ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

25 Nisan 2010

Hüsranla sonuçlanan Ankara Seferi'nden geriye biraz hüzün, biraz hırs ve bir de güzel fotoğraflar kaldı... Pili olan her şey gibi fotoğraf makinam da beni hayal kırıklığına uğrattı ama birkaç güzel fotoğrafı esirgemedi benden...  Botanik Parkı'ndan Atakule'ye bir bakış fırlattım, doğal bir çekim oldu, hoşuma da gitti ve eklemeden geçemedim...


Diğer fotoğrafları da yeri geldikçe ekleyeceğim zaten. Bakalım beğenecek misiniz...

23 Nisan 2010

Bugün 23 Nisan, Şanlı tarihimizden kutlu bir gün daha...
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!..
Şu an bulunduğumuz şartlar ve durum gözönünde tutularak "ulusal egemenlik" kavramını bir kere daha gözden geçirmenizi öneririm...

Gelelim diğer bir tarihe daha;
Bugün aynı zamanda Blogcu'dan taşınıp Blogger'a yerleşmemin ve ferhataslan.com olmamın 2.yılı... O da kutlu olsun... Eskisi kadar güncel ve yoğun yazamasam da blogumla nice senelere diyorum...
Bunca zamandır takip eden, katkıda bulunan herkese de teşekkür ediyorum...

21 Nisan 2010

Ankara beklediğim gibi değildi.
İnsanlar beklediğim gibi değildi...
Sınav beklediğim gibi geçmedi...
Velhasıl "Ankara Seferi" -ne yazık ki- hüsranla sonuçlandı...
Eylül'e kaldı umutlar... Hayaller...

Kaldığımız yerden Besni'ye, Nöbetlere, Tus'a devam..
Hayırlısı...

16 Nisan 2010


Tıpta Uzmanlık Sınavı yani kod adıyla "Tus"a katılmak üzere Ankara'ya gidiyorum.
Nasipse 18:00 sıralarından itibaren 19 Nisan'a kadar Ankara semalarında olacağım...
Bana şans dileyin, dua edin...

08 Nisan 2010

İnsan yıkılırken bİle "Lamelif" gibi devrilmeli bükülmeden. ( لا ) İnsan sevdiğine atılan kurşunları "Cim" gibi alabilmeli bağrına. ( ج ) İnsan sırtına dağlar yüklendiğinde "Elif" gibi dimdik durabilmeli. ( ا ). İnsan bir ömür "Kef" gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli. (ك) İnsan sevdiğine ölürken bile "Te" gibi tebessüm edebilmeli. (ت ) İnsan bir tek RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını (م )...

(Alıntı)

05 Nisan 2010

Aylardır süren araba sorunum bugün itibariyle çözüldü. (İnşallah)
Geçen yazımda bahsettiğim arabada son ana kadar bir sürü sorun çıksa da kazasız belasız bitirmek ve yeni sahibi olmak nasip oldu...
Gönlümüzden geçen çok şey vardı, hesaplarımızda da... Ama her zaman her şey istediğimiz gibi olmuyor işte.
"Neye niyet neye kısmet" dedik,  tutkumuza kavuşmuş olmanın ve bu kronik sorunu çözmüş olmanın mutluluğuyla evimize geldik...
Allah herkese gönlündekini- hayırlısıysa tabi- nasip etsin...
Arabaya isim koyma adetimi de biliyorsunuz; Ruhsatta rengi "Adaçayı yeşili" diye geçiyor. Bunu "Antep İşi" bir şey yapayım derken Gaziantep yöresinde bilinen bir bitki ve aynı zamanda çay olan Zahter koymaya karar verdim. Aile meclisi de onay verince egsozuna ismini okudum... Artık görmeye gelenler torpido gözüne çeyrek altınları takabilirler, dantel örtüleri getirebilirler...
Tanıştırayım, Zahter!


Mevlam herkese daha güzellerini nasip etsin.
"Maşallah" demeyi unutmazsanız sevinirim...

03 Nisan 2010

Bugün araba adayım için Gaziantep'e gittim.
Baktım, beğendim, anlaştım...
Nasipse ve bir aksilik çıkmazsa Pazartesi gidip getireceğim.
Her şey güzel de eksik var...
Ne zaman tam oldu ki?..

"Hayırlısı..." demekten başka ne çare...

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com