ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

27 Haziran 2008

Ahmet Günbay Yıldız'ın "Aşka Uyanmak" adlı kitabından aldığım bir kısım:
Abesler, hayal kırıklıkları ve el değmedik kepazeliklerin yer yer sahnelendiği bir dünya var önümüzde. Teknoloji bütün toplumları kahpe bir ağ gibi kuşattı. Ekranlar kahpe ve küstah. Görüntüler edep dışı ve şımarık. İçkiyi yasak ettiğimiz evlerde sarhoş çığlıkları var. Kumarhaneler, sapıklıklar ve nice haneler. Yatak odalarının mahrem sahneleri, üstsüz plaj görüntüleri, plajlar, diskolar, meyhaneler. Hatta sokaklarda bile mahrem yerlerini göstererek dolaşanlar…

İşte toplumumuz ve genel ıstırabımız…
Ne güzel dile getirmiş üstadım. Fazla söze gerek yok bunun üzerine...

26 Haziran 2008



Derler ya; "Güleriz ağlanacak halimize" diye.
Bizimki de o keza.
Komik bir trajedi, ya da belki de traji-komik...
Başımız sağolsun!

25 Haziran 2008


Severek dinlediğim, dizi müziklerine hasta olduğum biridir Kıraç. Yaptığı muhteşem Fenerbahçe marşı ile de gönlüme ayrıca bir taht kurmuştur kendisi. Şimdi de Milli Takımımız için Haydi Haydi adında çok güzel bir marş hazırlamış. Keşfettiğim andan beri son ses dinliyorum.
Siz de dinlemek isterseniz:

boomp3.com


Kıraç - Haydi Haydi Mp3 olarak indirmek isterseniz #indirme adresi 1, ya da #indirme adresi 2

Bu da marşın sözleri:

HAYDİ HAYDİ

Dört koldan her yanı ateş sarsa da
Ateş dokunmaz sana sen çık meydana
YaLNız değilsin sen Türkiye’mizsin
Dünyaya haykıran gür sesimizsin

SENDE ASKERSİN SEN DE MEHMET’SİN
KALBİNDE EN DERİNDE HİSSEDECEKSİN

HAYDİ HAYDİ GÜN BUGÜN
TÜM DÜNYAYI TİTRETECEKSİN

Kana kan dişe diş dağ gibiyiz biz
Tarihlerden fışkıran kaplanlarız biz
Hep onurlu hep cesur tüm hikayemiz
Ay yıldızlı bayrağın neferleriyiz

SENDE ASKERSİN SENDE MEHMET’SİN
KALBİNDE EN DERİNDE HİSSEDECEKSİN

HAYDİ HAYDİ GÜN BUGÜN
TÜM DÜNYAYI TİTRETECEKSİN
---
Türk Milleti olarak tüm yüreğimizle destekliyoruz. Hepimiz tek yürek olduk. Milli takımımıza başarılar diliyorum.

24 Haziran 2008

Ayıntab şehri tümüyle 32 mahalledir. Toprak ve kireç örtülü bayındır, bakımlı, yüksek saraysı evleri vardır. Tümüyle yüz kırk mihraplı; yoğun cemaate sahip, Arasat Meydanındaki Boyacıoğlu Camii ve çarşı içindeki Tahtalı Cami, sanatlı, ferah büyük kubbeli ve görkemli yapılardır. Ayıntab?ta 300?ü aşkın sarayın özel hamamı vardır. Tümüyle 3900 dükkanlı büyük bir çarşıya, açık artırmayla satış yapan pazarlara sahiptir. İki bedesteni, çarşısı ve saraçhanesi üstleri örtülü kagir, sağlam, sıradüzeni içinde süslü dükkanlardır. Tamamı tamamına 70 çeşmesi var. Fakat onlara hiç de gereksinme duyulmaz. Her eve hayat ırmağı denginde sular akmaktadır. Her ev, bağı, bahçesi, fıskiyeli havuzları, cennet ırmağı suları ile çeşit çeşit servi, çınar, söğüt, kavak ve diğer meyve ağaçları ile donatılmış irem bağını andırır. Bağları, bostanları, gül bahçeleri geniş örgüden kafese alınmış çok verimli olmakla Ayıntab ucuz ve şirin bir şehirdir. 1648?de gördüğümüz şehir bu kez nice mahalle, han, cami ve dükkan kazanarak büyük bir gelişme göstermiş, Tanrıya şükürler olsun ki bu gelişmesini sürdürmektedir.

Şehir, yüksek bir düzlükte ve yer yer bayırlar üstünde kurulduğundan suyu ve havası da güzeldir. Bir çok hanları var ama en görkemlileri ve en ünlüleri Mustafa Paşa Hanı, Pekmez Hanı, Tuz Hanı, İki Kapılı Hanı, Börekçi Hanı, Arasdat Hanı?dır. İki tane de imareti (aşevi) var : Gelen gidene aylar yıllar bol ve minnetsiz sofralar açarlar. Tümüyle kırk tekkesi olup, hepsinin en görkemlisi en çok donanmışı, yiyeceği bol ve hoş yapılısı Mevlevi Tekkesi?dir. Türkmen Ağası Mustafa Ağa yapısı olup, IV.Murad?ın silahtarı Mustafa Paşa?ya bağışlanmıştır. Tekke 40-50 yoksul hücresiyle çevrilmiş, yüksek kubbeli baştan başa ham ve işlenmiş mermerlerle döşeli haremi, haremin ortasında büyük bir havuzun başında rengarenk üzüm salkımlarını andıran süslü avizelerle donalı çardağı olan büyük, sağlam, görkemli bir yapıdır. Bakımlı, bezeli, temiz caddeleriyle kent gerçekten şirindir. Yer yer ( suk-i sultanisi ) açık artırmayla satış yerleri Halep tarzı kagir binalardan oluşmuş çarşıları vardır. Ama bu övdüğümüz yerler tümüyle kale içindedir. Her sokak başında kapıcıların açıp kapattıkları kale kapısı kadar sağlam kapılar vardır. Geceleri tüm sokaklar kandillerle aydınlatıldığından bekçiler gruplar halinde rahatlıkla sokaklarda kol gezerek görevlerini yaparlar.

Şehrin ortasındaki kocaman bir kaya üstüne yüksek, görkemli ve dairevi bir kale oturtulmuştur. Kale çok sağlamdır. Kaleyi çevreleyen hendek 1300 adımdır. Eni 40, derinliği 20 arşın kesme kayadan oyulmuştur. Bunların üstüne her biri ayrı sanat ve mimari üslûpla belli aralıklarla sıralanmış, çok güzel kuleler oturtulmuştur. Bin bir bedeni olan kalenin temelindeki kayaların içinden yine dairevi bir biçimde kaleyi çevreleyen ve hendeğe bakan mazgal delikleri açılmıştır ki, hendek kenarına kuş bile konmaz.

Kalenin batı kapısı, yedi katlı demirden bir kapıdır. Kapı aralıklarından çeşitli savaş araç ve gereçleri, silahlar, demir açma kafesleri, saçma topları vardır. Kale silah ve askerlerle donatılmış, baca benzeri nefesliklerle havadar bir oturma yeridir.

Çoğunlukla, halkı Havrani kürk, çuha ferace, elvan boğası, kavukla küllah üstüne beyaz sarık sararlar. Yörede kafir hiç yoktur. Güzel kadınları pek çoktur. Hepsi de sarı çizme giyer, başlarına sivri gümüş taç takınır, beyaz çarşafa bürünürler. Nazik, arlı, edepli, çarşıya çıkmaları ayıp sayılan hatunları vardır. Üzüm şerbet içen, tatlı dilli, garip, dost, bilgili, anlayışlı, halim selim insanları vardır. Kahvelerinde hoş söyleşilerle insanları kendilerine çekerler, hatta özendirirler. Bu söyleşilerini bağ ve bahçelerdeki yeme ve içmelerle daha da renklendirdiler.

Şehrin defterde yazılı öşür veren 70 000 bağı vardır. 9 346 000 kökten oluşmakla pek ünlüdür. Şehri çevreleyen dağlar tümüyle bağdır. Halkı çok sağlıklıdır, şehrin yeme, içme dışındaki yönlerini de överler. Buranın alemi bezeyen kırk çeşit üzümü, binlerce tulum pekmezi, bademli ve şamfıstıklı tatlı (köftürü) sucuğu, pestili vardır ki, Arab?a, Acem'e ve Hindistan'a kadar gönderilir. Tüm halkı tatlı yediğinden tatlı dillidir. Ama dillerinde pelteklik vardır. "r" sesiyle, "k" seslerini doğru çıkaramazlar.

Yöre nar, incir, dut, şeftali, zerdali, kayısı, beyaz ekmek ve yoğurduyla dünyaca ün kazanmıştır. Yine elvan boğası, Ayıntap eğer, yay ve gedelesiyle ünlü bir kenttir. Cennet bağlarına örnek öyle bahçeleri var ki, yalancı ve ölümlü dünyaya özgü "İrem"ler sayılırlar. Bunların içinde, en bakımlısı, en zengin ve donanmışı Musulluoğlu bahçesidir. Kısacası bu şehri anlatmaya, ne dil ne de kalem yeter. Dünya yüzünden geniş bir ili, göz alıcı büyük yapıları her yerden aranan eşyası, birçok mezraları, bolluk ve verimliliği, bitimsiz yiyecek ve içecek pınarları ve ırmaklarıyla burası "Şehr-i Ayıntab-ı Cihan" (Dünyanın Gözbebeği Şehri)" dir.

22 Haziran 2008

Yerli malı Linux'umuz, Biricik Anadolu Parsımız Pardus'un 2008 sürümü uzun zamandır bekleniyordu. 3 Haziran'da Pardus 2008 Beta, 9 Haziran'da Pardus 2008 RC1 ve 18 Haziran'da RC2 sürümü yayınlanmıştı...

Nihayet son sürüm olan Pardus 2008 fırından çıkmaya hazırlanıyor ve 27 Haziranda bizlerle olacak.
Bilgisayarımı ve harddiskimi hazırladım, merakla bekliyorum...
Resmi Sitesinden gelişmeleri takip edebilirsiniz...
Kollarımı açtım, seni bekliyorum. :) Yürü be Pardus!!!

21 Haziran 2008

Dün gece Euro 2008 turnuvasında muhteşem bir Çeyrek Final maçı izledik. Maçın muhteşem olması iki takımın harika oyunları değil de maça asılmaları, son ana kadar canla başla mücadele etmeleri ve en önemlisi son 2 dakikada karşılıklı gelen 2 golden kaynaklanıyordu.

Milli Takımımız, aslanlarımız son iki maçta da son dakikalarda maç kurtarma mucizesiyle herkesi şaşırtıyordu. Dün akşam 119. dakikada golü yediğimizde "artık çok geç" diyecektik ki Nöbetçi golcü lakaplı Semih, yine kendisinden bekleneni yaptı ve son dakikada harika bir golle Hırvatları yasa, bizi sevince boğdu... Avrupa'yı da şok etti tabi.

Maç boyunca şanslı olduğumuz da bir gerçek. Direkte patlayan bir top ve sonrasında penaltılarda iki atışta da kaleyi tutturamayan Hırvat oyuncular... Gerçekten de şansımız yanımızdaydı ve bununla birlikte kenetlenmiş, inanmış bir Türkiye Milli Takımı var olunca olan oldu zaten.

Maçın bitişiyle çıldırdık millet olarak. Hem de ne çıldırmak! Üstümü giymem, yola koşmam ve Diyarbakır'ın Ofis semtinde kutlama alanına gitmem toplam 5 dakika sürmüştü ki bu olay normalde yarım saati buluyordu :) O sevinçle eğer lazım gelse, mümkün olsa Viyana'ya bile koşardım sanırım.

Sabaha kadar dünyanın her yerinde sevinç gösterileri ve kutlamalar vardı. Millet olarak bir hayli sevindik ki buna ihtiyacımız vardı. Birileri abarttığımızı düşündü, eleştirdi ama biz millet olarak gerçekten böyle başarılara açız, hakettiğimiz şeyleri yaşayamamanın, birlik, beraberlik olamamanın, bizden çok geride olduğu halde bize laf söyleyebilenlere cevap verememenin açlığıydı bu... Çok şükür ki futbol yoluyla da olsa bir nebze dindirdik bu hasreti ve sokaklara döküldük...
Evet, millet olarak başarıya, mutluluğa ve hepsinden önemlisi Birlik, beraberliğe açız, ihtiyacımız var. Bu yüzden bize birçok anlamda sevinç yaşatan millilerimize, yüreğini koyan herkese önce kendim, sonra milletim adına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.!


Selçuklu beylerinden Menteş Bey, tarihi "Tralles" şehrini ele geçirerek "Güzelhisar" ismini verdi. Bilahare burası Aydınoğullarının eline geçti.
Aydınoğlu Mehmed Bey bu şehri çok güzel imar ettiği için "Aydın'ın Güzelhisar'ı" denmeye başlandı. Bu sebepten zamanla yalnız "Aydın" ismi kullanıldı.

20 Haziran 2008

Uzuuuuuun uğraşlar, uykusuz geceler ve uzuuuun seneler sonunda yolun sonuna gelmek üzereyiz. Hayatta her şey bitiyor ve 6 senelik Tıbbiye hayatı da şu aralar bitişe çok yakın! Sadece 10 gün kaldı. 365'ten geri saymaya başladığımı hatırlıyorum da "bitmez ki bu" diyordum. Ama o da bitti işte, her şey gibi...
Mezuniyetlerin klasiği olan Yıllık çalışmaları son aşamaya gelmiş durumda. Tabi saatlerce arkadaşlara yazı hazırlamak, fotoğraf çekmek, seçmek vs derken bir hayli uğraştırmıştı bizi. (Yazıları hazırlarken gizli kamera kaydı bile yapmıştım. İzletebilmek isterdim ama boyutları çok olduğu için buraya ekleyemiyorum malesef) Neyseki kazasız belasız onu da tamamladık.
Şu günlerde Kep Töreni ve Balo hazırlıkları var. Tarihler de belli oldu. 30 Haziran da Kep Töreni, 2 Temmuz'da ise Balo var. O kepi öyle bir fırlatacağım ki!.. Herkesi beklerim :) Gönül isterdiki sevdiklerimiz de bizimle olsun ama hayat istediğimiz her şeyi sunmuyor, vermiyor bize...
Başlıkta da belirttiğim gibi geri sayım başladı ve şafak çok yakın; sadece 10 gün...
Daha önce birçok güzel futbol hareketi, çalımı, golü vs izlemiştim ama bu tarzı ilk kez görüyorum ve hayranlıkla izledim. Nike için hazırlanmış bir reklamdan.
Futbolu nasıl bir şova dönüştürdüklerini izleyin...



18 Haziran 2008

Çoğu arkadaşımız format lafını duyunca korkuya kapılıyor ve uzaydan gelen birşeymiş gibi gözünde büyütüyor :) Bunu farkeden internet alemi de fikir vermesi açısından format simülatörü hazırlamış ve bizlere sunmuş.


Aşağıdaki dosyayı indirerek bilgisayaranızda çalıştırdığınızda ekran görüntüsü şeklinde, format atar gibi hissedecek ve bir nebze de olsa fikir sahibi olacaksınız.

Buraya tıklayarak dosyayı indirin.
Rar Şifresi: coderturk.org

(Virüs kontrolünden geçirilmiştir.)

17 Haziran 2008

Uzun zamandır merakla beklenen ve çıktığı gün Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi hedefleyen Firefox 3 sonunda çıktı.
Planlandığı üzere 17 Haziran'da çıkacak ve rekor indirilme sayısıyla rekor kıracaktı. 20:00 itibariyle bu başladı ve indirilmeye başlandı. Ben de söz verdiğim gibi hemen indirdim ve o tarihe bir katkıda bulundum.
Daha hızlı, daha kullanışlı bir Firefox var artık!
Sizler de indirmek isterseniz suradan buyrun.

Rootkit nedir?


Rootkit'ler hacker'lara sistemlerde bir arka kapı sağlayan zararlı yazılımlardır. Bu sayede hacker, sızdığı sistemde yöneticinin tüm haklarına sınırsızca sahip olur ve bunu çeşitli bilgileri çalmak ya da sistemde çeşitli işlemleri yürütmek için kullanır.

Kötü niyetli yazılımların (trojan, keylogger gibi) varlığını saklayarak, sistem açılışında bunları başlatıp arka planda çalışmasına izin veren yeni tehlike Rootkit için önlem almadıysanız bu yazımızı ve önereceğimiz uygulamaları dikkate almanızı tavsiye ederiz.

Spy, Spam, Virüs derken yeni bir tehlike bilgisayar kullanıcılarını tehdit ediyor. Rootkit şuan için en güncel ve bulunması en zor kötü niyetli kodlardan. Anti-Virüs programlarının ya hiç destek vermemesi ya da kısıtlı arama özellikleri sebebiyle ayrı bir Rootkit tarayıcı ve temizleyici uygulaması kullanmak gerekiyor.
Kalıcı tipte bir rootkit sisteminizde varsa, her gün olağan işlerinizi yürütürken mutfakta dönen işlerden habersizce belki bir virüs ya da trojan tehdidiyle karşı karşıya olabilirsiniz. Eğer bu bir Kernel-mode rootkit tipiyse, Windows Görev Yöneticisi'nden (Task Manager) dahi gözükmeyecek ve kendini başarıyla gizleyecektir. Sonuç olarak, bir rootkit işletim sisteminin çekirdeğiyle (kernel) kullanıcı arayüzü arasına girerek sisteminizi keyfine göre yönetebilir, arka planda dilediği atı koşturabilir.

GRISOFT, ev kullanıcıları için verdiği ücretsiz temizleme programları arasına Anti-Rootkit uygulamasını da katmış. Denemek isterseniz bağlantısından indirebilirsiniz.

AVG Anti-Rootkit Free (Windows 2000/XP, 413KB) veya http://download.teknomag.com/index-dno-307.htm

Bunun yanında Microsoft'un sitesinden bilgisini alabileceğiniz RootkitRevealer (231 KB),
Trendmicro'nun Rootkit Buster (356KB) güvenle kullanılabilecek uygulamalardan.

Bir başka Rootkit temizleme aracı ise Chip'in önerdiği Helios Lite:

Rootkit temizleme aracı Helios Lite, kurulum gerektirmiyor ve USB-Stick üzerinden doğrudan çalıştırılabiliyor.

Program, User-Mode ve Kernel-Mode Rootkit'leri bulabiliyor. Bunlar arasında Hacker Defender, Vanquish, Fu, FuTo, phide_ex ve Ureal.A sayılabilir... Ayrıca yazılım, gizlenmiş verileri ve Registry kayıtlarını da arıyor.

Helios Lite ile Rootkit araması yapmak için, kullanıcının Yönetici olarak oturumu açmış olması gerekiyor. Bununla birlikte, programın tüm işlevlerini kullanabilmek için, sabit diskin NTFS dosya sistemiyle biçimlendirilmiş olması gerekiyor.

İndir: Helios Lite

Kaynaklar:Teknomag veChip Online

Bunlara ek olarak sürekli güncel bir Antivirüs yazılımı kullanmanızı öneririm.

16 Haziran 2008




Ay-yıldızlı takımımız az önce ilk yarısını izleyemediğim ama izlediğim ikinci yarısında muhteşem bir oyunla Çek Cumhuriyeti'ni 2-0 geriye düştükten sonra 3-2 gibi bir skorla geçti ve Euro 2008'de çeyrek finale çıkmayı başardı!
Maçın ikinci yarısında şanssızlıklar, sakatlıklar derken bir de hakem amcamızın yaptığı güzellik sonucu ikinci golü yedik ama milli takımımız tam umudu kesmeye başlarken Arda ile umudu yakaladı ve sonra coştukça coştu! Nihat'ın 2 golüyle de maçı kazandık.
Takımdan çok umutlu değildim ama söz konusu Mili Takım olunca elde değil. Fatih Terim ve ekibine çok yükleniyorlardı, herkes iplerini çekmeye çalışıyordu ama onlar en güzel cevabı bu şekilde verdiler. Hepsini tek tek tebrik etmek isterdim. Helal olsun!
Tabi bu durumda Türk Milleti olarak bizlere çıldırmak kaldı ve ev arkadaşımla kendimizden geçtik. Golleri hissettim desem abarttığımı düşüneceksiniz ama bildim gol olacağını, hem de son iki golün ikisinde de :)
Şu satırları yazarken evin içinde bir yandan çıldırmakla meşgulüz :) Satırları noktaladıktan sonra da kudurmaya devam edeceğiz. Birden aklıma şu yazım geldi. Abartıyor muyum ki?
Olsun, "Çek'i bozdurduk!" Bu mutluluğu hakettiğimiz kadar yaşamalıyız. (Tadında bırakmak şartıyla tabi )
Çıldır Türkiye'm, Çıldır!

15 Haziran 2008

Öğrenci arkadaşlarımızın büyük emekler harcadığı ve uzun zamandır büyük bir heyecanla beklenen ÖSS sınavı nihayet yapıldı ve az önce bitti. Kazandığım sene yaşadıklarımı hatırlıyorum da... Ne seneydi ama!
Herkesin giremeyeceğini biliyoruz ama umarım hakedenler emeklerinin karşılığını görürler. İşte sınav soruları ve cevapları:

Birinci Bölüm:

TÜRKÇE TESTİ

SOSYAL BİLİMLER TESTİ

MATEMATİK TESTİ

FEN BİLİMLERİ TESTİ

İkinci Bölüm:

EDEBİYAT SOSYAL BİLİMLER TESTİ

SOSYAL BİLİMLER TESTİ

MATEMATİK TESTİ

FEN BİLİMLERİ TESTİ

CEVAP ANAHTARI


13 Haziran 2008


Yalnizlik...
Fotoğraf: Fe@S

Ne güzel söylüyor Da Poet:

"Bazen tek dost yalnızlıktan başkası değil..."

12 Haziran 2008

Smf ile hazırlanmış olan okul sitemizin forum kısmında geçenlerde birden bire "Can't open file: 'smf_sessions.MYI' (errno: 145)" şeklinde bir hata belirdi. İlk kez karşılaştığım bir durumdu ve ne yaptıysam düzeltemedim. Google amcaya başvurdum ve hemen o da velinimetlerinden faydalandırdı.

Sitenin hosting paneline girip PhpMyadmin'e girin ve Sql sorgusundan "REPAIR TABLE smf_sessions" komutunu çalıştırdım. 

Bu kadar!

Ve sorun falan kalmadı. :)

10 Haziran 2008

Geçenlerde bir filmden ses kaydetmenin yollarını ararken bu programı buldum.
Elinizdeki bir klipten, videodan vs ses ya da mp3 kaydetmek istiyorsanız bu yazıyı okuyun ve kolayca halledin.
Ücretsiz olan bu programı indirmek için şuraya ya da şuraya tıklayın. Programımızın adı "Video Mp3 Extractor" ve ekran görüntüsü şöyle:


Programı başlatıyoruz. Sesi alacağımız videoyu seçip altında mp3 yazan yerin karşısına tıklıyor ve nereye, ne adla kaydedeceğimizi belirtiyoruz.
Start düğmesine basıyor ve işlem başlıyor. Bitirdiğinde Mp3 formatında dosyamız hazır oluyor.
Hepsi bu kadar!

In English:

İf you want to extract mp3 files from videos, you can use Video Mp3 Extractor. (Freeware) It is simple and easy to use it.
> Start Video Mp3 Extractor and choose your video file which you want to get mp3 file. Browse for the output folder and click "start"
That's all! :)

09 Haziran 2008

...
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,
Günler şu heyulayı da, er geç, silecektir.
Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma,
Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir?
...
(Mehmet Akif'ten)


07 Haziran 2008

Dünden beri bilgisayarıma bulaşan msn virüsünü temizleyebilmekle uğraşıyorum. Bu virüs bilgisayara bulaştıktan sonra sizden bağımsız olarak msn listenizdeki kişilere "bu resimdeki sen misin?, bu fotoğraftaki sen misin?" gibi mesajlar ve hemen yanında yine virüsün yayılmasına neden olan bir bağlantı adresi yolluyor. İşte buna dair çözümler ararken şöyle bir yöntem buldum.
Öncelikle bilgisayarınızı güvenli bir antivirüs ile (örn; Nod32 ya da Kaspersky gibi) baştan sona tarayın. Daha sonra aşağıdakileri sırayla uygulayın:
-Msn ve onunla ilişkili tüm programları kapatın, tamamen çıkış yapın.
-omg-fix14.exe dosyasını sağ tıklayarak farklı kaydedin.
-İndirdiğiniz dosyaya çift tıklayın ya da sağ tıklayarak "birleştir" deyin. Size bir soru soracak, "EVET" deyip ve hemen ardından bilgisayarı yeniden başlatın.
-omg-fix14-en.reg dosyasını sağ tıklayarak farklı kaydedin.
-Çalıştırın, "Evet" ve "Tamam"a tıklayın.
-Bilgisayarınızı tekrar yeniden başlatın.
-omg-delete14-en.bat dosyasını indirin. Çift tıklayıp çalıştırın. Bu işlemlerden sonra bilgisayarınız virüslerden temizlenmiş olacaktır.
(Eğer bahsi geçen dosyaları indirmekte sorun yaşıyorsanız şuradan hepsini birlikte indirebilirsiniz.)

In English:

How to remove the virus?


- Close MSN, also close it from the traybar in the right corner.
- Download omg-fix14.exe and save this to your desktop.
(right-click on the link and choose "Save Link As..." or "Save As")
- Doubleclick on this file to run it. Then reboot your machine.
- Download omg-fix14-en.reg and save this to your desktop.
(right-click on the link and choose "Save Link As..." or "Save As")
- Doubleclick on this file to run it. Click "Yes" and "OK".
- Reboot your machine. This is necessary in order to delete the virus.
- Download omg-delete14-en.bat and save this to your desktop.
(right-click on the link and choose "Save Link As..." or "Save As")
- Doubleclick on this file to run it. This will delete all files of the virus.

The virus is now removed from your system.

If you get an error about winlogon.exe then you need this file: omg-fix13w.exe.
If you get an error about services.exe then you need this file: omg-fix13s.exe.

If you get another error then you need this file: omg-fix13.exe.
This will remove the virus/file with the random name from your system32 folder.

(Yazıyı hazırlarken faydalandığım kaynaklar: 1, 2 )

İnternette her yazılana da inanmamak gerektiği, aşağıdaki yazıda çok güzel açıklanmış.

Ben bu konuyu e-posta grubumdan gelen bir iletide buldum, ve tam anlamıyla uyuz olduğum, sinir olduğum bir sorun olduğu için hiç el bile sürmeden aynen yayınlıyorum. Bana bu tür e-postalar geldiğinde yedi sülalesine rahmet okuyasım geliyor ama delikanlılığa sığmıyor işte. O yüzden aman gözünüzü seveyim; yollamayın bana bu tür şeyler…Siz de inanmayın bu tür safsatalara...

Hoax nedir?

Hoax, birisinin milleti korkutmak ya da eğlenmek amacıyla yazdığı uydurma bir hikâyedir.
Bunların birçoğu İngilizce olarak doğarlar, “akıllının biri” oturur tercüme eder ve Türkiye’ye yayar.
Bu gibi e-mailler herkesin hem vaktini alir, hem de luzumsuz yere sistem kaynaklarını israf ederler.

(Hatta tehlikeli bile olabilirler — KFC hakkındaki uydurma hikaye yüzünden insanlar KFC’nin önünde gösteri yapmışlar:)
• Hoax (sahte) mesajları anlamanın birkaç yolu
• “İstanbul’da falancanın başına gelmiş” türünden kontrolü yapılamayacak isimler,
• “Sahte otoritenin sesi: “CNN de yayınlandı” yada ” Microsoft uyarıyor” türünden
normalde virus uyarısı yapmayan şirketlerin sözlerini içermesi.
• Gerçek virus/worm uyarıları için: www.symantec.com yada www.mcafee.com ya bakabilirsiniz..
• “Tanidığınız herkese gönderin!!” lafı.
Viruslerden korunmanin yegane yolu, falanca mesaji açmamak degil, iyi bir antivirus
programi kurmak, ve bu programin surekli guncel kalmasi icin update lerini uygulamaktir.
Sık Rastlanan Bazı Asılsız Hikayeler:
• 1000 kisiye gonderirseniz, microsoft/disney/ibm/falanca size bedava bir tatil/uçak/yazılım/vs. gönderecek! (Halbuki email sayacak bir teknoloji dünyada yok)
• “uyandigimda buz dolu bir kuvetin icindeydim, ve bobreğim yerinde yoktu!!” (Herhangi bir yerde olduğuna dair bir kanıt yok)
• Uzerine oturunca bir acı hissettim, iğnenin yanindaki kagitta “AIDS’liler arasina hos geldin!” yaziyordu. (Asılsız)
• Yeni Türk Lirasinin uzerinde ” Republic of Turkey” yazacak! (Yok canım, bak - yazmıyor.) Bu pulların uzerindeki LSD, yalayanları LSD bagimlisi yapıyor! (Asılsız)
• Falanca kuruluşun dedigine gore, yalniz basiniza kalp krizi gecirirseniz, sunlari yapın. (Falanca kuruluş tarafından bol miktarda yalanlandı.O dedikleri şey, sadece çok özel bir durum içinmiş, ve onun yerine yere uzanmak daha iyiymiş)
Plastikler isitilinca/sogutulunca kanser yapiyor! (Asılsız)
• Basliginda “good times/vacation/ben saftirikim/vs” yazan hiçbir emaili açmayin! (Asılsız)
• Bu mektubu 10 kisiye gondermezseniz suratinizda sivilceler çikar/basiniza kötü şeyler gelir/köpeğiniz evden kaçar/vs! (Eskiden postayla gelirdi saadet zinciri mesajları. Şimdi modern teknolojiye geçtiler)
• Falanca hastanede yatmakta olan kanser hastasi kız/kalp hastası oğlana kartpostal/email/vs gönderin.(Son 10 senedir falan yatıyor herhalde hastanede!.Aynı email dolaşıp duruyor da.)
• Deodorantlar kanser yapar! (Kullanmamak ise çevredekileri.. Iyyk:)
• Aspartame de kanser yapar! (Hayır ama sakarin, normal dozun 3000 misli verildiğinde farelerde kanser yapmış hakkaten.Ama o kadar sakarin içerseniz herhalde kanser yerine başka birşeyden ölürsünüz!)
• Hatta, asagidaki maddelerin hepsi kanser yapar (E001, E002, E003.. akliniza gelen her rakami ekleyebilirsiniz)
• Neiman-Marcus Kurabiyesi! (Neumann-Marcus sitesi yalanlıyor. Ama tarif lezzetli!)
• Kuran’da ikiz kuleler saldirisi yaziliydi! (Sanmıyorum)
• Haa, Helyum da kanser yapar! (Hayır ama gazı içinize çekerseniz, bir süre donald duck gibi konuşabilirsiniz. Deneyin matraktır !)
• Windows aletinizde virus var; hemen sulfnbk.exe dosyasini silin! (Onu silin, windows gümlesin. Aslında bir sistem dosyasının ismi)
• Hastaneler birlesmis, ortak bir 444-0911 numarasi edinmisler. (Özel bir şirketin numarası bu halbuki)
• “Bu e-mail size sans getirmesi icin gonderilmistir.”
• (Peki, teşekkür ederim. Hem bilgisayar hem batıl itikat aynı anda olabilir mi?:)
• KFC (Kentucky Fried Chicken) garip tavuklar üretiyormuş(Asılsız hikaye - resimleri gösterilen tavuklar doğal ve nadir bir tür - tüysüz!) !
MSN parali olacakmis, bunu 18 kisiye yollayin, yeşil adam mavi olacak. (Yok canım daha neler) - En uyuz olduğum da bu msn paralı olacak muhabbeti

..vs..vs.. yeni bir hikaye gelirse, bana da bildirir misiniz? Listeme ekleyeyim…

(Diyaloglar alıntıdır).

05 Haziran 2008

Uzun zamandır wordpress, blogger ve blogcudaki blogları takip etmeye çalışıyorum. İçerik açısından da tasarım açısından da oldukça güzel bloglar var ancak son dönemlerde gözüme çarpan bir nokta şu ki birçok özellikle de blogcu kullanıcılarının bloglarında da bir kaos havası hakim. Resimler, şekiller, yazılar, "duyan gelmiş" misali. İçerik olsun, görünüm olsun; bir karmaşıklık ki sormayın... Yani bir blog da gerekli gereksiz"herşey" olması o blogu güzel yapmaz, hitap ettiği kesimi arttırmaz, hatta aksine bazen kullanıcıyı yorar. Sonuçta bu blogları okunsun diye yazıyoruz, oyle boş boş dursun diye değil.
İşte ben tam böyle düşünürken
Acemi Blogcu'nun sitesinde duygularıma tercüman olmuş Blog’unuz için içerik hazırlama ipuçları başlıklı bir yazıyla karşılaştım. Bu yazıyı blog yazan herkesin okuması, anlaması gerektiğine inanıyorum. Buyrun okuyun:

*****

1. Dikkat çekici başlıklar kullanın
Aslında bu konu biraz tartışmalı. Kimileri dikkat çekici başlıkların okur kazanmada daha başarılı olduklarını savunurken, kimileri de içerik hakkında bilgi veren başlıkların daha başarılı olduklarını söylüyorlar. İlk gruptakiler kısa, anahtar kelimeler içeren, magazin gazetelerindekilere benzer başlıkların insanların dikkatini daha fazla çektiğini savunurken, ikinci gruptakiler ise bu tip başlıkların arama motorlarındaki sonuçlar arasında daha geride kalacaklarını ve aynı zamanda feed dosyasına da yansıyan bu başlıkların aslında ters tepeceğini düşünüyorlar. Karar sizin, ben her ikisini de zaman zaman kullanıyorum.

2. Özgün olun
Birbirine benzer milyonlarca blog içerisinden sıyrılarak belirli bir okur kitlesine sahip olmak istiyorsanız özgün olmanız şart. Özgün olma şartı sadece içerik için değil aynı zamanda tasarımınız için de geçerli. Sıradan kalabalık içerisinden ancak bu şekilde sıyrılabilirsiniz.

3. Mutlaka kaynak gösterin
Asla çalıntı içerikle yola çıkmayın! Mutlaka yararlandığınız kaynakları belirtin. Bu size okur kaybettirmeyeceği gibi, saygınlık kazandırır.

4. Gönderinizi yayınlamadan önce düşünün
Blog yazmak bir yarış değildir. Blog’unuzu hazırlarken, güncel ve hızla iletilmesi gereken konular dışında, asla iyice araştırma yapmadan ve düşünmeden yayın yapmayın. Eğer bir yazı dizisi düşünüyorsanız önce kategorilerinizi hazırlayın, daha sonra kategorinizin alt başlıklarının neler olabileceğini düşünün ve başlıkların altında yeterli içeriğe ulaştığınız düşündüğünüzde yayınlamaya geçin.

5. İçeriğinizi dağıtmayın
Blog’unuza başlarken nasıl bir blog hazırlamayı düşündüyseniz öyle devam edin. Gönderdiğiniz içeriğin ana temadan sapmasına izin vermeyin.

6. Bağlantı verin
Eğer ilginç bir şeye rastladıysanız ve blog içeriğiniz dahilinde insanların ilgisini çekebileceğini düşünüyorsanız ona bağlantı verin, insanları Google’da arayıp bulmaya zorlamayın. Zaten blog dediğimiz şey de bundan ibaret değil mi aslında?

7. Konuşma dili kullanın
Bu da tartışmalı bir konu. Kimileri konuşma dili yerine daha resmi bir dil ile başarılı bir grafik yakalanabileceğini savunurken, kimileri de konuşma dili kullanılarak daha samimi ve kolay okunur bir blog hazırlanabileceğini, dolayısı ile de daha iyi bir trafik yakalanabileceğini savunuyorlar. Buradaki tercihiniz biraz da sunduğunuz içerikle ilgili olmalı.

8. Yapılan yorumlara cevap verin
Blog içeriğinize yapılan yorumlara tepkisiz kalmayın. Bu okuyucuların ilgisinin azalmasına neden olabilir. Onlara cevap yazın, e-posta yazın, hatta messenger ile sohbet edin, onlara sizin de yaşadığınızı gösterin :) Bu onların ilgisinin yoğunlaşmasını sağlayacaktır.

9. Gönderi zamanını iyi ayarlayın
Gönderilerinizi insanların, e-posta kutularını ve feed’lerini kontrol etmeye başladıkları sabah saatlerinde yayınlamaya çalışın. Akşam saatlerinde yayınlayacağınız gönderileriniz okurların feed araçlarında güncel feed’lerin altında kaybolabilirler. Eğer uluslar arası bir içerik sunacaksanız bu durumda yerel okur kitleniz yanında size okur trafiği kazandıran diğer ülkelerin saat farklarını da göz önünde bulundurun. Hafta sonlarını insanlar genellikle iş ortamından, bilgisayarlarından uzakta geçirmeyi tercih ettiklerinden gönderi yayınlamanız pek akıllıca olmayabilir. Özelikle yoğun ilgi toplayacağını düşündüğünüz gönderilerinizi hafta sonuna bırakmayın.

10. Kendi fikrinize sahip olun
Gönderilerinizi yuvarlak laflarla geçiştirmeyin. Her şeye olumlu yaklaşmak zorunda değilsiniz. Okurlar her zaman olayın iki farklı yönünü de görmek isterler. İçeriğinize kendi görüşlerinizi katın, bir duruşunuz olsun.

11. Blog yazmak e-posta yazmak değildir
Her gönderiniz “sevgili günlük” yazarak başlamayın. Aynı durum herkese merhaba, merhaba dünya gibi başlangıçlar için de geçerli. Her gönderinizin altına imzanızı da eklemenize gerek yok, nasılsa isminiz gönderi altında belirtiliyor.

12. Varsayımlarla hareket etmeyin
Okurlarınız da siz veya hazırladığınız içerik hakkında sizin gibi düşündüklerini varsaymayın. Herkes sürekli sizi izliyormuş gibi yazmayın. Her yazdığınızı herkes okumaz ve bu yüzden de geçmişte ne yazdığınızı (veya neler yaşadığınızı) bilemezler. Daha önceki gönderilerinizin devamı şeklinde bir gönderi hazırladıysanız öncekileri referans gösterin veya kısaca değinin. Gerekiyorsa, profil sayfanızı detaylandırın, kendinizden daha fazla bahsedin.

13. Fotoğraflar, çizimler, grafikler kullanın
Bazen bir fotoğraf binlerce kelimeye bedeldir. Eğer konuyu yazı ile açıklamaltansa bir fotoğraf ile daha iyi anlatabilcekseniz, fotoğrafı kullanın. Bu aynı zamanda blog’unuza renk de katar.

14. Gönderilerinize ara vermeyin
Haftanın bir gününde yedi gönderi yazmak yerine her gününde bir gönderi yazmak daha iyidir.

15. Meraklı olun
Eğer tam olarak kavrayamadığınız bir konu hakkında yazacaksanız, bunu belirtin. Bilmiş taklidi yaparak saçmalamak yerine sorarsanız birilerinin sizinle tecrübelerini paylaşmasını sağlayabilirsiniz.

16. Sabırlı olun
Bir çok blog etrafında oluşan izleyici kitlesi çok küçüktür, fakat zamanla ve düzenli güncellemelerinizle blog’unuz etrafındaki kalabalık artacaktır. Belki hiç bir zaman birkaç yüzle ifade edilebilecek okuyucu sayısını aşamayabilirsiniz ama unutmayın; eğer birileri blog’unuzu düzenli olarak ziyaret ediyorsa sizin ne söylediğinizle ve/veya nasıl söylediğinizle gerçekten ilgileniyordur.

Kaynaklar;

Hadi şimdi yazmaya devam, umarım bu yazı -ben de dahil- tüm blogcu arkadaşlarımız için yönlendirici olabilir.

04 Haziran 2008

Yanık bir sayfayı andıran görüntüsüyle; siyah agırlıklı "Burned" adlı Blogcu şablonu.
Ekran görüntüsü:



Şablon kodlarını indirmek için BURAYA tıklayın.

03 Haziran 2008

Yine benim uyarlamaya çalıştığım, kırmızı ve siyah renklerden oluşan, Thunder adlı Blogcu şablonu.
Ekran görüntüsü:



Şablon kodlarını indirmek için buraya tıklayın!

02 Haziran 2008

Bu defa diğerlerinden biraz farklı bir Blogcu şablonu uyarladım. Pembe, turuncu vs renklerden oluşan, "Twisted" adındaki bu şablonun ekran görüntüsü:



Şablon kodlarını indirmek için BURAYA tıklayın.
Soru(n)larınız olursa yorum olarak belirtebilirsiniz.



Beşiktaş'ın meşhur taraftar grubu Çarşı bugünlerde kendini feshetme kararı almış. Fenerbahçe taraftarıyım ama Çarşı grubuna öteden beri sempatim vardır. Üzüldüm...
Yeniden devam ederler mi yoksa tamamen kapanır mı bilmem ama artık bu grubun adı sanırım "Kapalı Çarşı" olacak :)

01 Haziran 2008

Geçenlerde nette gezinirken Erdil Yaşaroğlu'nun blogunda bir yazıda dokunmatik bilgisayarlardan yani ecnebicesi surface computing olan sistemlerden bahsediyordu. Teknoloji hergün büyük bir hızla gelişiyor ve tabiki insan oğlu bunun nimetlerinde faydalanıyor.
Bahsi geçen bu sistemde klavye, fare vs. olmadan herşeyi dokunarak yapıyorsunuz. Rahatlığa bak! Harika bir şey! Gerçekten bu sistem yaygınlaştığında bilgisayar kullanmak cok daha keyifli olacağa benziyor.
Hatta geçenlerde tv'de reklamlarda Casper Nirvana diye birşey gördüm, sanırım bu mantıkla üretilmiş bir ürün. Henüz incelemedim ama dediğim gibi; eğer yaygınlaşırsa ben mutluluktan çıldıracağım.
Nasıl bir şey olduğu hakkında fikir edinmek isterseniz hazırladıkları videoyu inceleyin
Böyle bir bilgisayarım olduğunda hiç utanmayacak ve anında çıldıracağım! :)

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com