ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

27 Ocak 2010

Uzun zamandır severek takip ettiğim, Yılmaz Özdil'in yazısını, el sürmeden aynen yayınlıyorum. Ağzına sağlık..;
---
Doktor

Kız verirken...

Kocaya varırken...
Otomobil alırken...
“Doktor civanım.”
Muayene ücretine gelince...
“Hepsi şerefsiz!”
*
(Harala gürele yüzünden yazmaya fırsat bulamadık, şu tam gün yasasını... Hazır, yeni bir darbe planı çıkmadan, fırsat bu fırsat, aradan çıkarıvereyim bari.)
*
Deniyor ki:
“Başbakan kadar maaş alacaklar.”
*
Safra kesesi ameliyatı yapabilir mi başbakan? Böbrek nakli? Pansuman bile yapamaz... Ama, çok sıradan bademcik ameliyatını yapabilen bir hekim, gayet güzel başbakanlık yapabilir.
Refik Saydam mesela, hekimdi...
O halde, hekimlerin maaşını siyasilerin maaşıyla niye kıyaslayalım ki?
*
Komada geliyorsun, bacağını kesiyor, damar çıkarıp, kalbine bağlıyor, gebermekten kurtuluyorsun. Sonra da “Çok para aldı” diyorsun. Kaç para ki senin hayat? O kadar etmez mi?
*
Gece yarısı ateşi 40’a vuran evladını Azrail’in elinden almanın, hızara kaptırdığın parmağını yerine dikmenin, görmeyen gözünü gördürmenin, kanserini erken yakalamanın fiyatı nedir?
*
12 sene üniversite okuyor. Boru değil. 18 yaşında girdi, geldi 30’una, hâlâ kafa patlatıyor. İki kapılı handa, yolun yarısı eder... Lütfedip, müsaade edelim de, biraz para kazansın bu ülkede.
*
Karaktersiz hekim yok mu? Var elbette... Ne kadar karaktersiz gazeteci, ne kadar karaktersiz avukat, ne kadar karaktersiz esnaf varsa, o kadar karaktersiz hekim var... Ama, Rabbim herkese “Cleveland” demiyor... Parası olmayana bakan vicdanlı hekim de var bu ülkede.
*
Tahmininizden çok.
*
Üstelik, silah zoruyla ameliyata alınan hastayı hiç duymadım ben... Yeşil kartlı bile olsan, seçme şansın var. Paragöze gitme, öbürüne git. Diyeceksiniz ki, “Kuyruk oluyor, yeterli hastane yok...” Müteahhit midir hekim?
*
Peki nedir? Aslanı kediye, eğitimliyi cahile kırdırma projesidir bu...
*
Hakkını alamayanlar kendisinden hesap sormasın diye, “Bak şunlar senden fazla alıyor” diye hedef göstermektir. “Sen az kazandığına itiraz etme, onunkini de indirelim” demektir. Refahı paylaştıracağına, yoksulluğu paylaşmayı doğruymuş gibi göstermektir.
*
Kendi suçunu örtbas etmek için, suçlu yaratma projesidir... Hekimlerin durup dururken başına gelen budur.

(Yılmaz ÖZDİL)

23 Ocak 2010

Bugüne dek diş anlamında hiç sorun yaşamamıştım, etrafımdaki yirmilik diş mağdurlarını gördükçe "ne zaman sıram gelecek?" diye bekliyorken... Sonunda olan oldu ve yirmilik dişim bana süper bir gol attı...
Bütün dişler tek sıra beklerken meğer alttan alta, tabir yerindeyse "sürüne sürüne" orda çalışıyormuş. Abse ve ağrı başlayınca mecburen baktırdım. Filmi çekildi ve ne göreyim... Uzmanlık alanım olmadığından mı diyeyim, karşılaşmadığımdan mı diyeyim, şaşırdım o görüntüye. Aynen şöyle görünüyordu filmde;


(Çekilen grafiyi buraya ekleyemediğim için çizimini ekledim)
Sağolsun, beni çok sevdiklerine inandığım(!) üç doktor arkadaşım birden yüklendiler, yirmi beş dakika sonra dişi aldılar, çene kemiğine kaynamış olması sebebiyle hatırı kalmasın diye biraz da periostumdan verdim :))
1 hafta şişlik ve ağrı olacağını söylediler, sahiden de kocaman şişmeye başladı. Yüksek ateş ve halsizlik de cabası... Ama benim gibi hayatın anlamını "yemek yemek" sayan birine uzun süre yemek yemede zorlanacağını söylemeyi unutmuşlar sanırım :) Ağrı, sızı, şişlik umrumda değil de yemek yiyememek koyuyor bana, hele de nispet yaparcasına sofraya gelen dolmaları, börekleri, tatlıları görünce...
Ama elbet bu dişim geçer, elbet iyileşirim. O zaman ilk işim Gaziantep semalarına inmek; Beyran yemek, üstüne katmer yemek ve sonra da Allah ne verdiyse dağıtmak olacak...
Sabır çekiyorum şimdi...
Bu arada, açlıktan mıdır, ağrıdan mıdır bilemem ama bu da dişim için az önce ağzımdan çıkanlar;
"Yirmilik diş... Ne fena imiş... Atılan dört dikiş... Ve suratımda kocaman bir şiş..."
:)

Not: Gömülü Yirmilik diş nedir, nasıl oluyor diyenler ve olur da bu konuyu araştırması gerekenler olursa diye biraz bilgi vermekte fayda var. Şuradan buyrun.

22 Ocak 2010

video

Hergün yeni gerçek dışı gündemler.. Yeni pembe tablolar.. Beynimizi uyutmak için her akşam birbirinden renkli diziler, gündüzleri yuva yapıcı(!) evlilik programları, sabahları tam açıktan uyuyamamış Türk halkına göre olan yemek programları.. Ne kadar da güzel gidiyor değil mi bu gemi.. Herşey güllük gülistanlık..

İşte tam da böyle bir ortamda bir adam çıkmış, TBMM'de ortalık yangın yeri.. Vay bee sayın vekil neler neler söylüyor öyle..

"Yuh" diyorum "olmaz, olamaz bu kadar".. Herşeyimiz güzel halbuki.. Deniz Fenerimiz gün gibi aydınlatıyor yardıma muhtaçlarımızı(!), ekonomimiz tavan yapmış, işler tıkırında.. Bu vekil ne diyor böyleeeeeee :))

CHP'li değilim, ancak sayın vekili takdir ettik..
Ne mutlu ki hala doğruları haykıran seçilmişlerimiz var..

Saygılar sunuyoruz,
Günaydın Türkiyem, günaydın..

18 Ocak 2010

Geçtiğimiz gün hastaneden gelen telefon üzerine gittiğimde bir süprizle karşılaştım. Nerden esti, ne amaçla verildi bilemiyorum ama bir "teşekkür belgesi" tutuşturuldu elime.
Sağlık Grup Başkanı'mızın takdiriyle ben ve bazı mesai arkadaşlarım teşekkür ile ödüllendirilmişiz.
Şaşırdım, sevindim. İlginç geldi...
İlk defa böyle bir durumla karşılaşıyor olmam da cabası :)
Belgemizi aldık, imzamızı attık ve evimize geldik...
Birinci yılın sonunda böyle bir durum oldu, seneye daha çok çalışıp takdir alacağım inşallah...
Kulağı çınlasın, bir arkadaşımın hep söylediği gibi, "paylaşmak istedim":)

06 Ocak 2010

Şu sıralar gündemimiz köy görevlendirmesi...
& Yaklaşık 1 yıldır geçici olarak görevli olduğum BDH Acil Servisi'nden yine geçici olarak (yaklaşık 1 ay kadar bir süre için) bulunduğum ilçede Suvarlı adında bir nahiyeye görevlendirildim. Yolu biraz ters olsa da her gün 40 km gidiş-geliş yapıyorum ve bu oldukça yorucu oluyor...
Burası şu an çalıştığım yer;



Köyden bozma bu nahiye için oldukça çok hasta ve geniş bir hasta profili var. Buna gidiş gelişin yorgunluğu ve yoğunluğunu da eklersek bu oldukça sıkıntılı bir süreç haline geliverdi. Alttaki fotoğraf da her ne kadar vakit geçirmeye fırsat bulamıyor olsam da sağlık ocağımın bahçesi;



İşte şu sıralar hemşiremle beraber burada görev yapıyor, daha doğrusu yapmaya çalışıyorum...
Acil servisimi özledim... :)
Gelişmelerle karşınızda olacağım...

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com