ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

31 Aralık 2010

Sen yoktun...
Yalnızlığımı kadayıfa bastım.
Havuç dilimi sapladım kalbime,
Her dilimde dilim dilim dilimlendim,
"Sen" diye dillendim;
Sana dellendim...

Sen diğerleri gibi tepsinin köşesi değil,
Tam ortasıydın.
Gönlüm baklava kırığı gibi şimdi,
Darmadağın, kırık sırık...
Toplayamıyorum, toparlayamıyorum.

Künefemin içindeki antep peynirimdin,
Gözlerine baktıkça sünen..
Bir ömür boyu sünmek vardı seninle,
Bir çatalın ucunda, kıvamımız damlarken..

Elimde çatal, gözümde gözlerin;
Kıyamıyorum, uzanamıyorum.
Gidişin fos çıkan bir fıstık gibi,
tuttuğum tel elimde kalıyor...
Gözlerim yaşarıyor, dayanamıyorum.

Ve sen yoksun;
Dıbık dıbık düşlerim...

23:27 31.12.2010

Ferhat ASLAN & Haluk ÖZŞEKER

Not: Bir yılbaşı gecesinde, gerçek bir kadayıf ve gerçek bir yalnızlığa yazılmıştır... Anteplice versiyonu da mevcuttur.

24 Aralık 2010

"Tus" hüsranı sonrasında ders çalışmaya tekrar devam...
Ama bu kez daha yaratıcı şekiller buluyorum sanırım, "işsiz adamın çok işi olur" sözünden hareketle kendime iş çıkarmaya devam...
Annemin bazlama yaptığı ekmek tahtasını ve sobanın arkasını kapıp Pediatri, Dahiliye çalışmanın keyfine varıyorum... Biraz nefroloji, biraz bazlama kokusu eşliğinde... Tarifsiz bir lezzet.
Hadi bakalım, "anne eli değmiş bir tus macerası" diyelim biz buna, çalışmaya devam...

15 Aralık 2010

"Ankara Seferi"nden döndük...
Çalınan KPSS soruları nedeniyle ertelenen bu sınav (11-12 Aralık 2010 Tus Sınavı) sayesinde Ankara gibi bir yerde Aralık ayında sınava girmek ne demekmiş bir kere onu öğrendik.
Kendi yandaşlarını açığa çıkarmamak için kendi rezilliğini başkalarını rezil ederek kapatan bu sorumlulara bol bol rahmat okumayı öğrendik...
Küpe, yüzük gibi aksesuarları sınav salonuna almama işini anladık(!) da para cüzdanı ya da kart cüzdanı gibi önemli şeyleri barındıran bir ekipmanı salona almamanın mantığı nedir onu öğrenemedik. Yüzlerce, binlerce km yoldan Ankara'ya gidip de sınav salonu kapısında bu uygulamayla karşılaşan -ben dahil- bir sürü hekim bu sıkıntı yüzünden ne yapacağını bilemez oldu. Yabancı yer, gurbet el; kime nasıl bırakasın arkadaş? Anamız babamız kapıda beklemiyor ki emanet edelim...
Bu saçmalık yüzünden sınava girmeyen, girdiğinde de tedirginlikle sıkıntı yaşayan hekimleri kim anlasın?..
Burdan buna sebep olan, bundan mesul olan herkese bol bol rahmet okuduğumuzu bilmelerini söylemek istiyorum.
Kul hakkı, adalet falan diyenlere de bir kere daha ... ediyorum...
Allah ıslah etsin.

08 Aralık 2010

Gaziantep sefası devam ediyor.
İnsanın memleketi gibisi yok.
İnsan demişken; Ya da neyse, demeyelim.
Tus, istifa vs süreç içinde blogumu hala ihmal etmek durumunda kalıyorum. Ama vefasından şüphem yok :)
Ankara'ya gidiyorum, yazarım sana...

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com