ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

28 Haziran 2009

Ne yazık ki mesleklerimiz, itibarlarımız ve emeklerimiz günden güne daha fazla alet ediliyor, oyuncak ediliyor siyasilerin, ağa babaların ve köpeklerinin elinde...
"Şunun yeğeniyim, asarım, keserim, yerin sana dar geliyor" diyen insanlıktan nasibini alamamış ama paradan ve torpilden yana şansı bol olanların, eli silah tutan çakal sürülerinin elinde oyuncak edilen personeller de neçare, şevkini de zevkini de kaybediyor haliyle...
Sonra "neden verimsiz bu personel?, neden asık suratlılar, neden ilgilenmiyorlar" vs sorular soruyor, durumu bilmeyen saf ve temiz halkım... Bunlar sebep olamasa da beşerin şaşacağını, dayanma sınırı olduğunu bilmiyorlar mı?..
Oysa bilmiyorlar ki doktorun, hemşiresinin ve diğer personelin daha 2 dk. önce bütün değerlerine küfredildiğini, hakaret edildiğini, tehdit edildiğini ve bunun üstüne hakkını aradıklarında "yüksek yerlerden" telefonların geldiğini...
Bilmiyorlar ki bunca olumsuzluğa rağmen mesleğini icra etmeye çalıştıklarını... Oysa ne idealist insanlar, ne emekler harcanıyor bu uğurda...
İşte o zaman lanet ediyorsun yaptığın ve yapmaya çalıştığın her şeye, isyan ediyorsun hayalleri ayaklar altına serenlere. Küfrün bini bir, sinirler gergin... Bir ses geçiyor içinden;
"Bu memleket boşuna bu hale gelmemiş, meğer ne çok namussuz varmış..."
Bilmiyorlar, anlatamıyoruz...
Yazık!..

21 Haziran 2009

Balıkesir isminin kökeni yöredeki bir yerleşim alanı olan Achiraus'dan geldiği söylenmektedir. Sonraki yıllarda Roma İmparatoru Hadrianus'un avlandığı bu bölgeye Hadrianoptherai denilmiştir. Bir başka iddiaya göre de Balıkesir ismi, imparatorun Paleocastra isimli şatosundan gelmektedir. Selçuklular zamanında buraya Bulak Hisar veya Balık Hisar denilmiştir.

20 Haziran 2009



Gözlerindir;
Geceyi aydınlatan,
Gündüze renk katan...

Gözlerindir;
Gece rüyalara ,
Gündüz düşlere salan...

Gözlerindir;
Ömrüme sığmayan,
Kalbimde parlayan...

Gözlerindir;
Derde derman,
Katle ferman...

Ve gözlerindir;
Ruhuma ateş salan,
Aklımı baştan alan...

Ferhat ASLAN
8/9/2008

H.Nihat ATSIZ'ın sevdiğim eserlerinden olan Deli Kurt romanında bir Gökçen Kız karakteri vardı. Yüreği yakan bir güzellik. Gözleri ise apayrı bir güzellikti. Hatta "o gözlere bir kere bakan ölür" dedirtecek kadar...
Bu şiiri de o romanda Deli Kurt'un aklını alan, derde düşüren o gözlerden esinlenerek yazmıştım. Epey zaman olmuştu yazalı, kısmet bugüneymiş...

17 Haziran 2009



Yanaklar öpmedesin, öptürüp yanaklarını;
Böyle geçsin bu günlerin varsın.
Sen ey çocuk! Öpülüp öpmenin ne olduğunu;
Dudaklarında dudaklar duyunca anlarsın!
(Alıntı)

14 Haziran 2009

Birkaç gündür yorumlarda ve arkadaşlarımdan gelen uyarılar doğrultusunda sayfadaki Google reklamlarının gerek siteyle alakasız gerekse benim tarzım ve tavrımla uyuşmayacak kadar anlamsız boyutlara geldiğini farkettim.
Bu reklamları koymamayı düşündüm ama 6-7 ayda bir kere de olsa ufak bir geliri oluyor ve ben o gelire dokunmuyorum bile, direk ihtiyacı olan birine gidiyor. Bu yüzden reklamı kaldıramadım. Aykırı içerikli reklamlara engel olmak adına filtre koyduysam da son günlerde bir şekilde google'ı alt edip kendi reklamlarını yayınlamayı başarabilmişler. E buna filtre mi dayanır?.. :)
Hal böyle olunca görüntülü ve rahatsız edici metinler içeren reklamları kaldırıp tek satır metin reklam ekledim. Sanırım bu, bir nebze de olsa çözüm getirebilecektir.
Uyaran, hassasiyet gösteren herkese teşekkür ederim.

13 Haziran 2009

Beklenen gün geldi çattı, yarın ÖSS'ye hazırlananlar için kader günü. Hatırlıyorum da ÖSS öncesindeki gün "kurbanlık koyun" kıvamındaydım. Melür melür bakıyordum sağa sola. :) Beklemenin, belirsizliğin verdiği stres de cabası...
Ama çok değil sınavdan çıkınca bitiyor her şey, o stresin, korkunun anlamsız olduğunu farketmiştim. Çünkü yaşadıkça aslında "hayatımızın sınav" olduğunu ve her gün yeni bir sınavla karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlıyor(d)um...

Şimdi kurbanlıklar yine yarını bekliyorlar, onlara başarılar ve Allah'tan emeklerini boşa çıkarmamasını diliyorum...

Allah yardımcıları olsun.

11 Haziran 2009



Ey Rabbim! Yağmur sonrası dirilten,yeşertensin,
Rahmetin bahar kalbimde,ruhumda dirilen bir tek sensin...
(Alıntı)

08 Haziran 2009

Son yazıma isimsiz bir arkadaşımdan gelen yorumu çok beğendim ve burada yayınlamak istedim; beğenilecek, biliyorum :)

Aşk Dediğin Yoksulluktur!

Yoksunluktur aşk dediğin! Bir yanın eksik kalır geceler boyu, aldığın nefes yetişmez, sokak çocukları gibi dışarıda üşür yüreğin
Kazanma ihtimalinin az olduğu bir kumar oyunudur aşk. Elindeki karta bakmadan rest çekmektir yaşama. Tüm zenginliğini, düşük ihtimale rağmen, hayatın ortasına sürmektir.
Olmayacak duaya amin demektir aşk. İmkansızı başaracağına dair şiddetli inançlara tutulmaktır. Kaç merdiveni üst üste koyarsan, mehtabı sevdiğinin kollarına çekebileceğini hesaplamaktır mesela. Ortak bir yıldız seçip, bulutlu gecelerde seni düşünmediğini sanarak ağlamaktır. Muhteşem şiirler yazdığına inanarak, tüm sevdiklerini esir etmektir, yüreğinden başka yere bağlanamamış kelimelere.
Zamanla kavga etmektir aşk. Yelkovanla akrebe küfür etmektir geçmek bilmez bekleyişlerde. Planlarını uyduramamaktır, hayat sürprizler yaparak değiştiğinde.
Kendinden vazgeçmektir aşk dediğin. Yemeğin en güzel yerini ayırmaktır sevdiğin için. Onun yerine düşünmektir, onsuz kaldığın anlarda bile. Birini kendinden çok sevmektir, henüz kendini sevmeyi bile beceremediğin yaşam tünelinde. Hastalandığında bir sandalye üzerinde beklemektir sabaha kadar. Her acısını kalbinde misliyle hissetmektir.
Aşk dediğin yoksulluktur. Bedenini, ruhunu, kalbini emanet ederek başkasına; düşler bahçesinin çiçekleri ile avunmaktır. Kendin olmaktır aslında,özüne dönmektir. Vazgeçmektir hırslardan, cezalardan, çekişmelerden. Sadece güzel olana dayandırıp yaşamı, her mevsimin tadını çıkarmaktır. En değerlisi, aşk, bir kalbe sevmeyi öğretmektir...

Teşekkürler "Adsız".

05 Haziran 2009

Bu aralar amatör çalışmalar bir hayli revaçta. Ahmet ABALI uzun zamandır küçük çapta çalışmalarıyla, konserleriyle bu işte bir hayli başarılı olsa da -belki de siyasi kimliği nedeniyle- çok fazla tanınmıyor.
Özellikle "Gel Deseydin" adlı şarkısıyla gecemi gündüzüme kattı... Bilmem kaç bin defa dinlemişimdir. "Abartma!" diyenleri duyar gibiyim ama ben müzik konusunu zaten abartı derece seviyorum...
Bu yazının da amacı bu şarkıyı paylaşmaktı zaten. Korsan falan değildir, henüz bandrollü albüm olmadığı için gönül rahatlığıyla paylaşabilir, hatta reklamını yapabilirim :) Buyrun, dinleyip kafamızı bulalım...



Bu da indirmek isteyenler için "adres"
Dinledikçe dinleyesi geliyor insanın...


Dün, şuradaki yazımla notepad chaos adlı temamda oluşan kod hataları nedeniyle tema değişikliğine gittiğimi yazmıştım. Gerek yeni temaya pek ısınamamış olmam gerek gelen yorumlar ve öneriler üzerine eski temamdaki hataları gidermeye çalışıp eski temama tekrar döndüm.
Notepad Chaos; bir anlamda kürkçü dükkanım oldu, döndüm dolaştım ve tekrar sana geldim adamım!.. :)
Şıpsevdiliğim ve bakım-onarım sırasında çevreye verdiğim rahatsızlık için herkesten özür dilerim :)

04 Haziran 2009

Kodlarda oluşan hatalar yüzünden çok sevdiğim temama veda ettim...
Söyleyecek çok söz yok. Her defasında öyle ya da böyle bir sebepten sık sık tema değiştiriyorum, siz de alıştınız zaten.
Yorgunum, kafam da yo(r)gun. Biraz da böyle olsun bakalım.
Birkaç eksik var, onları da fırsat oldukça tamamlayacağım.
Hayırlı(sı) olsun...

02 Haziran 2009

Malumunuz, bir Gaziantep sevdalısı olarak her fırsatta dilim döndükçe ve aklım yettikçe Gaziantep'i ve güzelliklerini anlatmaya, tanıtmaya çalışıyorum. Bu yazı da şu anda Türkiye'nin en büyük hayvanat bahçesi konumunda olan Gaziantep Hayvanat Bahçesi'nin ve aslında orada çektiğim birkaç fotoğrafın reklamını yapmak derdindeyim :)

Yıllar oldu yapılalı ama bana gitmek çok uzun zaman sonrasına kısmet olmuştu, bu yüzden "Gaziantepli" olarak övünmeme yakıştıramadığım bu durumu ilk fırsatta telafi etmek ve yerli-yabancı herkesin bahsettiği bu güzelliği görebilmek amacıma -abimin nişanlısı sayesinde- ulaştım.

Gaziantep'in meşhur yerlerinden biri olan Burç Ormanları içinde bulunuyor burası ve oldukça da "geniiiiş" ("i" harfini neden böyle uzattığımı gidince, görünce ve gezmekten yorulunca anlayacak, hak vereceksiniz :) )
Gezmeyi çok sevdiğim her fırsatta dile getiriyorum ama bu bahçede gezmekten yorulmak bir yana, her yeri gezebilme işini tek günde yapmak pek de kolay değil. O yüzden ben bile tamamını göremedim hala, "yarım yarım gezmeler" şeklinde tamamladım :)

Çok güzel ve hiç görmediğim hayvanları görme şansı buldum. Aslan'a neden "Ormanlar Kralı" denildiğini ve bu ismi nasıl aldığını o heybeti, o kükremeyi duyunca anladım, hak verdim. Soyadımı bu sayede sevdim :)
Her hayvanda ayrı bir güzellik var. Mevlam ne güzelliklere kadirmiş, bir kere daha gördüm...
Komik olan ve unutmayacağım bir diğer şey de insanların hayvanları yaklaştırabilmek, daha yakın görebilmek adına yaptıkları hareketler ve çıkardıkları seslerdi... Örneğin ayılara kendilerini farkettirmek adına hırlayan, garip sesler çıkaran kocaman adamları gördüğümde, kaplana miyavlayan insanları gördüğümde kendimi tutamadım. Fotoğraf makinemi bırakıp bir kenarda gülme krizi geçirdim... :) Keşke hayvanları değil de o saf yurdum insanlarını da kameraya kaydedebilseydim..

Böyle güzel bir geziye dair anlatmakla bitmez, laf uzadıkça uzar. En iyisi gidip birebir yaşamak ve görmek.
Çektğim fotoğraflardan da bazılarını ekleyerek yazımıza son verelim. Bu arada albümün son resminde o pozu yakalamak için büyük emek verdiğimi ve sabır sergilediğimi resmi görünce anlayacaksınız...

Eğer imkanınız varsa ve hala gitmediyseniz bu güzelliği, doğallığı mutlaka gidin, görün. Ben bu aralar bir kere daha gitmeyi planlıyordum ama kısmet bakalım. Hem eğlenecek hem de çok beğeneceksiniz. Kefili bizzat benim! :)
Şuradan da resmi sitesine ve diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com