29 Kasım 2016

Odun...


Dağa-taşa saramasak da oduna-ağaca var bir meylimiz.
E yalan yok, serde odunluk da olunca biraz...
Haliyle bizden olanı severiz ve bir kahve molasında, kuru bir masaya bile yarenlik ederiz.
Sayarız, severiz ve biraz da söveriz Greenpeace kafasında;
Ağacın kurduna olmasa da "insanın solucanına".
Yeşildir hayallerimiz, absinthe misali olmasa da suluboya bir orman edasında.
Doğayla içiçe olamasak da bir yanımız hep koşar kırlarda, bayırlarda.
Alplerin minik kızı, al yanaklı Heidi olmasak da ayağımızda yırtık çarığımızla taymalar atarak Ötüken bozkırlarında, yeni yetme tayları kıskanırcasına...
Neyse, akşama kalan davanın gözünü, kafa ütülemeyen sözün özünü seveyim;
"Doğayı sev, yeşili koru, odunu öp"