ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

05 Mayıs 2008

Her yerde bu tür yazılar okuyorsunuzdur, herkes kendince "mutluluk" tarifleri yapıyordur. Ben yıllardır mutluluk kavramına net bir tarif getiremedim. Hatta hiçbir tarif getiremedim. Şu ana kadar mutluluk denildiğinde verebildiğim tek kesin yanıt: "inandıklarım, yerine getirdiğim ödevlerim, sorumluluklarım ve ailem" oldu. Bundan sonra da yine bunlardan başkası olamayacak sanırım. Başka seçeneklere de şans verdim ama sonuç çıkmadı... Şu an "mutluyum" diyebiliyorsam bunlara borçluyum.

Eminim sizlerin de mutluluk hakkında bir sürü söyleyecekleriniz vardır. İşte bir alıntı yazıyla "mutluluk" Yazıyı okuduktan sonra siz de yanıtlayın; Mutluluk nedir? Nerededir?

-----
Mutluluk Nedir?

Kimimiz parada ararız mutluluğu,kimimiz sevgilide…
Kimimiz ailemizde,kimimiz ise sağlıkta…

Ama hepsinde bir "arayış" ve "yetinmeme" söz konusudur. Belli bir miktar paramız olduğunda mutlu olacağımızı düşünürüz o kadar para kazanınca yetmez,daha fazlasını isteriz. Evimiz olur bu kez bahçe içinde bir tane daha isteriz. Araba alırız bu kez rengini yada modelini değiştirmeye çalışırız. Bizi seven birileri olsun diye dua ederiz onu bulduğumuzda da kıymetini bilmeyiz. İnsanoğlu yapısı böyle her zaman daha fazlasını elde etmek için uğraşırız, arada kaybettiklerimizin farkına vardığımızda ise iş işten geçmiş olur.

Aslında düşünüldüğünde mutsuz olmak içi o kadar sebep var ki! Dünyada büyüklerin hırsları yüzünden katledilen, minikler var mesela. Çocuğunu korumak için kendini siper eden babanın fotoğrafını mutlaka görmüşsünüzdür. Yada Afrika'da çocuğu yemek için ölmesini bekleyen akbabayı hatırlıyorsunuz değil mi? Her yerde yayınlandı çünkü bu fotoğraf. Ne yapılıyor onlar için? Ne yapıyoruz yada yapabiliyoruz? Çok uzağa gittiysem ülkemize döneyim. Geçen yıl Malatya'da çocuklara yapılan işkenceyi hatırlayın, kıyamet kopmuştu o zamanlar, günlerce haber bültenlerinde yayınlandı içimizi dağlayan görüntüler, televizyon karşısında ağladık bir çocuğumuz,lanet ettik oradaki insanlara belki de… Peki şimdi oradaki çocuklar ne durumda? Hiçbir yerde herhangi bir bilgi yok. O olaylardan bir süre sonra medyada gitmedi, unutan bir milletiz biz bunu da unuttuk tıpkı unuttuğumuz bir çok şey gibi…

Bunları düşününce mutlu olmak, gülümsemek gelmiyor insanın içinden. Ama sonra düşünüyorum,biliyorum ki bizim halkımız duyarlı, sağ duyulu Malatya'da ki çocukları hala ziyarete gidiyorlar. Kız çocuklarının okuması için kampanyalar düzenleniyor ve bütün halk destek veriyor bu kampanyalara. Okullar için kampanyalar, kermesler düzenleniyor ve o bölgedeki herkes katılıyor,destekliyor bütün bunları. Sonra Afrika'daki çocuklar için ayrı kampanyalar düzenleniyor. Iraktakiler içinse yapılabilecek olanlar yapılıyor. Pakistan'da ki felaketi hatırlayın. Neler yapıldı o bölgede insanlar için. Yardımlar esirgenmedi.Bunları görünce de mutlu oluyor insan…
Bir arkadaşım bir gün "bana mutluluğu birkaç cümle ile anlatır mısın?" diye sorduğunda hiç düşünmeden arka arkaya sıraladım cümleleri…

Mutluluk: Bir çocuğun gülümsemesidir
Mutluluk: Bir çocuğun kalbini kazanabilmektir
Mutluluk: Bir çocuğu güldürebilmektir
Mutluluk: İyi bir evlat, iyi bir kardeş, iyi bir arkadaş, iyi bir dost ve iyi bir sevgili olabilmektir
Mutluluk: İçten söylenebilen "seni seviyorum" dur
Mutluluk: Onu deli gibi severken onunda sizi sevdiğini bilmenizdir
Mutluluk: Onun iyi olduğunu bilmektir
Mutluluk: Size verilen değerdir
Mutluluk: Mars olacağını bile bile tavla oynamaktır. (Babacığım seni çok seviyorum ?)
Mutluluk: Ağlamaktan gözlerin şiştiğinde, seni avutacak birilerinin olmasıdır. (Anneciğim seni çok seviyorum ?)
Mutluluk: Uzakta da olsa seni seven birilerinin olmasıdır.
Mutluluk: Akşam okuldan yada işten eve döndüğünde kapıyı açan ve gününün nasıl geçtiğini soran birilerinin olmasıdır.
Mutluluk: Her şeyden bıkıp hayattan koptuğun anlarda sana güzel günlerini hatırlatan ve asla seni bırakmayan kardeşlere sahip olmaktır.

13 yorum:

  1. www.kelebekgibi.blogcu.com5 Mayıs 2008 21:57

    Mutluluk bu yazida cok güzel anlatilmis.
    BIr cocugun gülümsemesi kesinlikle mutluluktur bunu yasamis biri olarak cok iyi biliyorum. Bir cocugun gelip oksamasi, öpmesi..bunlar cok güzel mutluluklar. Bir esin sevgisini göstermesi, ailesi icin herseyini feda edebilecegini göstermesidir mutluluk. Bazen cocukca olabilmek, oyunlar oynayabilmektir mutluluk...
    Mutluluk aslinda hep yanibasimizda, biz bazilarini farkedemiyor olabiliyoruz bazilarini ise cok yogun hissedebiliyoruz.
    PAylasim icin tesekkürler!

    Bu arada blogum hakkinda elestiriniz icin tesekkürler. Sablon konusunda bende degisik güzel birseyler ariyorum ama blogcuya olmuyor genelde, uyarlamadanda caktigim yok pek:)
    Öyle kendi yaptigimla geciniyorum simdilik, insallah daha iyi ögrenirimde cok güzel sablon yaparim belki ileride..
    Bu arada bu sayfaniz hayirli olsun. Blogcu bir ara iyice bozulmustu bende cikmayi düsünürken o ara düzeldi:)

    YanıtlaSil
  2. Mutluluk benim için ufukta görünmeyen bir şey...

    YanıtlaSil
  3. Mutluluk benim için bir çok yerde.. Küçücük şeylerden bile mutlu olabiliyorum çok şükür Rabbim'e..
    Mutluluk demeyeyim de huzur bulduğum tek yer ise, ailemin yanı birde senin iyi olduğunu bilmek :)

    YanıtlaSil
  4. www.hamiyetakan.blogcu.com8 Mayıs 2008 18:13

    Önce yalnızdık.......
    9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya
    ağlayarak geldik. Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.
    Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren,
    kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var.

    Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:
    "Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var. O yüzden eksiklik hissediyoruz."

    Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?

    Çocukken, "yaşımız küçük" diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.
    Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
    Büyüdük...Bir şey değişmedi. Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı
    sözcükleri fısıldıyordu: "Bir eksik
    var."

    Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan? Nasıl geçecek bu?
    Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek.
    Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek.

    Okulu bitirdik. Diploma aldık. İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Seviştik. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik. Daha çok çalıştık.
    Daha çok para kazandık. İçki içtik. İlaç içtik.

    Geçmedi. "Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu.

    Bu sefer de "Sevgilimiz olunca geçecek" dedik. "Yalnızlığımız sona erince
    bu illetten kurtulacağız." Beklemeye başladık.

    Derken, biri çıktı karşımıza. Aşık olduk. Ve anında başka biri olduk. Daha
    güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
    Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük. Sevgilimizin gözlerinde Tanrı' yı gördük. Işığı gördük.
    "Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk."

    Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi. Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi. Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi. Telefonu
    açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda
    kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik olduğunu. Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik. Fark etmez.

    Sonuçta aşk bitti.

    Simdi her yer bomboş. Simdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.


    Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her yere baktık.

    Öyle mi?

    Bakmadığımız bir yer kaldı. İçimize bakmadık.

    Eksik parçayı dışarda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
    Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi
    sevmedik.

    Şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk?

    Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık? Kendimizi
    boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?

    Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi
    başkasında aramaktı. Hayatin matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.

    "Herkes beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes
    sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor. Oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım
    tamamlanıyor. Her şey bir oluyor.

    İşte o zaman perde aralanıyor. Acı diniyor.


    İşte o zaman başka biriyle bir araya gelerek, hesabin
    kitabin, korkunun
    kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.

    Severek arada bir terapi niyetine okuduğum bir yazıdır:) paylaşmak istedim. Mutluluk içimizde uzakta değil, yeter ki görebilelim...
    Hayırlı günler Atasagun

    YanıtlaSil
  5. "mutluluk" bildiğim en esnek kelimelerden biri.tıpkı sevgi gibi,sabır gibi,sonsuzluk gibi.yani;tanımlamak çok güç.işte bu anda subjektivite ortaya çıkar...
    buda der ki:en büyük işiniz hedefinizi belirlemek ve tüm yüreğinizle o işe sarılmak.ben buna şunu ekliyorum.mutluluk ise o işi başardığımızı seyretmektir...
    mutlu günler... Alihanoglu

    YanıtlaSil
  6. Hepiniz birbirinden güzel yorumlar yazmışsınız. Tebrik ve teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. mutlak mutluluğu bize aratanın ne olduğunu merak ediyorsanız ve onu arıyorsanız bu dünyada deli olarak nitelendirilmemeniz mümkün değildir.siz o zaman zaman ve mekandan münezzeh bir sofi veya tanrının buyruk vermesine ve her dediğinin gerçekleşmesine dayanamayan bir filozofsunuzdur.eğer beklenecek şeyler var ise insan ümit eder,ümit duygusunun olduğu yerde mutluluk tezahür edebilir.yani insan bekleyendir.vuslat duygusu vasıl olunca yaşanan şey değildir,ona ulaşıncaya kadar geçen zamanın adıdır.

    YanıtlaSil
  8. bekle gör dünyanın halini
    affet,ümit et,sev ve sevil
    saklama üç kuruş dünya malını
    sarfet,vakf et,ver ve sevil

    mutluluk bir düştür düşeyaz
    görülünce kararan bir beyaz
    bende bir nesir bir manzumla tatışmanıza katılayım dedim

    dr ferhat arslan

    YanıtlaSil
  9. @dr ferhat arslan; yorumlarınız ve katkılarınız için teşekkür ederim. Şimdilik adaşız, yakın bir zamanda da meslektaş olacağız inşallah :) böyle güzel yorumlarınızı her zaman beklerim...

    YanıtlaSil
  10. Mutluluk benim bloğu düzenli olarak okumaktır. :-)

    İşin şakası bu ama gerçek mutluluk, İslamdadır.

    YanıtlaSil
  11. arzu-hal; mutluluk sizin gibi okurların olmasıdır, iyi insanların farkında olmaktır :)
    Dediğin gibi; en büyük mutluluk inancını yaşayabilmektir...

    YanıtlaSil
  12. mutluluk içind bulunduğun dakikayı yaşayabilmektir...ne bi saniye öncesini düşünmek ne bir saniye sonrasına gitmek....bulunduğun zamanı yakalayabilmektir mutluluk..

    YanıtlaSil
  13. Mutluluk, hedefleyebileceğimiz bir nokta değildir. Mutluluk bir halka değildir içine girip mutluyum diyebileceğimiz. Öyle olsa anlık olurdu mutluluklar. En ufak bir adımımızda dışında kalırdık mutluluğun.
    Öyleyse mutluluk inandığımız yolda başı dik yürüyebilmektir. Mutluluk inandığımız yolda fırtınalar da olsa engellerde olsa ilerleyebilmektir; güneşli günlerde ise koşabilmektir. Mutluluk maddi manevi engellere karşı dik duruştur...


    nur

    YanıtlaSil

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com