize has şivesiyle sesli mesaj bırakmaya çalışınca Turkcell görevlisiyle arasında geçen mükemmel diyalog:

Antepli ile görevlinin konuşmasını Mp3 olarak indirmek için BURAYA tıklayabilirsiniz.

Şive yabancı geliyor diyorsanız, özetle hemşehrimiz "Erkan, anahtarlar koltuğun altında kalmış, beni ara" demeye çalışıyor. :)
Bir başkadır benim memleketim!..

Şuradan dinleyebilirsiniz;


video

Gülmekten kırılmamak elde mi?.. :)

13 Mayıs 2008

Oldukça gecikmiş bir yazı:



Kabadayı filmi çıktığında gidebilmek için yoğun çabalar sarfetmiş ama nöbetler, işler derken vizyonda olduğu sürede izlemeyi başaramamıştım. Geçenlerde yolda yürürken filmi görünce hemen satın aldık ve gece enkaz gibi olmamıza rağmen hemen izlemeye başladık.

Filmde Ali Osman rolündeki Şener Şen her zamanki gibi ustalığını konuşturmuştu. Eşkiya filmini andırıyordu bu roldeki tavırlarıyla. Tabi ki bu ustanın kalitesi tartışılmaz artık. Diğer oyuncular da iyiydiler ama benim bu filmde adamım Kenan İmirzalıoğlu oldu tabi ki :)
Hem evveliyatından gelen bir sevgim var (sevgi derken takdir, yanlış yerlere çekilmesin aman) hem de rolünü iyi yapıyor. Buna bir de benim psikopat adamlara olan sempatimi de eklersek bu filmde onu sevmem kaçınılmaz oldu.
Bende bir huy vardır, arada bir tutar; böyle kaybedeni, bazen böyle gıcık olanı(sanırım bu özellik bende de bolca var:) ) ve bu tür rollerdeki gibi psikopat tipleri desteklerim. Küçükken tom ve Jerry de bile hep kedinin kazanmasını istediğim gibi...

Hele de filmin sonunda Devran'ın yani benim adamın ölürken bile dalga geçtiği "kulağıma küpe olsun" sahnesi çok hoşuma gitmişti. Dedim ya, adam normal değil işte :)

Eğer bu şekilde devam ederse Kenan İmirzalıoğlu Türk sineması adına büyük bir kazanç olarak gidecek. (En azından benim takdirim bu yönde)

Kabadayı filmi ise gerçekten güzel bir eser olmuş. Oyunculara, yapımcılara ve katkısı olanlara tebriklerimi sunmalıyım.

Böyle güzel, yerli yapımların devamını bekliyoruz...

12 Mayıs 2008


Biz gerçekten garip bir millet olduk, herkesin özendiği bir milletken herkesin garipsediği bir millet...
Bir maç kazanırız; sevinelim derken sağa sola ateş eder masum insanları öldürürüz...
Dolmuşta lahmacun yeriz, rahatsız olup da uyaran kişiyi bıçaklar öldürürüz...
Şampiyon oluruz, sevinelim derken hayvanlara eziyet ederiz...
Ve daha niceleri...
Sevmeyi zaten bilmiyorduk, sevilmeyi de;
Şimdi sevinmenin de suyunu çıkardık...
İlginç milletiz vesselam...
Aç...Kapa...
Aç...Kapa..
Artema!
...

Diye bir reklam vardı yıllar önce...


Bizim memlekette de Youtube olayı buna benzedi. Biri açıyor, öteki kapatıyor... Alışmaya bile başladık artık :) Az önce tesadüfen açtım, siteye erişim yasağı yine kaldırılmış olsa gerek.
Youtube'a girmeyi başardım!!! :)
Hadi milletçe gözümüz aydın olsun, Youtube açık...
Sırada biraz iç karartıcı görünse de benim beğendiğim, siyah ağırlıklı olmak üzere karanlık bir Blogcu şablonu var.
Ekran görüntüsü:



Şablonun Blogcu'ya uyarlanmış kodlarını indirmek için BURAYA tıklayın.

Soru(n)larınız olursa yorum olarak belirtebilirsiniz.

11 Mayıs 2008

Severek dinlediğim değerli sanatçılarımızdan Mustafa Yıldızdoğan abimizin Şahit adlı albümü müzik marketlerde satışa sunuldu...



Daha önceki albümlerini severek dinledik, beğendik. Sizlere de tavsiye ederim...
Beğenmeniz umuduyla...

(Gecikmiş bir yazı...)
Basit ama kullanışlı bir işlem. Ben de bunu meraklı gözlerden korunmak adına sıkça yapıyorum. (Abim duyarsa başıma gelecekleri biliyorum:) ) Sizlere de tavsiye ederim.

Windows kullanıyor ve bilgisayarınızdaki dosyaları gizlemek istiyorsanız aşağıdaki adımları izleyiniz.

* Gizlemek istediğiniz dosya yada klasöre sağ tıklayıp özellikler seçeneğini seçin. Ardından gizli seçeneğini seçip tamam deyin.
* Üst Menüden Araçları daha sonrada klasör seçeneklerini seçin.
* Genelin yanındaki Görünüm sekmesine tıklayın.
* "Gizli dosya ve klasörleri gösterme" seçeneğini seçin.

Gizli Dosyaları görmek istiyorsanız "Gizli dosya ve klasörleri göster" seçeneğini seçip tamam deyin.
Bildiğim, bugüne dek anladığım bir şey var;
Dünyada hiç kimse bir anne kadar yürekten sevemez.
Bir anne kadar karşılıksız sevemez.
Bir anne kadar feda edemez, etmeye her daim hazır ve nazır olamaz.
Bir anne kadar samimi olamaz.

Hayatımda sevgisinden asla şüphe etmediğim tek kadın olan, sahip olduğum ve olabileceklerimin en değerlisi olan Annem'e burdan kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.
Anneler Günün kutlu olsun Annem...

10 Mayıs 2008

Dünyanın en çok kullanılan dosya paylaşım sitesi olan Rapidshare'de dosya indirirken geri sayım sonrasında sorulan kod her geçen gün daha da zorlaşıyor. Yurdumun güzel insanları bu işin geleceğini iyi görmüş olacak ki süper bir espri hazırlamışlar. Espri diyorum ama gayet yerinde bir öngörü olmuş bence... Yakında aynen böyle rapidshare sayfaları görürseniz şaşırmayın...





Malumdur, popüler video paylaşım sitesi Youtube ülkemizde tam bir komediye dönüştü. Bir zamanlar Artema reklamı vardı. "Aç, kapa, aç, kapa..." diye gidiyordu. Youtube da bizim için öyle oldu. Yetkililerimiz açıyor, kapatıyor... Açıyor, kapatıyor... Böyle gidiyor. Şu an da yine kapalı. Geçenlerde engellenen siteye nasıl ulaşacağımıza dair bir yazı da yazmıştım.
Peki bu site kapalı olunca video izlemeyecek miyiz? Tabi ki hayır! O kadar çok alternatifimiz var ki... Sadece isimleri Youtube kadar çok bilinmiyor. Hal böyleyken wolkanca yine güzel bir döküman hazırlamış ve alternatifleri sıralamış. Bu dökümanı muhakkak inceleyin derim. Nihayetinde Youtube yok diye keyfimizden olmak zorunda değiliz...
İşte alternatiflerimiz;
  • Google Video;
    Adından da anlaşılacağı gibi Youtube gibi bu video sitesi de Google firmasına ait ve Youtube alternatiflerinden en güveniliri bana göre.
    İçinde çok fazla saydıa Türkçe video bulunmakta. Arabirimi ve kullanışı oldukça basit, bir Google hesabınız var ise basit bir şekilde hemen video yükleyebiliyorsunuz.
  • İzlesene;
    Türkiye kaynaklı en popüler ve gelişmiş video sitesi izlesene.com. Tasarımı hoş ve kullanımı oldukça basit. Sürekli gelişen ve yenilenen bu site benim Türkiye'de var olan video siteleri arasındaki favorilerimin başında.
  • Metacafe;
    Dünya genelinde Youtube'dan sonra en çok tercih edilen Metacafe gelişmiş özellikleri ile gerçekten kaliteli görüntüler, videolar sunuyor. İçinde hatrı sayılır Türkçe içerik bulunmakta. Çeşitli yazılımlar ile bu siteye girmeden de videoları izleme imkanı da çok hoş.
  • Dailymotion;
    Türkçe dil seçeneğine sahip olan Dailymotion Türkiyeden oldukça çok rağbet görüyor. İçerik olarak çok geniş bir yelpazeye sahip ve pornografik videolar ile karşılaşmanız da mümkün.
  • Supervideo;
    Türkiyenin ilk servis sağlayıcı ve internet servisi olan Superonline'ın da bir video sitesi var. Sitenin en çok izlenen videoları elbette pek iç açıcı videolar değil.
  • Yahoo Video;
    Yahoo'nun video servisi Türkiye'den pek kullanılmıyor fakat kalitesi ve sitenin farkı ortada. Tecrübelerime göre video kalitesi açısından diğerlerinden çok farklı. Tasarımı da kullanışlı.
  • Mynet Video;
    Türkiyenin en büyük portallarından biri olan Mynet'in video sitesi Türkiye'de kullanılabilecek en iyi alternatiflerden bir tanesi zira Youtube gibi sırt pırt mahkeme kararı ile engellenmesi uzak bir ihtimal. video hızı ve diğer özellikleri yeterli, ufak tefek eksiklerini göz ardı edersek en iyi Youtube alternatiflerinden diyebilirim.
  • PiknikTube;
    Beyazıt Öztürk (Beyaz)'ün popülerliği ile kullanıcılara ulaşan bu servis tasarım eksikliği ve videoların yavaşlığı göz ardı edilir ise Youtube alternatif olarak düşünebilecek bir servis. Tabiki sitenin geliştiricileri bu servisi en iyi hale getirmek için çalışıyorlardır.
  • Joox.net;
    Bu site sinema filmleri ve dizilere odaklanmış bir video servisi. Tamamen ücretsiz olan bu sitenin kullanımı oldukça basit ve eğlenceli.
    Biraz karıştırınca sitenin müptalası olmamak elde değil. İnternet Explorer veya Firefox ile sitede gezinmek için yine ücretsiz ve minik bir araç olan DivX Web Player programına ihtiyacınız olacak.
  • Joost;
    Joost çoğumuzun bildiği bir site. Geleceğin internet tv si olarak nitelendirilen bu site tamamen ücretsiz ve dünyanın her yerinden erişilebiliyor ( en azından Telekom kapatana kadar )
    Joost'un yayın yelpazesi MTV şovlarından tutunda Guinness Dünya Rekoları kanalındaki güncel dünya rekorlarına kadar uzanıyor. Elbette bu site Youtube'un tam olarak alternatifi olmasa da sadece video izlemek isteyenler için bir seçenek olarak görünüyor.
  • Vidivodo;
    Youtube'un alternatifi olabilecek Türkçe sitelerden bir tanesi. Gayet yeterli özelliklere sahip.
  • Hulu;
    Oldukça sade ve güzel bir tasarıma ship olan bu site News Corp. ve NBC Universal tarafından hazırlanmış.
    NBC ve Fox’un tasarladığı hulu.com, NBC’nin ’30 Rock’, Fox’un ‘The Simpsons’, ‘Lou Grant’ ve ‘Lost in Space’ gibi programlarını yayınlanıyor.
Diğerleri;

iFilm, Blip.Tv, timsah, uzmantv, stage6.divx.com, soapbox.msn, revver, brightcove, myheavy, uncut.aol, myspace, kewego, vidilife, ning, eyespot, youare.tv, break, eefoof, mynumo, vodpod, sumo.tv

Aşağıdakiler de Türkçe olan çeşitli video siteleri;

  • Komikizle
    Komikizle.net; En komik videoları bedava izle. Komik Videolar, Komik ünlüler, di …
  • FilmaleM
    FilmaleM;Video, Müzik ve Eğlence Türkiye'nin en yeni online video-müzik platformu! …
  • izleara
    izleara Komik video izle. Diziler, Komik Videolar, Reklamlar, Nostalji, Oyunlar ve …
  • emufriends
    Türkiye'nin En büyük video sitesi emufriends.net'de videoları ücretsiz izleyebilirsiniz. …
  • Videomideo
    Videomideo Değişik kategorilerde binlerce videolar burada. Televizyon, Ünlüler, Fu …
  • Videovideo
    Videovideo.biz Komik videolar burada. İster şahan videoları, ister koca kafalar, he …
  • Videoalite
    Videoalite ; Online izleyin. Videoalite'de dizi ı, klipler, ko …
  • Yeta Tube
    Yeta Tube İnternette yapacağınız çoğu şeyin içeriği yeta tubede. Sitede sohbet edebilir, …
  • VS Videolar
    VS Videolar Tennis, futbol, basketbol gibi spor videolarının yanında birbirinden kaliteli …

Ben bunlar içinde en çok Yahoo, Google ve Metacafe'nin olanları beğeniyorum. Sizlere de tekrar incelemenizi tavsiye ederim.

09 Mayıs 2008

Tüm GSM operatörleri 1 Ocak 2008 itibariyle bu uygulamayı getirmişler. Oldukça da basit bir yöntem.Ben Avea kullandığım için faydalanamıyordum ama artık bu durumdan ben de nasiplenebileceğim. HaberTürk sitesinde bunun nasıl yapılacağı yazmış. Şöyle ki;

İşte cep telefonunuzdan yapacağınız çok basit işlem.
Artık cep telefonlarından yapılabilen yönlendirmeyle gizli numara çağrıları engellenebiliyor.

1 Ocak 2008 tarihi itibariyle GSM operatörleri üzerinden gizli numarayla arama dönemi sona erdi. Ancak, GSM abonelerinin bu konudaki şikayetleri bitmedi. Çünkü, yine gizli numarayla arama yapılabiliyor. Günümüzde numara gizlenerek yapılan aramalar hoş karşılanmıyor. Ayrıca, gizli numara yöntemiyle kişiler rahatsız edilebiliyor. İşte bu sorundan kurtulmak çok basit bir işlemle mümkün olabiliyor. Ancak, cep telefonlarından yapılabilen basit bir işlemle gizli numaralar deşifre edilebiliyor.

Hangi GSM numarasını kullanıyor olursanız olun telefonunuzla *253# tuşlarına basıp arama yapın. Bağlı olduğunuz GSM operatörü size sesli cevap vererek gizli numaradan aranamayacağınızı bildirecek. Böylece, gizli numarayla sizi aramak isteyenler engellenmiş olacak. Yapılan bu işlemden sonra numarasını gizleyerek sizi arayan abonelere bağlı oldukları GSM operatöründen (Numaranızı gizlediğiniz için arama yapamıyorsunuz) mesajı iletilecek. İlgili abone gizleme işlemini iptal etmediği sürece de sizi arayamayacak.

(İHA)


VODAFONE
Vodafone’da ise önceden alınmış olan 6 haneli şifre, ardından bir boşluk ve “GIZLINUMARAYAKAPALI AC” yazıp, 7048’e kısa mesaj göndermek gerekiyor. Servis iptali ise aynı işlem “GIZLINUMARAYAKAPALI KAPAT” yazarak yapılıyor.

Not:
Bu sistem AVEA da buna ek olarak *100# menusune girip işlemler listesinden de aktif ya da inaktif edilebiliyor.

08 Mayıs 2008

Başörtüsü, neden takılır? , nasıl takılır?, inanç mı yoksa simge mi? gibi bir sürü tartışma konusu var. Herkes bir yerinden tutmuş, çekmeye çalışıyor ya bakalım, sonu ne olacak. Yakzan kardeşimin blogunda Başörtüsü ile ilgili harika bir yazıya rastladım. Kendi fikirlerimi hatta çok daha fazlasını buldum bu yazıda. Nevzat Tarhan buna dair yazılacak olanın en güzelini yazmış. Fazla söze ne hacet?

Başını örtenler:

Eğer inanmadan örtünüyorsanız, başörtüsünü çıkarınız.

Eğer siyasi simge olarak örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer mahalle baskısı ile örtüyorsanız çıkarınız.

Eğer babanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer kocanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer ağabeyinizin baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer yaşadığınız ortamda prim yaptığı için örtüyorsanız, başörtünüzü çıkarınız.

Eğer gelenek olduğu için örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer sizi güzelleştirdiği için başınızı örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer Allah için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

Eğer inandığınız için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

Eğer dini gereklilik için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz devam ediniz. Ancak artık özgür olmadığınızı unutmayın. Başörtüsü ile sakız çiğneyerek dolaşamazsınız. Karşı cinsle sarmaş dolaş olamazsınız. Artık temsil ettiğiniz bazı değerlerin var olduğunu unutmayınız.


Eğer inandığınız için örtünüyorsanız içini doldurunuz. Dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, hoşgörünüzle örnek olurken; ahlakî anlayışınız, oturup kalkışınızda da daha dikkatli olmalısınız.

Çünkü başörtüsü sizin için hem bir hak hem bir değerdir.

Haktır; çünkü sonradan çıkarılmış bir kavram değildir. 1400 yıllık bir geçmişi vardır. O halde örtündüğünüz gibi yaşayın. Yaşadığınız gibi örtünün.

Karşı çıkanlar:

Başörtüsüne size ölümü hatırlattığı için karşıysanız, vazgeçiniz. Ölüm vardır ve gerçektir.

Başörtüsüne din karşıtlığınız sebebiyle muhalifseniz, vazgeçiniz. Dinin teselli etme ve hayata anlam katma gücünü yok edemezsiniz.

Başörtüsüne korktuğunuz için karşıysanız, korkunuzu analiz ediniz.

Korkunuz dini bir veriden kaynaklanıyorsa, o veriyi tartışınız.

Korkunuz dinin yanlış yorumlarından kaynaklanıyorsa, doğru yorum bulmak ya da oluşturmak için mücadele ediniz.

Korkunuz küçük kentler ve Anadolu’daki mahalle baskısı ile insanlarla diyologa giriniz. Birlikte yaşama bilincini oluşturmak gibi bir misyon üstleniniz. Yasağı yasakla gidermek çözüm olamaz.

Korkunuz İran gibi olmaktan kaynaklanıyorsa, başörtüsüne karşı çıkmak yerine radikalliğe karşı çıkınız.

Korkunuz Atatürkçülüğün tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa hangi Atatürk’ü savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuz Cumhuriyetin tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa “Tek Parti Cumhuriyeti”ni mi, “Çok Partili Cumhuriyeti” mi savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuzun sebebi özgürlüklerin kaybolması ise, ise herkese özgür yaşayacağı ortam sağlayacak çözümler üretiniz.

Korkunuz laikliğin tehlikede olmasından ileri geliyorsa, laiklikle din karşıtlığını karıştırıp karıştırmadığınızı sorgulayınız.

Korkunuz sahip olduklarınızı yitirmekse, elde ettiğiniz varlıklara “düşünceye karşı düşünce” yöntemiyle mi mücadele ediyorsunuz, bunu sorgulayınız.

Başörtülü birini gördüğünüzde size ‘dinsiz’ denildiğini hissediyorsanız, vazgeçiniz. Çünkü bu sizin algınız olabilir. Niyet okuyarak hükme varmak, insanı realite körlüğüne götürür.

Başörtülü bir kadını gördüğünüzde, ‘dinde böyle bir uygulama yok’ diye düşünüyorsanız, bırakınız onu konunun uzmanları söylesin. Bilimsel cahillik yapmayınız.

Başörtüsünü ‘gericilik’ olarak değerlendiriyorsanız, asıl gericiliğin öğrenme hakkını engelleme olduğunu görünüz. Gericilikle mücadele cehaletle mücadeledir; dinle mücadele değildir.

Başörtülüleri ‘kendilerini kısıtlayan insanlar’ olarak görüyorsanız, inandığı değerler için zevklerinden vazgeçenlere saygı duyunuz.

Başörtülüler size ‘Usame Bin Ladin’i hatırlatıyorsa, zihin haritanızı değiştiriniz. Radikal din anlayışının, İslam dininin ilk doğuşunda üç halifeyi öldürdüğünü unutmayınız.

Başörtüsünü görünce ‘dinî faşizm’den korkuyorsanız, Hitler’den hareketle ‘bütün Almanlar faşisttir’ deme adaletsizliğini yapmayınız.

Başörtülüler, size ‘tehdit altında olduğunuz’ izlenimini veriyorlarsa, kendinize konuyu kişiselleştirip kişiselleştirmediğinizi sorunuz. Başörtülülerle konuşmayı deneyiniz. Önyargıları, diyaloglar aydınlatır.

Bir insanın başının zorla kapatılmasından yana iseniz, ceberutsunuz. İslam tarihinde selefi, harici radikalizm yorumu bunu öngörmüştür.

Bir insanın başını zorla açtırıyorsanız yine ceberutsunuz. Bu durum, din karşıtlığını dogma haline getirdiğinizin ispatıdır: Kendinizle yüzleşiniz. Belki de ‘Modern Tiran’lığı savunuyorsunuz.

Güç kullanarak kendi dogmalarınızı kabul ettirmek istiyorsanız, siz Ortaçağ’a aitsiniz. Dinî görünümlü ya da modern görünümlü olmanız fark etmez.

Siyasî talebi olmayan bir genç kızın inançlarının gereğine göre yaşamasına karşı çıkıyorsanız, laikliğe de karşı çıkıyorsunuz demektir.

Siyasî talebi olmayan bir ailelerin çocuklarına dinin öngördüğü ahlakî normları öğretmeyi, din dersi vermelerini laikliğe aykırı görüyorsanız; bu davranış bilimsel, çağdaş, ilerleme ve aydınlanmaya uygun değildir. Alternatif üretiniz.

Siyasî talebi olmayan ama dinini yaşamak isteyen doktora, mühendise, subaya karışmayınız. Aydınlanmanın Descartes döneminde takılıp kalmışsınız demektir. Allah’a hesap verme duygusu yaşayan bir subay ya da doktor ülke için şanstır.

Siyasî talebi olmayan ama dinin teselli gücünü, yaşama anlam katma özelliğini ve ölümden sonraki hayatı öngörme fikrini bilimle birleştirenlere karşıysanız, bilimsel gelişmeye ve düşüncenin ilerlemesine de karşısınız demektir.

Başörtüsüne ‘bazı siyasîler sahip çıkıyor’ diye karşıysanız, demokratlığınızı sorgulayınız.

‘Başörtüsü istismar ediliyor’ diye düşünerek muhalefet ediyorsanız, istismar edenle etmeyeni anlamanın en iyi yolunu deneyiniz.

Bu konuyu istismar edeni etmeyenden, önyargılı olanı olmayandan ayıran laboratuar, sosyal alanlardır. Üniversitelerde serbest bırakın. Üç, beş sene gözlemleyin. Eğer kamu düzeni bozulursa ve başı açıkların hakları ellerinden alınırsa, aptallık yapmayın; mücadelenizi verin.

Eğer askerseniz ve sezgileriniz, Türkiye’nin geleceğini tehdit edecek bir tehlikeyi haber veriyorsa; üniversiteler sizin için birer sosyal psikoloji laboratuarı olacak. Böylece siz de deneyecek ve göreceksiniz: Kamu düzeni, provokasyonlara rağmen bozuluyor mu bozulmuyor mu?

İnsan davranışlarının dilini, yalan söylenip söylenmediğini, niyetleri anlamayı ve korkuları yenmeyi gösterecek en iyi yol, deneme sınamadır.


Deneme-sınama yöntemi her zaman risklidir, ancak radikalliği önlemek için bu riski göze almak gerekir.

Adalet, cesaret istediği gibi doğruları bulmakta, risk almayı gerektirir.

Özgürlük ve barış tarihte hiç kolay elde edilmemiştir.

Bazıları başının dışını örtüyor, bazıları içini örtüyor. Bunun için sosyal psikoloji laboratuarı en etkili bilimsel deney ve gözlem yeridir.

Türkiye kendi modernizmini geliştirmek dünyaya model olma şansını yakalayabilir.

Bu konuda da rehberimiz akıl ve bilim olmalıdır.

Bilim inancı taklit etmez ama tehdit de etmez. İnceler, rapor eder ve tarih sahnesine sunar. Özellikle üniversiteler hiçbir fikre kapısını kapamazlar. Analiz ederler, yorumlarlar. Evrensel yaklaşım bu olmalıdır.

İnanç bilimsel kategoridir. Üniversitelerin sosyal psikolojik laboratuvar olması fırsatını kaçırmayalım. Türkiyemiz bu sınavı dünyaya örnek olacak şekilde aşması dileğiyle…

Nevzat Tarhan

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com