ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

29 Kasım 2010

"Arvadı boşayan topuğuna bakmaz" demiştik. İcraata geçtik.
Tabir yerindeyse "arvadı boşadım" yani; bugün itibariyle Besni'deki memurluk görevimden istifa ettim...
Hayatta her şey bir bedel gerektiriyor. Hal böyleyken idealist olmak ve bazı hedeflere ulaşmak, fedakarlık ve feragat istiyor.
"Hakkımızda hayırlısı olsun" diyerek bugün imzayı bastık.
Bismillah!

Doğu değil, batı değil. Herhangi bir yer/yön hiç değil. O tadı anlayabilene bir koordinattan çok daha fazla şeydir Antep; Hayatın merkezidir Gaziantep!

 

(Ferhat ASLAN)

24 Kasım 2010

Uzun süredir kafamda olan bir karar verdim; kafamdaki sorularla uğraşırken en güzel destek ve izah babamdan Gaziantep'ten mükemmel bir deyimle geldi; "avradi bosuyan topuuna bakmaz"

Evet, bu iyi. Kesinlikle iyi.
"Ne demek ki bu?" diyorsanız, beklemede kalın...

16 Kasım 2010

Karikatürde ki gibi bayramları "tatil" gibi görmesem de 9 gün tatilin tadını çıkarmak lazım. Tabi bu tatili eş, dost ve sevdiklerimizle geçirmek hakkıyla yaşamış olmak olsa gerek. Tatil lafına aldanıp, "kurban olmamaya" dikkat edin, yollar malum... :)
Kurban Bayramı'mızı kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.
İyi bayramlar Türkiye'm!

09 Kasım 2010

Arbet Aşklar

Olmuy raffığım,
Olmuy!
Sevmek bize gelmiy
Aşk üstümüzde durmuy.
Hep arbet,
Hep bi beden böök!..
Hep hıra galıyk, hep yavan,
Aşk bize gelmey...

Anamızın aldığı asbap da deel ki
"Seneye de giyerik" diyek.
Terzisi de yok ki
"Acı şoordan sırıçla" diyek...

Olmey raffığım, olmey!
Esas da biz
Yaralarımıza yamalık yapak,
Yalıızlığımızı geyek...

(Ferhat ASLAN-2010)

( Arbet: Kötü, yavan.  Hıra: Zayıf, çelimsiz )

03 Kasım 2010

Blogumu hayli zamandır hiç istemeden ihmal ediyorum, farkındayım. Ama 657li olmak beraberinde birçok zorunlu hali ve sorumluluğu da getirdiği için buna mecbur kalıyorum... Blogum beni sever, idare eder, sağolsun... Tabi geçen şu süreden bir özet geçelim;

# Şu yazımda ilk görev yerime tekrar döndüğümü, sevindiğimi falan yazmıştım ama bütün mutluluklar gibi bu da pek sürecek gibi görünmüyordu. Yeni bir görevlendirme ko(r)kusu vardı ve boşa çıkmadı. Yazısı gelince detayları ekleriz.
# Ben yokken tabir yerindeyse sinek avlayan görev yerim benim gitmemle şahlandı denebilir; Hastalar, yazışmalar, idari işler derken... Yine gönlümüze göre olmadı. Malum, derdimiz "Tus.."
# Bir sipariş için geçen hafta Aras Kargo'yla içli dışlı muhatap olmak zorunda kaldım ve ne gariptir ki Aras Kargo Gölbaşı Şubesi'nin ürün dağıtırken tahminlere, varsayımlara dayanarak iş yaptığını öğrendim. Mağdur olunca mağrur oldum, şikâyet ettim. Neyse ki genel merkez yetkilileri gereken hassasiyeti gösterdiler, azıcık yumuşadım...
# Yoğurtlu makarna konusunda artık kendimi de haddimi de aştığımı farkettim... Lakin şu yoğurtlu makarnayı yerken yaşadığım hislerden bir türlü kaçamıyorum...
# Hazır yalnız kalmışken ve hastalık nedeniyle derslerden bir nebze -mecburen de olsa- uzak kalınca kendimi film izlemeye verdim; Aynalar 1,2, Zafer ve Gurur, Yüksek Gerilim, Gangsterler, Koku (bunu izleyememiştim) gibi çok sayıda film izledim. Acillerden sonra birkaç gün dinlenmek -hastalığa rağmen- iyi geldi...
# Şükürler olsun ki Gökçe'nin sağlık durumunda ilerleme var. Kilo almaya başladı, toparlıyor maşallah. Böyle giderse 15 aylık olduğunda ameliyat olabilecek, o zamana kadar kontrole ve sabıra devam... ( Bu haber Diyarbakır için; Selam!)
# Artık derslerden ve mesailerden fırsat kaldıkça yollara düşmeye karar verdim. Kafamı dağıtmaya, dağılmaya ve kaybolmaya fena halde ihtiyacım var. Zira son 10 gündür yaşadığım sorunların dışa vurumu fazla şiddete dayalı olmaya başladı. Yoksa adımız ya kötüye ya da ...'ye çıkacak...
# Memuriyet hayatımda ilk kez "yıllık izin" kavramıyla tanıştım, biraz “oldu bittiye gelse de ders çalışmak ve biraz da dinlenmek için 10 günlük bir izin aldım. İyi oldu.
# Zahter'i sorarsanız, bildiğiniz gibi. Ufak ufak bıçak atsa da bana, naz yapsa da derdimi unutturan, sıkıntımı geçici de olsa hafifleten tek nesne o şimdi...
# Yeni bir patlayıcı madde keşfettim; “sosis” Evet, bildiğimiz sosis, yağda kızarırken fena halde tehlikeli olabiliyor, dikkat edin.
# Ha bir de, nar yiyorum; çok sevdiğim ama uzuuun zamandır kısmet olmayan meyveyi…
# “Salçasız yemek gibi” tatsız tuzsuz günler geçiriyorum velhasıl, ama kendime “yediremiyorum” farkındayım… Bunların ne denli gereksiz haberler olduğunun da, niye yazdığımı bilmediğimin de…
# Yazarım/yazacağım yine...


Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com