ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

17 Aralık 2016


Sabahlarımızı karartan kahpe saldırılara ve hain emellere inat, koşarak gelsin güzel çocuklar.
Hepsi de "vatana, millete faydalı olsun" duasıyla doğsun...
Tüm çabamız da duamız da vatanımız için, milletimiz için, insanımız için.
Ne diyor Şeyh Edebali; "insanı yaşat ki devlet yaşasın!"

03 Aralık 2016

Son zamanlarda çok sık gündeme gelen normal doğum ve sezaryen konusunda birkaç bilgi vermekte fayda var. Zira normal doğum ne zaman, kimlere önerilmeli? Sezaryen nedir, kimler için tercih edilir? Hangi tıbbi durumlarda seçilir? gibi sorular çokça kafa karıştırabiliyor ve insanlar bu yüzden mağduriyet ve bilgilendirme konusunda sorunlar yaşayabiliyor.

Ben de birkaç alıntıyla da olsa paylaşmak isterim.

Soruları yorum olarak ekleyebilirsiniz.

----

Sezaryendoğumun doğal olmadığı durumlarda karın ve rahmin kesilerek bebeğin alındığı cerrahi bir işlemdir. Çok nadir durumlarda bu yöntemle rahimdeki ölü fetusun da alındığı olur. İlk modern sezaryen 1881 yılında Alman jinekolog Ferdinand Adolf Kehrer tarafından gerçekleştirilmiştir.

Sezaryen genellikle vajinal doğumun bebeğin veya annenin sağlığını riske atacağı durumlarda gerçekleştirilir. Son yıllarda sezaryen doğum Çin'de %46 gibi bir rekor seviyeye yükseldi. Diğer Asya, Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde ise bu oran %25 gibi bir seviyededir.[1] ABD'de sezaryen doğum oranı 2007 yılında %31.8 olarak tespit edildi.[2] Avrupa ülkelerinde ise bu oran çok büyük farklılıklar göstermektedir: İtalya'da sezaryen doğum oranı %40 iken, bu oran Nordik ülkelerinde yalnızca %14'tür.[3]

Etimoloji
Eski Roma hukukunda doğum sırasında ölen annenin bebeğinin rahminden kesilmesi gerektiği yazar.[4] Bu kanunun kadınların hamile olarak gömülmemelerini söyleyen dini söylemlerden doğduğu söylenir.[5] Vajinal doğum sonrası hayatta kalmayacağı düşünülen anneye hamileliğinin onuncu ayında en azından fetusu koruma amaçlı bu yöntem uygulanır ve fetus rahimden çıkarılırdı.[6] Romalı lider Jül Sezar'ın bu yöntemle doğduğu spekülasyonunun gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır.[7] Her ne kadar Romalılar döneminde sezaryen gerçekleştirilmiş olsa bile, hiçbir klasik kaynak o dönemde böyle bir doğumdan sonra hayatta kalabilmiş bir anneyi kaydetmemiştir.[8] Sezaryen doğum sonrası hayatta kalmayı başarabilmiş anneyi kaydeden en yakın tarih milattan sonra 1500'lü yıllardır.[9] Sezar'ın annesi Aurelia Cotta ise milattan önce 100'lü yıllarda yaşamıştır.
Sezaryen kelimesinin "kesme" anlamına gelen caedere kelimesinden türetildiği de iddia edilir. Gaius Plinius Secundus'un Büyük İskender'in tanrısal doğumuyla ilgili söylentilere bir karşılık olarak Jül Sezar'ın atalarından biri için ab utero caeso (rahimden kesilen) bu ifadeyi kullandığı söylenir.[10] Bu olay ve Sezar adı böyle yanlış bir etimoloji hatası meydana getirmiş olabilir. Oxford İngilizce Sözlük'te ise bu kelimenin caedere'den türediğine dair bir bilgi yoktur.
Sezaryenin Jül Sezar veya Romalı diğer imparatorlarla bağlantılı olduğu başka dillerde de görülür. Örneğin modern Almanca, Danca, Flemenkçe, İsveçce ve Macarca'da sezaryen kelimesi sırayla kaiserschnittkejsersnitkeizersnedekejsarsnitt ve császármetszés olarak geçer ve bu tam olarak "imparator kesimi" anlamına gelir. Almanca kaiserschnitt kelimesi aynı zamanda Japon ve Kore dillerine de aynı anlamla geçmiştir.
Tarihçe
Sezaryen doğumda anne adayının hayatını yitirmediği ilk operasyon 1500’lü senelerde kaydedilmiştir. Ancak bu dönemlerde anne adayının sezaryen ile hayatını kaybetme riski %80’lerden fazla idi. Bunun sebebi ise doğum sırasında meydana gelen kan kaybının durdurulamamasıydı. Amerika’da gerçekleştirilen ilk başarılı sezaryen doğum ise 1974 senesinde West Virginia eyaletinde gerçekleştirilmiştir. İngiltere’de ise uygulanan ilk başarılı sezaryen operasyon 1815 yılında yapılmıştır. İtalyan profesör Eduardo Porro , 1876 senesinde sezaryen ile doğum yapan kadınların operasyon sırasında rahimlerinin de alınmasını gerektiğini öne sürmüştür. Bu sebeple de ameliyatlarında doğumdan sonra rahmi de almıştır. Bu sayede kanamayı durdurduğunu ve enfeksiyon riskini azalttığını düşünmüştür. Sezaryen operasyonlarında kendiliğinden eriyen dikişler henüz kullanılmamaya başlamıştır. Kendiliğinden eriyen dikişler, enfeksiyon riskini azaltmaktadır. Dikiş atılması ve dikişlerin alınması enfeksiyon riskini arttıracaktır. Enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla 1928 senesinde penisilin geliştirildi. Günümüze kadar sezaryen operasyonları oldukça geliştirilmiştir. Annenin ölme, kanama, enfeksiyon riskleri ciddi oranlarda azaltılmıştır. Günümüzde sezaryen operasyonlar rutin şekilde uygulanabilen doğum yöntemi olarak da kabul edilmiştir. Ancak sezaryenin bir ameliyat olduğu unutulmamalı ve yalnızca gerekli durumlar uygulanmasının sağlıklı olacağı akıldan çıkarılmamalıdır.[11]

Belirlenmesi

Eğer bebek anne karnında yan duruyor ve anne adayının doğum yolu tamamen kapalı ise normal yollar ile doğum yapmak imkânsız bir hal alır. Şayet bebek çok iri ise yine sezaryen tercih edilmesi gereken doğum yapma yollarındandır. Doğum yolu başlangıcında bir darlık söz konusu ise ve doğum yolunun önü kapalı ise bebek kesinlikle normal yol ile dünyaya gelemez. Bu nedenle sezaryen yapılması en uygun olan yöntemdir. Gebelik boyunca anne adaylarını huzursuz eden en önemli konu normal doğum yapıp yapamayacağını düşünmesidir. Normal doğum yapma olasılığı % 80 olurken geri kalan % 20’ lik oranlarda normal doğum şansı oldukça düşüktür. Ancak sezaryen doğum günümüzde çok yaygınlaşan bir uygulama olarak kullanılmaktadır. Daha önceki dönemlerde ilk olarak anne sağlığı ön planda tutulurken şu an anne ve bebek sağlığı birlikte ön planda tutulmaktadır. Bu nedenle de sezaryen çok yaygınlaşarak tercih edilmektedir.
Riskler
  • Sezaryen ile doğum mecbur kalmadıkça tavsiye edilen bir doğum tekniği değildir. Çünkü sezaryen doğumdan ziyade bir nevi operasyon gerektiren bir işlemdir. Karın bölgesine kesi uygulanmaktadır. Uygulanan kesi ile karın iç kısmında iltihap tehlikesi her zaman vardır. Ayrıca kesiye uygulanan dikişlerde kanama ve enfeksiyon oluşabilir.
  • Sezaryen doğumlarda vajinal doğumlara oranla kan kaybı daha yüksektir. Sezaryen doğum şayet 2. Ya da 3. Defa uygulanıyor ise ilk doğuma oranla daha fazla risk oluşmaktadır. Oluşabilecek riskin nedeni ise ilk doğumda muhtemel karın içinde yapışıklıklar oluşmuştur. İdrar yollarında hasar oluşma riski vardır.
  • Sezaryen doğum sonrası dikiş uygulanan alanda oluşan ağrılar annenin hareketlerinde kısıtlama yaratacağından dolayı bebeğini emzirmesinde zorluk yaşayabilir.
  • Sezaryen doğum şayet genel anestezi yardımı ile yapılmışsa anestezi ile alakalı problemler gelişebilir. Ayrıca sezaryen doğumlarda annenin hayatı normal doğumlara oranla yaklaşık olarak 4 kat daha tehlike altındadır.

Sezaryende Seçim Hakkı
Sezaryen, cerrahi bir girişimdir. Bu sebeple de yalnızca gerekli durumlarda uygulanması önerilmektedir. Anne adayı için en ideal ve doğal doğum yöntemi, normal doğum olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple de şartlar uygunsa anne adayı normal doğuma alınmaktadır. Ancak, anne adayının tercihine göre sezaryen doğumda yapılabilmektedir. Tercihe bağlı doğum yöntemi tercih edilmesi, doktorlar tarafından önerilmemektedir.

Anestezi
Sezaryen doğumlar mecburen anestezi yardımı ile yapılır. Ameliyatlarda genel olarak genel anestezi kullanılır. Ayrıca bazı durumlarda sadece belden alt tarafı etkisiz hale getirmek için epidural anestezi kullanımı da tercih edilmektedir. Epidural anestezi ile anne adayı doğum boyunca ağrı hissine maruz kalmaz ve bebeğinin doğumuna şahit olur. epidural anestezinin bir başka avantajı ise, doğumdan sonra annelerin bebekleri ile daha çabuk temas haline geçebilmeleridir. Sezaryen, iki tür anestezi ile uygulanabilir. Genel anestezi uygulandığında, hasta tamamen uyutulmaktadır. Diğer anestezi yöntemi ise belden aşağısının uyuşturulmasıdır. Bu anestezi türü de ikiye ayrılmaktadır: spinal ve epidural anestezi. Bu anestezi şeklinde hastanın bilinci açıktır ancak belden aşağısı uyuşuktur. Spinal ve epidural anestezide belden omuriliğe ilaç uygulanır. Spinal anestezide etki, ilaç uygulanır uygulanmaz başlar. Epidural anestezide ise etki 20 dakika sonra başlar. Spinal anestezinin etki süresi kısadır. İlaç yalnızca bir defa uygulanmaktadır. Epidural anestezi de ise etki süresi daha uzundur ve gerekli durumlarda ilaç tekrar verilebilir.
Sezaryen sonrası vajinal doğum
İlk doğumunu sezaryen ile gerçekleştiren bir annenin daha sonra normal doğum yapma olasılığı vardır. Ancak normal doğum ile başarı şansı % 60 oranlarındadır. İlk doğumda sezaryen ile doğum gerçekleştiren annelerde ikinci doğumda sezaryen yapılmasına neden olan durum devam etmeyebilir. Mesela annede çatı darlığı sorunu var ise ve ilk doğum sezaryen ile gerçekleşmişse ikinci doğum sezaryen olarak yapılabilir. Fakat ilk doğumda bebeğin iriliği ya da daha farklı nedenlerden sezaryen ile doğum yapılmış ise ikinci doğum muhtemel normal doğum olarak gerçekleştirilir. Sezaryen ile gerçekleşen ilk doğumdan sonra ikinci doğum normal olacak ise doğum eylemi yavaş bir şekilde ilerleyebilir. Ancak anne adayına uygulanan suni sancı ile doğum eylemi hızlandırılarak gerçekleştirilebilir.

İyileşme dönemi

Sezaryen doğumdan sonra hastanede kalış süresi 1-3 gün arasındadır. İyileşme süreci, normal doğuma göre daha uzundur. Dikişler bir hafta sonra alınır. Dikiş yöntemine göre, eriyen dikişler kullanılmış ise, bir hafta sonra dikişler kendiliğinden erir. Sezaryen doğum sonrası kesiklerin veya yaraların iyileşmesi ortalama 4 – 6 hafta kadar sürer.[kaynak belirtilmeli]

Kaynak: Wikipedi

    29 Kasım 2016


    Dağa-taşa saramasak da oduna-ağaca var bir meylimiz.
    E yalan yok, serde odunluk da olunca biraz...
    Haliyle bizden olanı severiz ve bir kahve molasında, kuru bir masaya bile yarenlik ederiz.
    Sayarız, severiz ve biraz da söveriz Greenpeace kafasında;
    Ağacın kurduna olmasa da "insanın solucanına".
    Yeşildir hayallerimiz, absinthe misali olmasa da suluboya bir orman edasında.
    Doğayla içiçe olamasak da bir yanımız hep koşar kırlarda, bayırlarda.
    Alplerin minik kızı, al yanaklı Heidi olmasak da ayağımızda yırtık çarığımızla taymalar atarak Ötüken bozkırlarında, yeni yetme tayları kıskanırcasına...
    Neyse, akşama kalan davanın gözünü, kafa ütülemeyen sözün özünü seveyim;
    "Doğayı sev, yeşili koru, odunu öp"

    29 Ekim 2016


    Elde avuçta "siz" yok;
    "Biz" yok.
    "Tuz" var,
    Ve "buz".
    Ve giz;
    Ve kaymış bir "ıldız"
    Sönüp gitmiş bir akşam,
    Y'itip gitmiş;
    Göklerde...

    (Feas)

    13 Ekim 2016


    Bahtı sonbahar olanın,
    Neyine çiçek açmak?
    Sevinmek açan güneşe,
    Ve tepinmek çimlerde?

    Bağrına sur üflenmişse,
    Neyine ateşten kaçmak?
    Tutunmak hayat dalına,
    Ve güvenmek varlığına?

    Yan, sön, kuru, dağıl!
    Bahtın sonbahar senin.
    Tahtın ise bir yitik duvar.
    Sur'un üflenmiştir artık,
    Ömrün feryat figan mahşer.

    18 Eylül 2016


    Bugün benim doğum günüm.
    "Geçip giden" değil "yitip giden" bir yıl.
    Sadece zamanı değil; canımızı, heyecanımızı, neşemizi ve ışığımızı götüren.
    "Onur, gurur, acı ve özlemi" iliklerimize kadar hissettiren.
    "Yer titredi, yön kayboldu ve yolu kaybettirdi" bu yıl.
    Bilanço ağır, fatura kabarık; "Gidenler ve geriye dönmeyecek olanlarla" dolu.
    Geride ağır hasarlı bir halet-i ruhiye kaldı.
    Keşke sadece geçip giden bir yıl olsaydı da tek konuşabileceğimiz şey "bir yaş daha büyümek" olsaydı.
    Olmadı vesselam.
    Artık, "beş duyudan azade, pusulalara bırakılmış bir ömrü" anlamaya çalışıyoruz.
    Doğum günü adeti olmayan ama her yıl geleneksel şeyler yazan birisi olarak yazıldı bu yazı.
    Adettendir deyip iyi olmak gibi, adet yerini bulsun diye yazılan bir yazı...
    Bu "engebeli, amansız yılda" yanımda olan, olamayan, doğum günümü kutlayan / kutlayamayan herkese çok teşekkür ederim.

    03 Ağustos 2016



    10 Kasım 2015'te Şırnak / Silopi'de şehit olan Hasan Aslan'ın kardeşi ve emanetçisiyim.
    Bugün şehidimizin doğum günü
    Burası da şehidimizi uğurladığımız, düğün evimizin bulunduğu Gaziantep - Yeditepe semti.
    Bugün ağabeyimin doğum günü ve ilk kez "bu kadar" uzaktayız.
    Bir yandan ayrılığın acısıyla yüreklerimiz dağlanırken bir yandan da şehit ailesi olmanın onuru ve gururunu yaşıyoruz..
    Onurumuz, acımızdan çok daha büyük, şükürler olsun.
    Yiğitlerimiz şanlarıyla, şerefleriyle can verdiler bu toprağın uğruna ve her damla kanlarında nice yiğitler filizlenecek; binlerce Hasan, binlerce Mehmet, binlerce vatan evladı olacak...
    Bir gittik, binlerle geleceğiz!
    Doğum günün kutlu olsun canım ağam, can ağam.
    Şehadetin şerefimiz, emanetin başımızın tacıdır.
    Sana bu yüce makamı lütfedene, bize de bu onuru bahşedene... Şükürler olsun
    Vatan sağolsun!

    Not: Doğum günü vesilesiyle hem ağabeyim hem de vatan uğruna anadan, yardan,serden geçen tüm yiğitlerimizin ruhuna bir Fatiha okumanızı rica ediyorum.

    12 Temmuz 2016


    Bayramın son günü sabah altıda girdiğim acil doğumdaki hasta "Bayırbucak Türkmeniyim" deyince yüzümdeki tebessüm ve ona faydalı olabilmenin verdiği mutluluk...
    Hastanın saygısı, yüzündeki ifade ve şükran ifadeleri ise anlatılamaz bile...
    İnsanı severiz, kinimiz zalimlere....
    Ammaaa...
    Kavim gardaşım, seni daha bir seviyorum...
    Not: Doğan bebeğin adını ise "Şehit" koydular. Başka söze gerek yok

    19 Mayıs 2016



    Vedalar, ayrılıklar ve kayıplarla dolu bir hayat var şu sıralar önümde.
    Her şerde mi şeyde mi hayır var bilmiyorum...
    Hele bakalım, ne olacak.
    Güntülü ile de vedalaştık.
    Onu da uğurladık.
    İnşallah alana, binene, kullanana hayır etsin.
    Yolun açık olsun Güntülü.

    15 Nisan 2016

    Yerlerde Ararken Göklerde Bulmak...

    Her gece, her vakit kaldım arada.
    Sualler burada, cevap nerede?
    Bir kor ateştir, sönmez yarada...
    "Nar" dedim, "nur" dedim. 
    Kendime sordum.
    Yerlerde ararken göklerde buldum.

    Nisan 2016
    Ferhat

    28 Mart 2016


    Sabah poliklinikçi olarak güne başladım.
    Yarım saat sonra ameliyathanedeydim,
    İki ameliyat sonrasında gelen talimatla tüp bebek merkezinde buldum kendimi.
    Ve gün bittiğinde ben ameliyathaneden çıkmaya çalışıyordum..
    3 farklı çalışma alanı ve bunların hepsi 8 saat içinde gerçekleşti.
    Hem de başımızdan geçenlerin malum olduğu şu süreçte...
    "Neyle mi meşguldüm?.."

    29 Şubat 2016



    Bizim güneşimiz çoktan battı. 
    Ne farkeder sen batsan?
    Yüreğimiz kor dolu,
    Yanar mı ki sen yaksan?
    Canlar kırık, fer sönük,
    Bir yanımız hep noksan...

    Ferhat Aslan
    29.02.2016 - 01:00

    Copyright © atasagun | Powered by Blogger
    Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com