ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

09 Aralık 2013



Buradayım, buradayım!..
Gitmedim bir yere, sevgili blogum.
Seni ihmal ediyor gibi görünüyorum ama yeni haberlerle geleceğim sana.
Az daha sabır...

06 Kasım 2013

Çocuk

Gülümse çocuk, gülümse!
Çünkü, yenemez üstündeki siyahlar; gözlerindeki ışığı, yüreğindeki umudu...

27 Ekim 2013



Geçtiğimiz günlerde yeni fotoğraf makinası aldığımdan söz etmiştim.
Nöbetler, ev, hastane derken bir türlü kafa verip de kullanım kılavuzunu inceleme fırsatım olmadı. Gerçi kılavuza sabredemeden daldım deklanşöre ama... Yine de adımları sırayla atmak ve kullandığın ekipmanı iyi tanımak her zaman mantıklı olandır diye düşünüyorum.
Bendeki kılavuz Türkçe değildi, ilk işim onu bulmak oldu.
Ben bulmuşken, her zaman olduğu gibi benim gibileri de düşünerek paylaşmak istedim.
Kılavuzu indirmek isteyenler buraya ya da Alternatif olarak şuraya tıklayabilirler.
Not: Boyutu: 13,3 MB. PDF formatında ve virüs taramasından geçirilmiştir.

22 Ekim 2013

Müzik ruhun gıdası mıdır, zehri midir bilmiyorum ama derine derine saplandığı aşikar...



Odamda otururken, tatlı tatlı kulağıma çalınan müzikle irkildim.
Salona gittiğimde "Kaçak" adında bir diziye ait olduğunu öğrendim ve nedenini bilmediğim bir şekilde, fazlasıyla hoşuma gitti bu...
Youtube sağolsun, kendim için elde etmişken belki benim gibi beğenenler de olabilir düşüncesine kapıldım ve buradayım.
İndirmek isteyenler şöyle buyursun: Tıklayın
Not: Dosyayı kendi ellerimle indirdim, dönüştürdüm ve virüs kontrolünden geçirerek taradım. Gönül rahatlığıyla indirebilirsiniz.

01 Ekim 2013

Acil serviste çalışan biri olarak hastalar ve tepkileri konusunda fazlaca renkli hatıralara sahibim. Bazen teşekkür, bazen de iyiliğe karşı küfür...


Dün gece adeta yerlerde sürünerek gelen yaşlı teyzeye verdiğim tedavi sonrasında, halini hatırını sormak için gittiğimde "çok iyiyim oğlum" deyip elimi öpmeye kapanacak kadar saygılı olmasına ve kadir kıymet bilmesine mi sevineyim?..
Gün geçtikçe ve nesil değiştikçe, minnet, şükran, saygı, kadir kıymet gibi duyguların azalmasına mı üzüleyim?..
Bu gibi tepkilere ilk kez şahit olmasam da tek bildiğim, içimin günden güne ikiye ayrıldığı...

24 Eylül 2013



A: Öyle bir şey ki abi, sadece o insanların varlığı bile seni hayata bağlıyor. Umutlarını yaşatıyor.
B: Evet, var öyle bir şey... Ama unutma; yine sadece "bir insan" seni hayattan koparabiliyor...
A: ...

19 Eylül 2013

Zaman su gibi akıp geçmeye devam ederken, bir yıl daha geçti ömürden.
Beklediğim gibi olmasa da kazasız, belasız geçtiğine şükrediyorum.

Sevdiklerimiz hep bizlerle olsun, hepimize nice mutlu yıllara!

20 Ağustos 2013

Biraz soluklanalım, biraz soyutlanalım...

14 Ağustos 2013

Uzun zamandır beklediğim, düşlediğim ve ertelediğim DSLR'me kavuştum sonunda!
Hem de hiç ummadığım bir anda, hayatın hiç ummadığım yerden sorduğu bir soruyla...


Yüzümde, bir bayramlık çocuk gülüşü şimdi.
Şapşal şapşal geziyorum ortalıkta...

08 Ağustos 2013



Dualarımız aynı, dileklerimiz aynı, umutlarımız her daim kocaman...
Hayırlara, huzura, barışa, sevgiye ve hidayete vesile olması dileğiyle Ramazan Bayramı'mız mübarek olsun!

06 Ağustos 2013

''Hastalık hallerinde, hekimin gerek görmesi halinde verilir.''
Canınızın sıkkın olması, işinizin olması, amirinizin izin vermemesi, mazeret izninizi kullanmak istememek vs. durumlar size  rapor hakkı doğurmadığı gibi, rapora gerek görmeyen hekimi karalamak, saldırmak ya da hakaret etmek gibi davranışlarınızı haklı çıkarmaz.

02 Ağustos 2013


Yeni olmasa da paylaşmaya zaman bulamadığım ama sevdiklerimden bir tanesi.
Yer; Adıyaman/Merkez.
Tümülüsün orijinali ise Adıyaman / Kahta girişinde yer alıyor.

Karakuş Heykeli, Adıyaman.  # adiyaman #jj #turkey #instaturk #commagene #history # nemrut

Fotoğraf: Ferhat ASLAN

Karakuş Tümülüsü (Kadınlar Anıt Mezarı)


Milli Parkın güneybatısında Adıyaman-Kahta girişinde bulunan, Kommagene Kralı II. Mithradates tarafından annesi İsas adına yaptırılan anıt mezar, sütun üzerindeki kartaldan dolayı Karakuş Tümülüsü olarak anılmaktadır. Doğu, batı ve güney yönlerde dörder sütun varken günümüze doğuda iki, batıda ve güneyde birer sütun kalmıştır. Doğu sütun üstünde aslan ve kartal heykel kalıntıları, batıdaki sütunun üstünde tokalaşma steli, yerde aslan heykel parçası vardır. Nemrut Dağı giriş noktası olarak belirlenen Karakuş Tümülüsü Milli Park Koruma alanı içersindedir.

Kaynak:




"Beyran, koyun etinin kendi yağı ve suyunda haşlanarak altına pirinç pilavı konan; içine sarımsak ve kırmızı biber eklenen tadı eşsiz yemektir."

Dip ve önemli not: Çorba değil, yemektir.

Fotoğraf: GurmeKiyalar

28 Temmuz 2013


''Varını yoğunu mürşidine ver.
Ustanın elinde kütük ol yeter...
Teslim olan zarar etmez kurbanım... ''

Kimden Kadraj


Fotoğraf: Ferhat ASLAN

24 Temmuz 2013



Ortaokulun ilk günüydü; giriş duvarında bir tabela gözüme çarptı; 
''Sorumluluk yükü her şeyden, ölümden de ağırdır'' (Atatürk) diye. 
"Ne güzel sözmüş" deyip girmiştim içeri.
Oysa ne bilirdim, bu sözün hayatımda bu denli önemli yer tutacağını...

18 Temmuz 2013



Hekim dürüst olsun, ahlaklı olsun.
Ama keyfim istemez işe gitmezsem bana sahte istirahat raporu da yazsın.

Hekim benimle ilgilensin, muayene etmeden ilaç yazmasın.
Ama ehliyet alacam, işe girecem "bi imza" atsın.
Muayene? Yok yapmasın imzayı hemen atsın.

Hekim bilgili olsun işini iyi yapsın.
Ama ben ne istersem onu yapsın, istediğim ilacı yazsın.
İstersem serum taksın, istersem iğne de yapsın.

İlkeli olsun ama ilkeleri benim olsun...
Karar verin yahu, işimizi yapalım mı yapmayalım mı...

Ne diyelim şimdi "sağlık olsun" mu?
Diyelim de, olsun da ama böyle biraz zor olur gibi...

Yazı: Dr. Mahir ATALA
Fotoğraf: Dr. Mustafa TAMUR

03 Temmuz 2013



05.08.2011 de Dell Inspiron serisi bir dizüstü almıştık. Teknik servislerle pek işim olmasa da garantinin bitmesine bir ay kala ekran sorunu oluştu. "Yine rezalete düştük" derken şansımızı deneyelim dedik ve telefonla başvurduk.
Dell öneren arkadaşıma bu noktada sayısız teşekkür etmem gerek. Zira başvurumun ikinci gününde evimize kadar gelen servis elemanı sorunu tespit edip ekranı bile değiştirdi ve hiçbir sorun yaşanmadı.
Şu an ekran sorunsuz çalışıyor.
İşlem hızı, ilgili yaklaşım ve gereken duyarlılık adına teşekkür ve de diğer kullanıcılar için fikir vermesi adına bu yazıyı yazmayı borç bilirim. :)
Dell'e ve servis görevlisi Ahmet Bey'e, teknik eleman Enes Bey'e tekrar teşekkürler.

26 Haziran 2013

"F2 tuşu çalışmıyor" diyorsanız ve bunun aslında ne denli büyük bir ihtiyaç olduğunu farkettiyseniz, bilgisayarınızda kurulu Babylon  sözlük programının güncel sürümünü yükleyin, düzelecektir.
Zira ben Babylon programını kurduktan sonra sık sık kullandığım bu tuşu kullanamaz olmuştum, güncellemeden sonra bu hata düzeldi.
Alternatif sorunlar için, buyrun; Google

18 Haziran 2013



“Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.”
Platon - Devlet

11 Haziran 2013



"Gün gelir ve anlar insan; Yaşadığı her şey bir yalandır.
Geriye vazgeçemediği bir aşk ve kabullenemediği bir yalnızlık kalır."

#CengizAytmatov


Vefatının yıldönümünde bozkırın keskin kalemi CENGİZ AYTMATOV'u; bu vesileyle de kabuklanmış yaralarımı anıyorum

03 Haziran 2013

Acillerin gereksiz yoğunluğundan şikayetimiz asla bitmez, hele de şu favori repliği her nöbette duyarken;
Hasta yakını acile kayıt esnasında, geçen gün bi kere öksürmüş olan  yanındakine döner;
"Gelmişken sen de muayene olsana"

22 Mayıs 2013



Bazen çok zor geceler...

Herkes, her şey çekilince.
Kalınca kendin-le;
Kalınca derdinle...
Çok zor geceler.

Kelimeler tutsak.
Cümleler yasak.
Boğazında tıkanarak
Ziyan ettirir geceler.

Yüreğin düğüm düğüm;
Bir cümle yaz(a)madan.
Haykırırcasına susarak.
İsyan ettirir geceler.

22.05.2013 - 00:44


26 Nisan 2013

Günümüzün gerçeği Facebook.
"Girmiyorum, kullanmıyorum" desek de çok fazla yer kaplıyor hayatımızda.
Ben de uzun zamandır kullanıyorum ve son dönemlerde sağında solunda çıkan reklamlardan gına gelmişti.
Kücük de olsa mide bulandırabilen reklamlar olması hele de insanı ister istemez çileden çıkarabiliyor.
Google Chrome kullanıcıları için bir eklenti ile kısmen de olsa bu sorun çözülmüş. Dün gece keşfettim ve fazlasıyla rahat ettim.


Aynı dertten muzdarip olabilecekler için paylaşmakta fayda var.
Facebook sayfası:
https://www.facebook.com/remove.all.ads
Chrome Mağazasından eklenti sayfası:
https://chrome.google.com/webstore/detail/facebook-ad-block/lfpacabphcagfehdgnigmfnbjdampbaa/

23 Nisan 2013



Şanlıyız , şerefliyiz, mutluyuz, neşeliyiz. 
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun!

22 Nisan 2013

Yıllar olmuş;
Blogcu'daki hesabımı bırakıp da blogspot'a geçeli...
Bloguma derdimi dökeli, beni sabırla dinleyeli...

Ve bugün yeni bir yıldönümü daha olmuş.
Doğum günün kutlu olsun yol arkadaşım.

19 Mart 2013

İnsanın halet-i ruhiyesini darmadağın edebilen bir dizi bu.
En neşeli anda habersiz saplanan bıçak misali, bir sahneyle alt üst edebiliyor insanı...
Bu da son marifeti;


Böyle de sert, böyle de vurucu işte...
Not: Mp3 versiyonunu indirmek isteyen olursa, buyursun şuradan yaksın;
https://dl.dropbox.com/u/54718353/Ali_Atay-Yoklugunda.mp3

14 Mart 2013


Yapılan ve yaşanan her şeye rağmen, bu meslek kutsallığını ve güzelliğini koruyacaktır. Biz de herkese ve her şeye rağmen mesleğimizin gerektirdiklerini büyük bir gururla ve onurla yapmaya çalışmaya devam edeceğiz.
Tüm sağlık camiasının tıp bayramını kutluyor, bu zorlu yolda hepimize başarılar diliyorum.

05 Mart 2013



Dünyanın en güzel, en lüks ya da en ... şehri de olsa; ağzını musluğa dayayıp kana kana, doya doya su içemediğin şehir, şehir değildir... 
Senin değildir.

04 Mart 2013

Ve öyle bir hırpalıyor ki seni; Ağzın, yüzün "hayat" içinde...

15 Şubat 2013


"Evinizde misafir olması, arabada bekleyen olması ya da misafirliğe gidecek olmanız sizi acil hasta saymaz, hele de diğer hastalardan daha acil duruma asla ve kat'a sokmaz! Ve acilde kavga çıkartıp, huzuru bozmanızı haklı kılmaz."

Not: Birebir yaşanmıştır.

07 Şubat 2013

Acil servislerde fazlasıyla gün geçiren ve geçirmeye devam eden biri olarak en büyük sorunlarımızdan birinin "benim hastam çok acil, ben daha acilim" tartışmaları olduğunu söylemek zor değil. Büyük çoğunluğu bencillikten öte gelse de bu konu çok su götürür...Neyse;
Çok detaya gerek yok, okuyalım bakalım. "Acil hasta" kapsamı aslında tam olarak neleri kapsıyormuş?..


1. Boğulmalar
2. Şiddetli Veya Geçmeyen Göğüs Ağrıları ( Kalp Krizi Geçirme Şüphesi ..)
3. Nefes Almada Zorluk
4. Kesici-Delici Alet Yaralanması
5. Trafik Kazası
6. Yüksekten Düşme
7. Elektrik – Sıcak- Soğuk Çarpması
8. Ciddi İş Kazaları
9. Ciddi Yanıklar
10. Ciddi Göz Yaralanmaları
11. Zehirlenmeler
12. Ciddi Alerjiler Ve Anaflaksiler
13. Kırıklar
14. Ani Başlayan, Şiddetli Veya Geçmeyen Karın Ağrıları
15. Şuur Kaybı
16. Yüksek Ateş
17. Her Türlü Koma Hali
18. Felçler
19. Ciddi Kanamalar
20. Başlamış Doğum Faaliyeti
21. Şiddetli Yan Ağrısı, İdrara Çıkamama
22. Böcek Sokmaları
23. Şiddetli Baş Ağrıları
24. Sıvı Kaybı İle Seyreden Sindirim Sitemi Hastalıkları ( Ağırİshal Gibi)
25. İntihar Girişimi
26. Tecavüz

---

Elimizi vicdanımıza koyalım ve dürüstçe kendimize soralım; Acillere bu endikasyonların kaçıyla başvurduk bugüne dek? Ya da kendimize acil dediğimiz hangi durum var burada? Amaç kimseyi yargılamak değil elbette. Ama birilerinin bencilliği ya da kurnazlığı yüzünden daha önemli ve acil hastaların mağdur olmaması ve sağlık personelinin gereksiz meşgul edilmemesi gerek. Asıl mücadelemiz bu...

Devamı gelecek...

03 Şubat 2013

Şu sıralar artan virüs saldırıları ve reklam (spam) mesajları sonrasında facebook kullanan birçok kişi, duvarlarında kendi adlarını içeren uygunsuz fotoğraflar, resimler ya da iletilerle karşılaşıyor. Ya da başkalarının spam mesajlarında etiketleniyor.
Haliyle dini bütün biriyken bir bakıyorsunuz ki pornografik öğeler duvarınızda at koşturuyor(!) :)) Ya da akademisyen birinin duvarında saçma sapan bitkisel yöntemler, penis büyütme formülleri falan...
Sorun herkesçe aşikar olduğu için kısaca değinip kendimce bulduğum çözüme geleyim;

Facebook sayfasının sağ üstündeki dişli çark işaretine tıklayıp "gizlilik ayarları" kısmına geliyorsunuz. Ya da şuraya tıklayıp o sayfaya gidebilirsiniz.
Açılan sayfada soldaki menüde 2.sırada bulunan; "Zaman Tüneli ve Etiketlenme" seçeneğe tıklıyorsunuz. Yani şuraya :)
Yine açılacak olan sayfada sağ tarafta en üstten ikinci seçenek olan " Arkadaşlarının seni etiketlediği gönderiler zaman tünelinde görünmeden önce senin onayına sunulsun mu? " Seçeneğine düzenle deyip onaylama şartı getiriyoruz. Yani o seçeneği "açık" olarak seçiyoruz.


Ve artık bundan sonra herhangi bir içerikte etiketlendiğiniz zaman size onay mesaj gelecektir, onay vermeniz halinde yayınlanacak, istemezseniz de zaman tünelinden kaldır deyip etiketi de kaldırabilir ya da  reklam/zararlı mesaj-spam- olarak da işaretleyebilirsiniz.

29 Ocak 2013



Kaybolunca zifiri gecelerde, 
Gözlerin, ışığım olur,
Kurtarırdı beni.
Hislenirdim;
Hasretim olurdun.

Hapsolunca benliğim;
En ücra korkularda,
Gülüşün, bir kılavuz.
Bulur, çıkarırdı beni.
Kavuşurdum;
Vuslatım olurdun...

Coşunca gönlüm bir dalga misali
Uçsuz bucaksız denizlerde,
Nefesin, sakin bir liman.
Kollarını açardı;
Sığınırdım, uslanırdım;
Durağım olurdun.

Sensizlik bir çığlık gibi...
Yankılanırken sokaklarımda
Sesin, feryadım olur;
Dizilirdi mısralarıma.
Seslenirdim.
İsyanım olurdun.

Ve adı “sen” olan bu şehirde 
Tüm kokular senin artık.
Tüm gülüşler sende,
Ve tüm yollar sana çıkıyor.
Artık, şehir de sensin; şiir de…

Ferhat ASLAN
Ocak, 2013 

27 Ocak 2013

Eğer denediyseniz son günlerde blogspot.com şeklinde değil de kendi alan adını kullanan blogger sayfalarına -haliyle benim sayfama da- girilmediğini ve doğal olarak Blogger'ın yeni bir engellemeyle karşı karşıya olduğunu farketmişsinizdir.
Benim sayfam da bu durumun mağdurlarındandı ve akşam saatlerinde domain (alan adı) yönetiminde ip değiştirerek bu sorunu çözmeyi başardım.
Lafı uzatmadan geçerli ve sorunsuz olan domain adreslerini yazalım, bizim gibi mağdur olanlar ve mağduriyeti sürenler için faydası olsun.
Alan adı ayar sayfanızda daha önce var olan ip adreslerini aşağıdakilerden biriyle değiştirin. Birkaç saat içerisinde aktive olacak ve yayın hayatına kaldığı yerden devam edecektir.

216.239.36.21
yada 
74.125.31.121

Faydalı olması dileğiyle.

Ayrıca katkısı için Çekingen Blog'a teşekkürler.

24 Ocak 2013



Ben diyorum ki her fert baş ucuna; “Suçlu benim, herkes suçsuz!” levhasını asmalıdır. Ben diyorum ki yegâne kurtuluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir. Daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer. Ama görüyorum ki anlatamıyorum… Hissediyorum ama anlatamıyorum! Çocuk, “Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz…” dedi. Ağladıkça anlıyorum… Ağladıkça anlıyorum… Artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim. hem de öylesine kaybettim ki; Amerika’da bir cinayet işlense de, Dünya çapında bir ses sorsa; “Katil kim?”, “Benim!” diye haykırabilirim! Soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplakların vebali benim boynumda, gömleğimin yakasında… İsterse çareme adli tıp baksın fakat bir hastaneye girsem de kan kanseri çeken hastalar görsem acaba onları bu hale ben mi getirdim? diye düşünüyorum.

Ben ne yaptım? Uykuda, baygınlıkta, annemin karnında, babamın kanında hangi cinayeti işledim? Hangi mukaddesi kirlettim ki kendimi gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum? Dışımda ne arıyorlar? İçime doğru suçluyum ben! Bir de kalkmış belki kendimden birine, ondan öbürüne geçer, bir merhamet yangını çıkar bütün ülkeyi sarar diye; tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum!

Reis Bey

16 Ocak 2013

Her ne kadar elektronik reçetenin kolaylıklar getirdiği söylense de bir hekim için kağıt reçetenin yeri çok farklıdır nazarımda...
Bir reçeteden bir doktora ait çok şeyi görebilir, ögrenebilirsiniz. Karakteri yansır kağıda insanın. 


Oysa şimdi?
Robotlaşıyoruz günden güne, duygusuz ve anlamsız yığınlar haline geliyoruz hızla.
Bir hayali, doktor yazısı klişesini ve reçeteye dair birçok güzelliği bitiren e-reçete uygulamasını sevmedim, sev-e-meyeceğim...
Not: Mecburen kullanıyoruz, kurallara uyuyoruz. Bunlar kişisel görüşlerim ve duygularım. Çarpıtılmasın lütfen.

12 Ocak 2013



‎"En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç,azap ve korku idi."
Ahmet Hamdi Tanpınar / Saatleri Ayarlama Enstitüsü
(Heybe'den alıntı)

08 Ocak 2013


Deprem gerçeği ve acı sonuçları zihinlerimizde ve hayatlarımızda yer etmiş durumda.
İnsanlar depremle yaşamayı öğrenip, karşı tedbirler alırken biz "inkar, geçiştirme ve yoksayma" şeklinde bir yaklaşım içerisindeyiz.

Bir kare ile dünyanın deprem anlamında neredeyse beşiği haline gelene Japonya ve en ufak sarsıntıda nice canlar veren Türkiye arasındaki bakış açısı farkı şöyle özetlenebilir. Hem de üst perdeden;



Ve haliyle kimin, neden, nasıl öldüğünü anlamak zor olmuyor şu kareyle.
Artık hepimiz biliyoruz ki; "Deprem değil, bina öldürür"
Varın tedbirini bir şekilde alın.


05 Ocak 2013

Sınavzede bir milletin. ömrü sınav yollarında geçen bir ferdi olarak gündemimden düşmeyen bir TUS meselesi var.
4 Ocak itibariyle ÖSYM yine bir değişiklik yaptı ve Yabancı Dil Sınavı formatını değiştirdiğini açıkladı. (Okumak için şuraya buyrun.) KPDS, ÜDS gibi sınavların kaldırıldığı ve yerine yılda iki defa yapılacak olan YDS sınavının getirildiği ana başlığıydı.
Herkesin kafası -ben dahil-karıştı ve bir eğitim kurumundan buna dair açıklama geldi.


İzleyelim, sorularımız dağılsın, halihazırda mevcut dertlerimize dert eklenmesin.
Bütün sınavlarda, hepimize başarılar. Allah sabrımızı artırsın! :)

04 Ocak 2013

Birkaç haftadır kendi hastanemiz de dahil olmak üzere kamu, özel vs. hastaneler tıklım tıklım...
Kırk derece ateşi olan da burnu akan da acillerde doluşmuş, büyük bir akın var resmen.
"Hava şartları, salgın muhabbeti" bunda etken olabilir gibi görünse de bana göre asıl neden halkımızın sağlık ve ilaç anlayışı.



Her burun akıntısında antibiyotik kullanmak, her hapşırıkta hastaneye koşmak, hekim tavsiyesine güvenmek yerine kulaktan dolma bilgilerle ilaç kullanmak ve bunun doğal sonucu olarak ilaç direnci gibi bir baş belası silsilemiz var.
Bas bas bağırıyoruz her yerde; "Gereksiz ilaç kullanmayın, gereksiz yere hastanelere gitmeyin" (Hastane enfeksiyonu diye büyük bir baş belası var ki, yakalanınca hem daha pahalı hem de daha dirençli tedavilerle karşılaşıyorsunuz. Buna sonra değineceğim) diye ama bazı hastalar ve yakınları onlara bakmak istemediğimiz yorumunu yapıyorlar buna... Canları sağ olsun :)
Haliyle "bu çocuk niye iyileşmiyor?" diye sorarken iki kere düşünmek lazım...
Bu konuda çok dertliyim, çok şey yazabilirim ama özetleyeyim;
Hastane sayısı arttıkça hasta sayısı artıyor, eğitim ve imkan arttıkça insanımız ters oranda bilinçleniyor ve bencillik artıyor. 
Unutmayın; İlacı ve hastaneyi bu kadar severseniz onlar da sizi böyle sever...
Lütfen, ama lütfen biraz duyarlı davranalım bu konuda.
Çünkü bu millet yaşamayı hak ediyor; Ölmeyi ve hastalıklarla sürünmeyi değil.

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com