ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Blog Archive

29 Ocak 2013



Kaybolunca zifiri gecelerde, 
Gözlerin, ışığım olur,
Kurtarırdı beni.
Hislenirdim;
Hasretim olurdun.

Hapsolunca benliğim;
En ücra korkularda,
Gülüşün, bir kılavuz.
Bulur, çıkarırdı beni.
Kavuşurdum;
Vuslatım olurdun...

Coşunca gönlüm bir dalga misali
Uçsuz bucaksız denizlerde,
Nefesin, sakin bir liman.
Kollarını açardı;
Sığınırdım, uslanırdım;
Durağım olurdun.

Sensizlik bir çığlık gibi...
Yankılanırken sokaklarımda
Sesin, feryadım olur;
Dizilirdi mısralarıma.
Seslenirdim.
İsyanım olurdun.

Ve adı “sen” olan bu şehirde 
Tüm kokular senin artık.
Tüm gülüşler sende,
Ve tüm yollar sana çıkıyor.
Artık, şehir de sensin; şiir de…

Ferhat ASLAN
Ocak, 2013 

27 Ocak 2013

Eğer denediyseniz son günlerde blogspot.com şeklinde değil de kendi alan adını kullanan blogger sayfalarına -haliyle benim sayfama da- girilmediğini ve doğal olarak Blogger'ın yeni bir engellemeyle karşı karşıya olduğunu farketmişsinizdir.
Benim sayfam da bu durumun mağdurlarındandı ve akşam saatlerinde domain (alan adı) yönetiminde ip değiştirerek bu sorunu çözmeyi başardım.
Lafı uzatmadan geçerli ve sorunsuz olan domain adreslerini yazalım, bizim gibi mağdur olanlar ve mağduriyeti sürenler için faydası olsun.
Alan adı ayar sayfanızda daha önce var olan ip adreslerini aşağıdakilerden biriyle değiştirin. Birkaç saat içerisinde aktive olacak ve yayın hayatına kaldığı yerden devam edecektir.

216.239.36.21
yada 
74.125.31.121

Faydalı olması dileğiyle.

Ayrıca katkısı için Çekingen Blog'a teşekkürler.

24 Ocak 2013


video

Ben diyorum ki her fert baş ucuna; “Suçlu benim, herkes suçsuz!” levhasını asmalıdır. Ben diyorum ki yegâne kurtuluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir. Daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer. Ama görüyorum ki anlatamıyorum… Hissediyorum ama anlatamıyorum! Çocuk, “Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz…” dedi. Ağladıkça anlıyorum… Ağladıkça anlıyorum… Artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim. hem de öylesine kaybettim ki; Amerika’da bir cinayet işlense de, Dünya çapında bir ses sorsa; “Katil kim?”, “Benim!” diye haykırabilirim! Soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplakların vebali benim boynumda, gömleğimin yakasında… İsterse çareme adli tıp baksın fakat bir hastaneye girsem de kan kanseri çeken hastalar görsem acaba onları bu hale ben mi getirdim? diye düşünüyorum.

Ben ne yaptım? Uykuda, baygınlıkta, annemin karnında, babamın kanında hangi cinayeti işledim? Hangi mukaddesi kirlettim ki kendimi gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum? Dışımda ne arıyorlar? İçime doğru suçluyum ben! Bir de kalkmış belki kendimden birine, ondan öbürüne geçer, bir merhamet yangını çıkar bütün ülkeyi sarar diye; tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum!

Reis Bey

16 Ocak 2013

Her ne kadar elektronik reçetenin kolaylıklar getirdiği söylense de bir hekim için kağıt reçetenin yeri çok farklıdır nazarımda...
Bir reçeteden bir doktora ait çok şeyi görebilir, ögrenebilirsiniz. Karakteri yansır kağıda insanın. 


Oysa şimdi?
Robotlaşıyoruz günden güne, duygusuz ve anlamsız yığınlar haline geliyoruz hızla.
Bir hayali, doktor yazısı klişesini ve reçeteye dair birçok güzelliği bitiren e-reçete uygulamasını sevmedim, sev-e-meyeceğim...
Not: Mecburen kullanıyoruz, kurallara uyuyoruz. Bunlar kişisel görüşlerim ve duygularım. Çarpıtılmasın lütfen.

12 Ocak 2013



‎"En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç,azap ve korku idi."
Ahmet Hamdi Tanpınar / Saatleri Ayarlama Enstitüsü
(Heybe'den alıntı)

08 Ocak 2013


Deprem gerçeği ve acı sonuçları zihinlerimizde ve hayatlarımızda yer etmiş durumda.
İnsanlar depremle yaşamayı öğrenip, karşı tedbirler alırken biz "inkar, geçiştirme ve yoksayma" şeklinde bir yaklaşım içerisindeyiz.

Bir kare ile dünyanın deprem anlamında neredeyse beşiği haline gelene Japonya ve en ufak sarsıntıda nice canlar veren Türkiye arasındaki bakış açısı farkı şöyle özetlenebilir. Hem de üst perdeden;



Ve haliyle kimin, neden, nasıl öldüğünü anlamak zor olmuyor şu kareyle.
Artık hepimiz biliyoruz ki; "Deprem değil, bina öldürür"
Varın tedbirini bir şekilde alın.


05 Ocak 2013

Sınavzede bir milletin. ömrü sınav yollarında geçen bir ferdi olarak gündemimden düşmeyen bir TUS meselesi var.
4 Ocak itibariyle ÖSYM yine bir değişiklik yaptı ve Yabancı Dil Sınavı formatını değiştirdiğini açıkladı. (Okumak için şuraya buyrun.) KPDS, ÜDS gibi sınavların kaldırıldığı ve yerine yılda iki defa yapılacak olan YDS sınavının getirildiği ana başlığıydı.
Herkesin kafası -ben dahil-karıştı ve bir eğitim kurumundan buna dair açıklama geldi.

video

İzleyelim, sorularımız dağılsın, halihazırda mevcut dertlerimize dert eklenmesin.
Bütün sınavlarda, hepimize başarılar. Allah sabrımızı artırsın! :)

04 Ocak 2013

Birkaç haftadır kendi hastanemiz de dahil olmak üzere kamu, özel vs. hastaneler tıklım tıklım...
Kırk derece ateşi olan da burnu akan da acillerde doluşmuş, büyük bir akın var resmen.
"Hava şartları, salgın muhabbeti" bunda etken olabilir gibi görünse de bana göre asıl neden halkımızın sağlık ve ilaç anlayışı.



Her burun akıntısında antibiyotik kullanmak, her hapşırıkta hastaneye koşmak, hekim tavsiyesine güvenmek yerine kulaktan dolma bilgilerle ilaç kullanmak ve bunun doğal sonucu olarak ilaç direnci gibi bir baş belası silsilemiz var.
Bas bas bağırıyoruz her yerde; "Gereksiz ilaç kullanmayın, gereksiz yere hastanelere gitmeyin" (Hastane enfeksiyonu diye büyük bir baş belası var ki, yakalanınca hem daha pahalı hem de daha dirençli tedavilerle karşılaşıyorsunuz. Buna sonra değineceğim) diye ama bazı hastalar ve yakınları onlara bakmak istemediğimiz yorumunu yapıyorlar buna... Canları sağ olsun :)
Haliyle "bu çocuk niye iyileşmiyor?" diye sorarken iki kere düşünmek lazım...
Bu konuda çok dertliyim, çok şey yazabilirim ama özetleyeyim;
Hastane sayısı arttıkça hasta sayısı artıyor, eğitim ve imkan arttıkça insanımız ters oranda bilinçleniyor ve bencillik artıyor. 
Unutmayın; İlacı ve hastaneyi bu kadar severseniz onlar da sizi böyle sever...
Lütfen, ama lütfen biraz duyarlı davranalım bu konuda.
Çünkü bu millet yaşamayı hak ediyor; Ölmeyi ve hastalıklarla sürünmeyi değil.

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com