
Gerek hayvanın güzelliği gerekse yakalandığı an ayrı bir ihtişam...
ve her kuyuya taş atan bLog...


Türk çocuklarının, başlarını kartallar gibi gökyüzünün yüce katmanlarında dolaştırarak yaşamaları için kendilerini fedâ eden kahramanların aziz hâtıralarına armağan edilen bu kitap, efsanevî Antep Harbi’nin yegâne belgesel romanıdır.
Bayrağına düşman eli uzandığı anda, hiç kimsenin “uygun görmesine lüzum görmeden” şeref ve haysiyetini kurtarmak için silâha sarılan bir şehrin yaşanmış hikâyesidir, bu kitap. Bir kutsal isyanın, bir başkaldıranın, savaşın galiplerine meydan okuyuşun hikâyesidir.
Fransızlar; topları, tankları ve uçakları ile halk ibadet hâlinde iken camileri vurmuştur! Çarşıları vurmuştur! Hanları, kervansarayları, bedestenleri vurmuştur! Evleri vurmuştur! Yalnız Kozanlı Mahallesi’nde 2 bin 657 ev obüs mermileri ile çökmüş, kasabadaki 10 bin evden 8 bini harâbe haline gelmiştir! Tespit edilebilinen şehit sayısı 6 bin 317, yaralı sayısı 11 bindir!
Bütün bunlara rağmen ne sitem edilmiştir, ne ah, aksine bir türkü söylenmiştir siperlerde her sabah:
VURUN ANTEPLİLER NAMUS GÜNÜDÜR
VURUN TÜRK UŞAĞI NAMUS GÜNÜDÜR !
BİLGEOĞUZ YAYINLARI
İsteme Adresi : Alemdağ Mah. Mollafenari Sok. No : 41/A Cağaloğlu-Eminönü
İSTANBUL
Birkaç gündür nete pek giremeyişimin, yazı ekleyemeşimin sebebine geleyim hemen; büyük insan abimin evleniyor olması.
Bu aralar bünyemde bir anormallik silsilesi aldı başını gidiyor. Geçen gün anlattığım ses kısıklığı vakası sonrasında dünkü gündemim de saatler süren hıçkırık nöbetiydi...