ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

24 Şubat 2009


Dijital makinemin ilk, tıp fakültesinin son demleri...
Birkaç tıbbıyeli bahçede yoğurdun bolluğundan kaynaklanan tezcanlılığımızla ordan oraya bir uğraş içindeyiz;
Kah börtü-böceğin, kah duran bir çiçeğin bazen de "Leyla" gibi gezen duygusal(!) arkadaşlarımızın fotoğrafını çekme gayretinde...
O sırada temeli ikinci sınıftaki fizyoloji laboratuvarında kurbağaya işkence esnasında başlayan dayanışmanın sonrasında dostluğa dönüştüğü samimiyetle asit kardeşimden ki kendisi bu konularda oldukça yaratıcıdır, gelen bir fikirle manipülasyonlara başlıyoruz...
Fikir şudur; "Olduğun yerde hızlıca dönerken parmağının fotoğrafını çekmek" Böylece arkadaki hız görüntüsü belirginleşirlen biz sabitleşecektik...
Dünya dönerken bir de ona biz ekleniveriyoruz, dön baba dön...
Bir fotoğraf için düştüğümüz hale bir yandan gülerken bir yandan unutulmaz bir gün oluveriyor ve sonunda bu fotoğraf çıkıyor ortaya...
Ve tıp fakültesi bitiyor, çömezlikten doktorluğa geliyoruz. Asitler hala asetikasit kıvamında ve yakıcı olsa da dünya döndükçe çok şey değişiyor. Hatıralar dışında...
Köşede inecek var, dur dünya!..

21 Şubat 2009

Üçü Bir Arada...
Bundan böyle ara ara çektiğim fotoğrafları da yayınlamaya karar verdim. Bununla başlıyorum.
Bu fotoğrafı Üniversite ilk senesinde Van'da okurken çekmiştim.( O zamanlar dijital foto. makinam yoktu. Hatta üniversite 5'e kadar da yoktu ya neyse.Poz almak, tab ettirmek derken bütün paramı bu işe yatırıyordum. Dijital geldi, birçok dert bitti. :) )
O gün bugündür en sevdiğim resimlerden. Van Gölü, Artos Dağı ve Akdamar Adası; üç güzellik bir arada...
Sizce nasıl?

17 Şubat 2009

Siz siz olun;
HP Dizüstü Bilgisayar almayın,


AMD işlemci almayın,



Hele de AMD işlemcili HP'yi kesinlikle almayın!...

Tecrübe sonucu bir dost tavsiyesidir...Yazık edersiniz!

13 Şubat 2009

Aşk da tıpkı elif gibidir,isminde gizlidir,ama okunmaz.O olmadan da besmele sese gelmez.O her şeyin içindedir,ama hiç bir şeyde görünmez. (Hz.mevlana)
 
İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
 
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
 
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
 
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.


İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..Vav Harfi, 'ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. Ebced hesabında 6 rakamına denktir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.
 Ey aşkın binbir başlı vav hali
Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde
Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân'a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilalin dolunaya
Dolunayın hilale dönüştüğü zamana 
  
Ve mahlukat
Nefes nefes aşk çekerken Mevla'ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana
Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah'ım
'Kulum' de kâfi bana
İster nârına garket İster nuruna
 Meşhur bir hikayedir: Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş'a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya; 'efendi, yanımda param yok, ben sana bir 'vav' yazayım, bunu sahaflara götür,karşılığını alırsın' der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır. Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz 'Hafız Osman vav'ı' diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata 'vav'ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu 'vav' ile kazanmıştır. Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı 'efendi para istemez, sen bir 'vav' yazıver yeter' der. Hafız Osman gülümseyerek ; 'efendi o 'vav' her zaman yazılmaz.Sen dua et para kesemi yine evde unutayım' der...Ruhları şâd olsun üstadların...


'Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allaha karşı gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir' Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur. İşte o ayet: 'Secde et, yaklaş!' Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu. Secde et, vav ol, vay dememek için şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde..
----

Bu muhteşem yazıyı gönderen İnanç kardeşime sonsuz teşekkür ediyorum. Çok beğendim, paylaşmak istedim...


11 Şubat 2009




Güzel memleketimden Acil Servis Manzaraları;

Gece yarısı saat 04:00, hasta acil servise(!) başvurur;
Hasta (sesini yükselterek) : Ben acil hastayım, hemen bana bakın!
Doktor: Geçmiş olsun, şikayetiniz nedir?
Hasta: Ben kendimi bildim bileli ne zaman dışarı çıksam üşüyorum...
Doktor: O zaman içeri girin.
...
:)

Bizzat başıma gelenlerden... Bizim memlekette acil hasta tanımı işte böyle birşey :)

Devamı gelecek...

09 Şubat 2009

İşte en bariz örneklerden biri :)

video

Ne dersiniz, uçurum pek fazla olsa da eğlenmek herkesin hakkı değil mi?

04 Şubat 2009

Bugünün resmi "Bir Hilal Uğruna" başlığıyla nette bulduğum şu harika görüntü;



Bu resmin güzelliği ve özelliği anlamında saklı. Mehmet Akif'in " Bir hilal uğruna Ya'rab, ne güneşler batıyor..." cümlesi, geceyle gelen güzellik ve dahası... Benim nazarımda anlam dolu bir resim.
Hele de duvar kağıdı yapınca bilgisayarım öyle güzel oldu ki anlatamam. Buyrun, bu güzelliği ve anlamı siz de yaşayın...

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com