ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

28 Şubat 2011

Filmkolik biri olarak elimden geldikçe güya takip ediyorum vizyondaki filmleri.
Lakin Zindan Adası gibi güzel bir filmi izlemiş olmanın verdiği ukalalıkla daha vizyona çıkmadan haftalarca önce harika olacağını tahmin ettiğim ve film vizyona girer girmez tanıdık herkese tavsiye ettiğim ve yine ne acıdır ki kendim bir türlü gidemediğim bir filmdi İnception.
Zindan Adası'nda şizofren bir kurgu vardı ki Akıl Oyunları'ndan sonra bu türde en beğendiğim film olmuştu.

İnception'ın ise zihinde ve rüyalarda geçen bir film olması, büsbütün güzellikle dolu bir hale getirmiş onu.
Çok uzatmayayım; Dün gece bir fırsat bulup dvd'sini izleme şansım oldu. Önyargılı bir hareket de olsa arkadaşlarıma önermekle hiç de hata yapmamışım. Hatta sinema salonunda izleyememiş olmak fena koydu haliyle...
Evet, geç de olsa bana kısmet. oldu. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. Hatta eliniz değmişken Zindan Adası'nı da (mümkünse önce bunu) mutlaka izleyin. (Bu filmlerle alakası olmasa da bir el daha atıp Kanlı Elmas'ı da izleyin, gerçekten başarılı işler.)

Bu arada Leonardo Di Caprio denen vatandaşı pek sevmezdim, hala da sevmem ama Titanic, Kanlı Elmas, Sıkıysa Yakala, Köstebek, Zindan Adası ve İnception derken izlediğim filmlerinde hep iyi iş çıkarmış olmasıyla -Bir Nicolas Cage olmasa da- gözümde yer etmeye başladı. Hadi yine iyisin Leo! :)

26 Şubat 2011

Bilir misiniz;
Bir Karabağ Katliamı var...
Hani tüm dünya aslı astarı olmayan, sözde bir Ermeni soykırımıyla bir tarafını yırtarken tarihin her dönemlerinde kardeşlerimize, bizlere karşı yapılanlardan en bariz olanı...
Her şey açık seçik ortadayken, birileri tarafından beslenen k...in yaptığı, tüm dünyanın sırt çevirdiği, göz yumduğu...
Ana karnında bebeklerin deşildiği,
Annelerinin gözlerinde önünde çocukların gözlerinin -hem de canlı halde- oyulduğu,
Bebek, kadın, çocuk demeden masumların derilerinin yüzüldüğü, kollarının bacaklarının kesildiği...
Bilir misiniz?
Bir Hocalı Soykırımı var!

25 Şubat 2011

25-26 Şubat, 19 yıllık kara bir lekenin yıldönümüdür...
Analarının gözleri önünde gözleri oyulan gençlerin, ana karnında vahşice öldürülen bebeklerin, ayakları kesilen, kafa derileri yüzülen suçsuz, masum binlerce insanın ve bunlara göz yuman, görmezden gelenlerin günüdür...
Hiçbir dayanağı olmayan, mesnetsiz iddialarla "Ermenilere soykırım yapıldı" diye yırtınanların azıcık vicdanları olsaydı 19 senedir Karabağ gibi herkesçe bilinen bir vahşeti görmezden gelmeleri ve halen bu katliamı tanımıyor olmaları mümkün olmazdı...
Ama biz... Biz kardeşlerimizi, canlarımızı unutmadık! Unutmayacak ve tükenmeyeceğiz...

video

Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:

24 Şubat 2011

"Bir insanda iki yürek vardır; İki yürekten biri soğuk biri sıcaktır, sıcak olan yüreği çöpe atarlar, soğuk olan yürek pırlanta değerindedir." 
(Suriye Atasözü)

Öyle!

22 Şubat 2011

Uzun zamandır severek kullandığım Water Color adlı temamı herhangi bir neden yokken, değişiklik olsun diye; yani özetle can sıkıntısından değiştirmeye karar verdim. Ne de olsa şamar oğlanım blogum benim :)



Biraz daha sade ama fonksiyonel olsun diyerek Stealth Blue adlı temayı yükledim.
Bu arada iletişim sayfasını yeniden düzenledim ve artık bu sayfa aracılığıyla bana doğrudan mesaj atabileceksiniz.
Sağ sütunda çektiğim ve en sevdiğim fotoğraflardan oluşan Kadraj adlı albümden slayt gösterisi şeklinde fotoğraflar da ekledim. Beğenilmesini umuyorum :)
Malum Tus hazırlığından fazla vakit bulamadığım için ders aralarında ufak ufak eklemeler yapmaya devam edeceğim.

19 Şubat 2011

Yah çekemiyor musuñuz?
Düğünlere artı çağırılmıyor musuñuz?
Artı dertler bitici..!
"Yahçek" ile düğünlerin, ortamların aranan halfesi olucuuz!
Unutmayın, en iyi yah arkasından en güzel Zılgıtla tamamlanandır!
Not: Fıstık kıracağı hediyeli!
:)

video

Antep sevdalısı dostlarımızla şöbiyet tadında bir çalışma. Ve bu lezzete bizzat dahil olmak büyük bir zevk. :)

17 Şubat 2011


"Ben demiştim" demeyi hiç sevmiyorum, hatta haklı çıkmayı da çok zaman. Ama 2 yıl aile hekimliği bölgesinde çalışmış biri olarak bu sisteme karşıydım, sadece hekim gözüyle değil tabi; "Hem halk hem de hekim açısından" karşıydım. Sisteme tamamen başlanmasının ve daha uygulamanın 2. ayında çatırdamalar başladı...
Hep diyoruz ya; "iki kere düşünmek gerek..."
Buyrun:
http://www.haberturk.com/saglik/haber/601532-aile-hekimleri-istifa-ediyor
Ne sevgili ne arkadaş, ne araba ne de başka şeyler
Gerçek anlamda "hayal kırıklığı" nedir dün anladım...
Hem de gayri ihtiyarı bir tv programına gözüm takılınca...
"Bana ne bundan?" demeyin, bunca zaman sonra anladığınızda -ki geç de olsa o farkedeceksiniz- ne demek istediğimi anlayacaksınız...
Dilerim, ömür umuttan önce bitsin...

15 Şubat 2011

Halden anlayan insanları bilmek, okumak gerçekten en güzel teselli... Gerçi bunlar henüz başlangıç ama bekleyip görmek lazım.
Okuyalım:

Cerrahları küstürdük. Bedelini kim ödeyecek?
Peki neden? Çok ince bir konu bu. Hepimizi ilgilendiriyor. Kim, yarın beyninde tümör çıkmayacağının garantisini verebilir, kim açık kalp ameliyatı hiç olmayacağım diyebilir. Ameliyata girmek istemeyen doktorları suçlamadan önce çuvaldızı kendimize batıralım. Örneğin ben doktorum. Mesleğim bu tamam... İnsan hayatı kurtaracağım ama bunu yaparken neden mahkemelerde sürüneyim? Karara bağlanmış bir mahkeme dosyası 40 yıllık meslek kariyerimi yok etsin? Binlerce lira tazminat ödeyeyim, hatta hapis yatayım? Olacak iş mi? Oluyor ama. Hasta hakları böyle. Amerika gibi... Prof'lar da işi garantiye alıyor. Hasta yakınlarına 'Ben bu ameliyatı yapmam' diyor. Yalvarsalar, kağıtlar imzalasalar bile... Özellikle ölüm riski yüksek olan ameliyatlar. Beyinde kanser varsa filan...

Eee şimdi bunlar ne oldu? Çağdaş yaşamın gereği, insan haklarının devamı mı? Adına hasta hakkı deniliyor. Aslında hastanın bir şeyden haberi yok. Yaşasa da ölse de... Ama yakınları canavar gibi. Prof'lardan ne para koparırız hesabı yapan aileler. Tabii avukat ortaklar ile birlikte. 'Ben yüzde 20 de olsa ölüm olasılığı olan bu hastayı ameliyat etmem' diyen cerrah kaçmakta haklı değil mi? Kararı siz verin. Olan yine masum insanlara oluyor. Yaşama hakkı elinden alınan hasta insanlara...

Biliyorsunuz yeni uyum yasalarına göre hastalar ve hasta yakınları ameliyatı yapan doktorlar hakkında 'ölüme sebebiyet verdi' veya 'sakat bıraktı' diye dava açabiliyor. Bir beyin cerrahı doktoru arkadaşım anlattı. "Yaşama şansı yüzde 20 olan kişilerin bile kafatasını açardık. Kurtardığımız hasta da olurdu. Oysa şimdi tam tersi. Yüzde 20 risk varsa, korkup ameliyata girmiyoruz. Aileler onay verse bile. Çünkü pek çok arkadaşımız daha sonra çok çirkin ithamlar ile karşılaştı. Hastası vefat eden insanların psikolojisi çok farklı. Gözü dönüyor. Hayatını insanlığa adamış doktorları cahil katil olarak tanıtabiliyor. Cerrahlar haftanın beş günü saatlerce ayakta can mı kurtarsın yoksa vefat eden hastasının ailesiyle mi uğraşsın? Hiçbir cerrah hastasının ameliyat masasında veya daha sonra ölmesini istemez. Zaten kurtaramazsa en az 15 gün kendine gelemez. Yüzü ve ailesi her saniye gözünün önünde dolaşır. Hele iki hastasını peş peşe kaybeden cerrah... Ameliyata giremeyecek kadar yıkılır."

Dünyanın en zor işi kabul edilen cerrahlık. Hele beyin cerrahlarının aileler tarafından böyle haksız yere suçlanması çok kötü oldu. Halkımız zarar görmeye başladı.

Bu yasalar Avrupa ve Amerika'dan transfer edildi. Ama oraların koşulları bizimle aynı mı? Ameliyathanenin aydınlanması bile fark atıyor. Hemşireler yani personelin mesleki bilgisi aynı mı? Ve oralarda bir prof, haftada kaç ameliyata giriyor, burada kaç ameliyat? Ben bazı cerrahların günde dört kalp ameliyatı yaptıklarını biliyorum. Doktorları suçlarken elimizi vicdanımıza koyalım mı? Meslekler arasında zorluk derecesi bir numara olan cerrahların küçük hatası, bir cana mal oluyor. Hata kabul etmeyen iş. Onlar bunun bilincindeler. Bu yüzden de biraz sanatçı, biraz F100 jet pilotu gibi... Senden benden çok farklı... Hafif üşütük... Onları sayalım, sevelim ve el üstünde tutalım. Sanki farklı dünyanın farklı insanları gibi...

Aykut IŞIKLAR / Köşe yazısı

13 Şubat 2011

Derslerden vakit buldukça hobilerimle ilgileniyorum. En büyük hobim de kültürüm tabii ki.
Önceki akşam Gaziantep Sevdalısı www.eskiliufaksozluk.com üyesi arkadaşlarımızla yine bir araya geldik ve Antep şivesiyle müzikler yaptık, şarkılar uyarladık, çaldık, söyledik, eğlendik...
Bol bol da fotoğraf çektik, kayıt yaptık. Bu da onlardan bir tanesi, çok sevdiğim Erdoğan kardeşim baş rolde:

video

Sözler:
Yüreğimin uğrasını gözyaşımdan yoğurdum.
Bes sen mutlu ol diye ben,burda dokuz doğurdum.
Gözlerinin garasından,sana balcan söğürdüm.
Di navar,acı navar,gel artı Antep'e gel...
Gözlerinin garasından,sana balcan söğürdüm.
Di navar,acı navar,gel artı Antep'e gel...
Gel artı Antep'e gel...

***
Godun gettin,heder ettin,ney bıraktın ardından?
Carıs oldum,yeen pis oldum,aha senin derdinden...
Gosga gosga çekip gettin,şu gapının urgundan...
Di navar,acı navar,gel artı Antep'e gel...
Gosga gosga çekip gettin,şu gapının urgundan...
Di navar,acı navar,gel artı Antep'e gel...
Gel artı Antep'e gel...

***
Grup Zambir'a selam olsun! :)
Not: Bir aksilik olmazsa kayıtların devamı gelecek.

12 Şubat 2011

Gaziantep sevdalısı grubumuzla eylemlerimiz sürüyo.
Hem mizah yapmak hem de bu sayede kültürü tanıtmak, yaşatmak için uğraşıyoruz. Ben de aklım yettikçe/elimden geldikçe katkı sağlamaya çalışıyorum. Bu da onlardan ve karşınızda sanal bir dergi tadında "Antep işi" dergi kapağımız. :)

"50.000 herife sorduk; "Antep avradı hayle olmalı?"
Ayın Antep avradı: "Hapba dezze"
En Yeni Uşak Dövme Teknikleri...
Ayak Argısı İçin Yeni Formüller...
2011 Gurutmalık Zamanı...
Balcanın eyisi nerde bulunur?...
ve daha fazlası...
"Eşkili Ufak Avrad": Moda Avrad'dan Sorulur!

Kapak: Ferhat ASLAN :)

03 Şubat 2011

Dehlizlerde göynüm 
Cımaklıym duvarları.
Duvarlar ağlamaklı.
Sen arsatan. 

Gediyn uzaklara
Bensiz... 

Ben sensiz,
Sen deñsiz... 


Ferhat ASLAN

İnternette gezen -Can Yücel'imsi şiirler furyasına- Anteplice bir ithaftır. :)
Arsatan: Arsız, yüzsüz.
Deñsiz: Patavatsız, gereksiz davranışlar sergileyen kişiye takılan sıfat.
Cımaklamak: Tırmalamak

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com