ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

25 Mayıs 2009



Kalsa idik bir çocuk saflığında, sevmenin hafif biçimi ile yetinseydik. 
Onların yerinde olmayı istetecek kadar, ağır bir yük altında mıyız azizim? 

Ancak bunun da bir yüceliği var ki; onu da çocuk kalbi ile algılamak mümkün olmasa gerek...

11 yorum:

  1. Çocuk saflığında kalsaydık, sevmenin ağırlığını tadamayacaktık.
    Çok saflığında kalsaydık, hayatı sadece perde arkasından izleyecektik.
    Oysa oyuncusuyuz hayatın, bazen baş rol, bazen fügüran.
    Çocukken dizimiz kanardı, şimdi kalbimiz...

    YanıtlaSil
  2. çocuklar öyle saflar ki, kalıplar oluşmamış onlarda henüz. bir çocuğun çalışırsa gerçekten sihir yapabileceğini okumuştum bir yerde. o derece saflar yani. yüceliği falan bilemiyorum ama öyle bir yük altındayız ki biz yetişkinler.
    sevgi duygusunu bile onlar kadar duru algılayamıyoruz. fotoğrafta ışık ne güzel vurmuş...

    YanıtlaSil
  3. çok ama çok güzel bir yazı. çocukluğumuzu isteyecek kadar evet ağır yüklerimiz. ama ben şükrediyorum ki çocukluğumu güzel yaşadım. ya çocukluk nedir bilmeyerek büyüseydim. özleyecek anlarım olmasaydı?

    YanıtlaSil
  4. çocukluk:) hem asla sırtımda inmeyecek olan en ağır yükün o zaman bindiği, hem bu yükün daha ne anlama geldiğini anlamayacak kadar saf olduğum zamanlar.. kaybedilen zamanın, insanların sadece birer oyuncakmış gibi önemsiz olduğu yada paylaşmakta zorluk çektiğin oyuncağın olduğunu düşüdüğüm zamanlar.. tarafsız mı? yalansız mı? çıkarsız mı ? yaşanılanların kimin tarafında olduğunu bilmediğin zamanlar, 1 misket dahalar için k.çından ayrılmadığın çıkarsız(!) oyunların oynandığı zamanlar.. büyüdükten sonra bu ufak gözardlarının büyüyünce başına dert açacağını bilinmediği hakikatli zamanlar... :))) biz çocukluktan ne ara çıktık azizim?

    YanıtlaSil
  5. Omuzumda gittikçe ağırlaşan yükleri
    bir bir hissetsem ve ezilsemde altında;
    o zamanlar kirlenmesinden korktuğum üst baş yerine,
    şimdi kirlenmişsede zihnim ve ruhum,
    ben henüz çocukluktan çıkamadım galiba.
    orda kaldı hep bir yanım,şükürler olsun.

    Fotoğraf enfes adaşım. Kadraj daha geniş açılı ve kapıya doğru biraz daha boşluk olsa daha da güzel olurdu sanki...
    [çok fazla daha kullandım idare et:)]

    YanıtlaSil
  6. Ferhat kardeş; fotoğraf makinam yanımda yoktu. Cep tlf ile bu kadar becerebildim ama böyle detayları belirtmen benim için güzel. Sizler bu iste benden daha ustasınız. Önerileri her zaman bekliyorum...
    "Daha"lar azalacak inşallah... :)

    YanıtlaSil
  7. Her ne kadar dört başı mamur bir makina kadar olmasa da bu konuda cep telefonlarının küçünsenmemesi gerekir sanırım. Zira bazen öyle süpriz sonuçlar veriyorlar ki değme makinalarla zor çekersin. (bu fotoğrafta öyle bir şey olmuş bence) Birde yeni çıkan telefonlar zaten nerdeyse bir kompakt makinayla eşdeğer özelliklere sahip olacak. Fotoğrafın en sihirli öznesi adından anlaşılacağı gibi ışık. Ve tabi doğru zaman ve yer vesselam.
    Işığın bol olsun kardeşim, rastgele...
    ...

    YanıtlaSil
  8. Adaş; Dört başı mamur bir cep tlf olmasa da bu fotoğrafı çekebilme şerefi ona nasip oldu ya, gerisi önemli değil.
    Bu arada dün itibariyla Canon'umdan da oldum, abime kaptırdım...
    Yeni arayışlar peşindeyim...

    YanıtlaSil
  9. Aman dikkat et kendini bir kaptırırsan soluğu milyarlık ekipmanlarda alabilirsin. Fotoğraf sitelerinde doktor olupta ciddi ekipmanlarla fotoğraf çeken bir sürü insan tanıdım. Oldukça da iddialılar :)

    YanıtlaSil
  10. Doktor arkadaşlarımız bu konularda hevesliler, haklısın. Umarım ben de onlar kadar başarılı ve iddialı olabilirim :)

    YanıtlaSil
  11. bana bir dilek deseler..tek istediğim çocukluğuma dönmek olur..

    YanıtlaSil

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com