ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

17 Nisan 2012

Gaziantep Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'nde gencecik cerrah, açık ve net yazıyorum; Orospu çocuğunun biri tarafından; 80 yaşındaki dedesinin ölümünden sorumlu tutularak, intikam duygusuyla hem de poliklinikte bıçaklandı ve şu an ameliyatta. Durumu ağır.
Hiçbir haber bülteninde, sitesinde olayın ismi bile geçmiyor.
Recep Akdağ denen şahıs, canı isterse, belki açıklama yapar. Hasta memnuniyeti der, şiddete karşıyız der, hatta şiddete uğrayan personelin "avukat masrafını karşılamakla" övünür, olaya "gereken neyse yapılacak" klasiğiyle süs verir, kendince hassasiyet göstermiş, olaya eğilmiş görünür.
Anasının babasının nice emekleriyle, gözyaşıyla, duasıyla; Gece gündüz ders çalışan, nöbetler tutan, uykusuz ve aç kalarak ameliyatlara giren; O doktor arkadaşımız inşallah iyileşir, inşallah kurtulur ama Türk Sağlık Sistemi ve sağlık personeli aldığı bu yaralardan sonra iflah olmaz! Olmayacak da.
Oy uğruna eğitim sistemini ve sağlık sistemini bu hale getiren, o çocuğa onu yapma cesaretini kazandıran "Orospu Çocuklarından" iki cihanda hesap soracağız.
Ahdımız olsun!
Doktor arkadaşımıza geçmiş olsun diyor ve Allah'tan acil şifalar diliyorum.
Haberin mevcut olan tek internet adresi:

8 yorum:

  1. insanın insana kaba kuvvet kullanması sadece hastanelerde değil,hiçbir yerde kabul edilemez.nerede olursa olsun, kim yaparsa yapsın çok ilkel bir davranış.hele doktorlara karsı yapılan fiziki saldırılar..doktorlar gerçekten cok özel insanlar, kutsal bi görev yapıyorlar.
    şimdi hasta yakınlarının gözüyle bakalım.çok sevdiğiniz anneniz,babanız,eşiniz veya çocuğunuz kendini kaybetmiş halde yanınızda yatıyor.öldü mü yoksa ölecekmi diye bakarken,aklınıza bin türlü düşünce geliyor.hastaneye getirmişsiniz ve biran önce kurtulmasını istiyorsunuz.o sırada beyaz önlüklü herkesi, kurtarıcı melek gibi görüyorsunuz.ama o beyaz önlüklü bu sahneye alışkınsa,sizin duygularınızı paylaşmıyorsa,yani umursamayıp ağırdan alıyorsa veya "bekle sırada başka hasta var" derse...yakınınız gözünüzün önünde ölüyorsa ne yaparsınız?hala çok mu kibar kalırsınız?ayıp olmasın diye susar ve yakınınız ölsün diye beklermisiniz? hasta yakını olmak başlı başına bir hastalık.biraz sesiniz çıkınca ,doktordan azar işitirseniz,hele o kendini inzibat sanan güvenlik tepenize dikilirse,doktorlar hasta yakınlarına böcek muamelesi yaparsa,zaten tepesi atmış insana bağırıp çağırırsa,herkes içinde hakaret ederse, ozaman olacakları da düşünmek zorunda.yakını inleye inleye can çekişirken kimse medeni insan olamaz.doktorlar da fakir insanların böcek olmadığını bilmeliler.

    YanıtlaSil
  2. Hasta gözüyle bakın bakın da bakarken atlamamak ve insanları yanıltmamak da gerek; Zira ölmek üzere olan ya da acil müdahale gerektiren hastalar için sıra beklemek yerine "acil servise" başvurursanız bahsettiğiniz hasta eziyet çekmez, hastalığının aciliyet durumuna göre gereken yapılır ve "bu duruma alışkın doktor" göz göre göre hastanın ölümüne izin vermez, elinden geleni yapar.
    Bizim insanımızın "doktorlar ruhsuz" deme hastalığı var ki o da "hastaya bir şey olunca doktor da oturup ağlamalı ki hastalar bizim insan olduğumuzu düşünsün" mantığıyla olacak iş değildir. Bu iş soğukkanlılık ve akla hakimiyet ister neticede. Yoksa bizim de anamız babamız var. Hastaneler "doktorlar dizisine" benzemez, doktorluk hiç benzemez hele de.
    Ha unutmadan: acil hastalık kavramını oturup tartışmak gerek. Zira grip olan hasta bile "ben acilim" diye bencillik yaparak ortalığı ayağa kaldırabiliyor ve diğer insanlar bunu bilmeden linç kültürüne destek olabiliyor.
    Siz bir doktora saldırılmasını ve hatta öldürülmesi gibi son derece ilkel bir olayı böyle argümanlarla savunuyorsanız bu da düşündürücü...
    Eskiden yapılan bir takım hataları siyasetçiler gibi dilimize dolayıp dolayıp milletin önyargılarını ateşlememiz de ne hastalara ne doktorlara fayda sağlamayacaktır ki gelinen nokta budur.
    Biz istiyoruz ki hastalar ölmesin. Ama biz ölürsek ne hastalara ne kendimize faydamız kalmaz.
    Yorumunuz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Ağabey,
    sitenize ve yazılarınıza genel bir bakış attım.Ne güzel yazıyorsunuz :).Ve ne zor bir hayat!Ama bu dünya bir yolgeçen hanı.Ve dertler bitmez.Şuna bakın:http://www.bobiler.org/karikatur_m179652n
    ,ben bu dünyaya rahat etmek için gelmediğimizin farkındayım.Mesele hayatın anlamını anlamakta...
    Derslerle geçen bir ömür...Sanırım hala Tus'a hazırlanıyorsunuz.Ama bilin ki hiçbir emeğiniz zayi olmayacak!
    ''Onların Rabbi de dualarına şöyle icabet buyurdu: 'Sizden gerek erkek, gerek kadın, hayır işleyen hiçbir kimsenin çalışmasını zayi etmem. Çünkü siz birbirinizdensiniz, birbirinizden farkınız yoktur. Benim rızam için hicret edenlerin, vatanlarından sürülenlerin, Benim yolumda işkenceye, zarara uğrayanların, Benim yolumda savaşanların ve öldürülenlerin, Elbette kusurlarını örtecek ve elbette onları Allah tarafından mükâfat olarak içinden ırmaklar akan cenetlere yerleştireceğim. En güzel ödüller Allah’ın yanındadır.'
    Ben son sınıf öğrencisiyim ve tıp istiyorum.YGS güzel geldi hamdolsun :).Şimdi de LYSye hazırlanıyorum.Sormak istediklerim var.Ben doktor olunca kitap okuyabileceğimi düşünürdüm hep.Risale-i nurlar falan...Ama derslerle,tusla geçerse hayat bu olabilir mi?Ben küçükken büyünce süper kahraman olmak gibi şeyler düşünürdüm. :) İnsanların hayatlarını kurtaracaktım böylece.Büyünce bu hayallarin sadece kılıfı değişti.Şİmdi doktor olup hayat kurtarmak istiyorum.Hayat kurtaramasam da,bir dua,bir Allah razı olsun,bir sıcacık gülümseme olsam yüzlerde yeter bana...
    Vesselam,hayatınızdan memnun musunuz?Boş vakitleriniz oluyor mu?Bu mesleği bana tavsiye ediyor musunuz?Mesleğinizin beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yönleri neler?Uzun oldu ağabey,kusura bakma :)

    YanıtlaSil
  4. http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1276985

    YanıtlaSil
  5. Öncelikle nöbetten geldiğim ve uyuduğum için geciktim Fatih kardeş.
    İlgin ve güzel yorumun için teşekkür ederim.
    Gelelim soruna; Bu işin en sorunlu yanı yoğun stres ve çalışma temposu. Herkes aynı olmamakla birlikte hayatını düzenli yaşayabilenler ve düzene sokabilenler için elbetteki vakit olacaktır. Ama tus, asistanlık sürecinde ister istemez kısıtlı olacağı da gerçek. Nitekim içimizde fotoğrafçılıkla, müzikle, siyasetle vs bir sürü işle ilgilenen meslektaşlarımız var. Ben de bunlardan biriyim.
    Yani bu biraz da size bağlı.

    YanıtlaSil
  6. Öncelikle kusura bakmayın ben mesaj uzun olduğundan okumadınız sandım. :) Ve çok teşekkür ederim ağabey.Benim ilgi alanım da kitaplar olsa gerek...İki tane mesaj atmışım.İlki yanlışlıkla oldu düzeltme yapıp ikinciyi atmıştım :)Herneyse,doktorluk çok cazip geliyor bana.Hem de çok...İnşaallah sizi hep takipte kalacağım.Sınavdan sonra ilk yazınızdan başlar okurum herhalde. :) İyi günler.

    YanıtlaSil
  7. Rica ederim kardeşim. Kitap en güzel meşgale. Sakın bırakma.
    Hakkında hayırlı olan gönlüne göre de olur umarım.
    Şimdiden başarılar.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  8. Geçenlerde de bir cerrah saldırıya uğramış kolu açıya alınmıştı.Bu saldırılar neden artıyor böyle anlayamıyorum.Benim bildiğim,doktorun eli kırılmaz,kutsaldır,mübarektir;öpülür alna konur.Tıbbın babası Hipokrat,bu gerçeğe ulaşmış olmalı ki ''Ağrı dindirmek ilahi bir sanattır.'' diyor.

    YanıtlaSil

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com