15 Eylül 2019

Doldur iç!

Yıllık izin bitti.
Sahalara dönmek üzere yola düştüm. Anacığım sağ olsun, yolda yerim diye ufak bir "sandık" dolusu yolluk hazırlamış. Şurada dururum, birazdan dururum, az daha ileride dururum derken... Elazığ'a varmak üzereyken bir çay molası vermek istedim ve yol kenarında dumanı tüten semaveri ve bahçeden toplanmış, satılık sebze - meyveyi görünce hemen sağa çektim.
"Hayırlı işler amca , çay var mı?" diye sordum.
Amca tezgahtan kafasını kaldırdı, sert bir bakışla;
"Doldur iç!" dedi.
"Efendim?" deyip bir an şaşkınlığı bastırdıktan sonra hiç yadırgamamış bir hale büründüm ve hatta amcanın tavrını önce azar sanmakla birlikte sonra "dükkan senin" bakışını görünce direkt kenardan bir bardak alıp çayımı doldurdum, kuruldum ve azığımla içmeye başladım.


Sonrasında amca gelip yanımdaki eski koltuğa kuruldu ve hoş sohbetini görünce amcanın ne denli içten biri olduğunu anladım ve içinde büyüdüğüm, yaşadığım yerden alıştığım o içtenliği ne kadar özlediğimi farkettim.  Bir tane daha iç, bir tane daha derken üç tane çay içmişim. Para da almadı giderken; 
"Sabah gelir gelmez bu semaveri yakarım, yoldan geçen birinin canı çay ister, yorulur mola vermek ister, susarsa ihtiyacını dindirsin diye demlerim. Gün boyu da hep çayım hazır olur. Kimseden de çay parası almadım, almam!" diye de ekledi. Helalleştik, sebze meyvemi aldım yola koyuldum.
Malum, günümüzün gözde mekanlarında servis ve işletme anlayışı da beklentisi de "şımartmak, şımartılmak, ego ve işine gelirse" gibi kavramlardan ibaret olduğu için böyle adamları anlamak da anlatmak da zor. Benim gibi insanlar için bu tür insanlar "nesli tükenen" tipler. Azarladı diye değil tabii bu, içten bir insan olduğunu hissettirebildiği için.
Özlemiştim, dağ havasından bir nefes aldım; hem güzel bir (3) çay içtim; hem de yorgun gönlüme iyi bir mola oldu.
"Allah iyilerle karşılaştırsın!" böyle bir şey demek ki!..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder