ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

30 Mart 2009

Bir yerde okumuştum; "Politika" kelime anlamı olarak "yalan" demekmiş. Doğruluğu tartışılır ama yaşadıklarımız ve gördüklerimizden sonra bu bilgi yanlış bile olsa gerçek oluyor bizim için...
Bir kere de hatasını kabul eden, yanlışını kabul eden siyasetçi görmedim (Japonya hariç; orda siyasi hatalar yüzünden istifayla yetinmeyip harakiri yapacak derece onurlu olanları bile var. Onlara ayrı saygı duyuyorum.) İyi siyasetçi öyle oluyor sanırım; kandıramıyorsan bile kıvıracak, çamur atacaksın... Marifet en çok da hitabetteymiş velhasıl...
Nereye gelmek istediğimi daha doğrusu en çok değinmek istediğim şeyi belirteyim;
Geçen seçimlerde bir siyasi partimiz beklediği oyları alamayınca; " Milletimiz bize ana muhalefet görevi vermiştir" demişti. Hezimet demenin siyasi lügattaki karşılığı buymuş, anladık...
Bu seçimlerde ise aynı şey AKP için geçerliydi; "Kaleleri almak, belli şehirleri -tabir caizse- yıkmak" hedefiyle seçimlere giren bu uğurda ise kömürden beyaz eşyaya bir sürü promosyon(!) dağıtan bu güzide partimiz beklediğini alamadığı gibi bazı yerleri de kaybetti, hatta oy oranında %8 kadarlık bir düşüş yaşadı. "E bunda ne var?" diyeceksiniz; Oy kaybetmek, düşmek, yükselmek elbet doğal ama bu partimiz de bunu şöyle kıvırdı;
"Milletimiz bizi uyardı!"
El insaf!..
Ağlanacak halimize yine güldüm... Birileri de aslan gibi çıkıp da "oylarımız düştü, beklediğimiz olmadı. Hatalarımızı gözden geçirmemiz ya da politikalarımızı değiştirmemiz gerek" diyemiyor mu ya hu? İşte bu yüzden gelen hep gideni aratıyor; kim iyi yoldayız, ekonomi şöyle böyle dese de...
Burda asıl trajikomik olansa bu sözlere inanan güzel insanlarımız olması...
İşte böyle; başka bir yerde de politika için çok güzel bir tasvir daha okumuştum;
"Fahişelik kadar eski meslek...İkisinin de birbirinden farkı kalmadı..."
(Sözüm meclisten dışarı)
Her defasında hayrete düşerek izlemeye devam ediyorum...
---
Muhsin Bey'e ve yanında vefat eden şahıslara tekrar Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk Milleti'ne sabır diliyorum..

27 Mart 2009

video

Sen orda üşürken bizim yüreklerimiz yanıyor, kan ağlıyoruz!..
Kah ihmal diyoruz, kah soğuk, kah...
Oysa sen ne işkencelere, ne çilelere gülüp geçmiştin.
Ne badireler atlatmıştın da "alın yazısıdır" demiştin...
Yazın böyleymiş Koca Reis!
Ve biz şimdi Üşüyoruz reis!
İçimizdeki ateş karları eritirken,
Bu gaflet soğukluğudur bizi üşüten...

Mekanın cennet olsun, kına yakanlara, yaktıranlara, hümanist geçinip senin ölümüne zil takanlara, oynayanlara inat...

Not: Bu yazıdan sonra BBP'li olduğumu düşünebilirsiniz ama değilim. Rahmetli Muhsin Bey'i sever, saygı duyardım. Hala da öyledir benim için. Bu arada kendisini "solcu" addeden, "sağ-sol nedir? hayatta bilmeyen ve "insanlıktan pay almamış birtakım zevatın sevinç çığlıklarını duyunca düşünüyorum da orada aydın geçinen lümpen tayfasından bir zat olsaydı, ya da bir başkası olsaydı yine aynı tepkiyi verebilecekler miydi? Merak ediyorum...
Muhsin Bey'in her kazadan sonra söylediği bir sözle kapatıyorum;
"Alın yazısı bu. bir yazılırsa, ne olursa olsun, engel olamazsın!"
Alın yazısı be başkan!..
Habere göre "PKK adlı eli kanlı kalleş terör örgütünün Kuzey Irak'tan çıkarılma süreci fiilen başlamış..."mış...
Hiç it iti ısırır mı?
Biz de yedik...

24 Mart 2009

Geçen gün bahsettiğim tarihi olaydan (araba sevdası) sonra henüz bir kahramanlık yapmamış olsa da -gönlümü fethetmiş olması da yeter :)- arabama bir isim arıyorum.
Önerilerinizi de bekliyorum.
Gelişmelerle burada olacağım...

21 Mart 2009



...
Elif, Lam, Mim... Günahkar titrek ellerim,
'Elif Elif' diye diye senden seni isterim,
Madem ki sana varmak, dikenli yollar geçmek,
Vuslatımın kanıtı olsun; kevser suyundan içmek
...
(Alıntı)

& Teşekkürler Yakzan...

16 Mart 2009

Ve sonunda!..
Dünyalıklarda gözüm yoktur elbet ama yıllardır hayal ettiğim tek bir dünyalık vardı; o da tutku derecesinde sevdiğim, istediğim hatta rüyalarıma girecek kadar zihnimi meşgul eden araba sevdamdı...
Aylar süren araştırmalar sonunda marka olarak hiç sevmiyor olsam da, hiç araştırmamış olsam da Peugeot 307'de karar kıldım, tanıdık da çıkınca hemen atladım...



Bu hayal benim için madden oldukça büyük yük olsa da hayatta her şeyin bir bedelinin olduğunu bilen ve yıllarca birçok bedel ödemiş olan ben artık hayallerim için de bedel ödemeye hazırım...
"Armudun sapı, üzümün çöpü" diye araştırmaktan, kafama takmaktan usandım ve bugün öğlen itibariyle şirin mi şirin, kara mı kara, düğün salonunu andıran bir arabaa kavuştum.
Allah kazasız, belasız kullanmayı ve tabiki de ödemeyi :) nasip etsin. Darısı da olmayanlara artık...
Bunun benim için ne olduğunu tahmin bile edemezsiniz...
Ah bi de tam tadını çıkaracakken yarın nöbetçi olmak olmasa... Gerçi bunca yıl sabrettim, 25 saat daha sabredebilirim (umarım)
Hadi hayırlı traşlar :)
Mutluyum lan, mutluyum!!!

Not: Sevinç, heyecan derken sizin de farkettiğiniz üzere karmakarışık bir yazı oluverdi ama olsun :) Seven ne yapmaz...

13 Mart 2009

Ne zaman ki...

-Tabip odaları siyaseti bırakıp meslektaşlarının menfaatini koruyacak

-Müdürler ve başhekimler mesleğin onurunu siyasetçilere karşı koruyacak

-Doktorlar ben değil biz diyebilecek..

İşte o zaman 14 mart bayram gibi kutlanacak...Yoksa her sene olduğu gibi yine körler sağırlar birbirini ağırlayacak...

14 MART (sözde) tıp bayramı kutlu olsun....

Doğruya doğru!..

07 Mart 2009

Kızılderililer Amerikalılar için "Beyaz adam çatal dille konuşur" derler-miş. Ne kadar haklı olduklarını geçen süre zarfında öğrenmeyen, anlamayan kalmadı sanırım...
İşte Sözde demokrasi savunucusu, adalet dağıtıcısı(!) Amerika'nın övgü dolu tarihinden küçük bir özet...


video

Türkçe Rapçi MT'nin de dediği gibi;

"
Daha güzel bir dünya için F... justice, F... America!..."

Devamı gelecek...

03 Mart 2009

Yeni yazım nöbet vs. derken gecikti.  Gerçi göreve başlamakla birlikte blog konusu ister istemez eskiye nazaran biraz sıkıntılı olmaya başladıysa da yazmayı seviyorum. Rötarlı da olsa...
Bu günlerde nöbet konusundan dolayı oluşan bir boşlukta ben keyfim ve kahyasıyla uğraşırken, Ankara'dan; zor zamanların ve süprizlerin vazgeçilmez zat-ı şahanesinden güzel bir haber geldi ve bir anda misafirim oluverdi...
Son birkaç günü varlığıyla renklendirdi, bu ara ihtiyacım da vardı. Mutlu oldum, sağolsun...
Gelmişken bana büyük bir güzellik yaparak sevdiğim bir yemek olan Bezelye pişirmeyi de öğretti, bunun benim için ne demek olduğunu bilemezsiniz :) İlk denememde başarılı da oldum, olumlu puan aldım ki ben Gaziantepliyim :) 
Misafirimi dün uğurladım, Tıp Uzmanlık sınavı (TUS) başvurumu yaptım ki bu da 11-12 nisan tarihlerinde Ankara'da olacağım demek oluyor. 
Yemek konusunda uğraşlarım ve araştırmalarım sürecek. Gelişmelerle birlikte olacağız.
Ve tekrar en büyük gündemim olan ikinci el araba piyasasında gezintilerime dalıyorum :)

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com