04 Temmuz 2020

Kamp Günlükleri / Arsuz


Başkonuş'un tadı damağımızdan silinmeden bu defa "İstikamet Arsuz!" dedik ve geze geze güzelle(ş)meye devam ettik. 
Yol boyunca çakma Youtuber Oğuz Kağan ile dağa, taşa musallat olduk durduk. Varır varmaz kendimizi sulara vurduk. 
Hakan'ın "taktak salatası", İbrahim'in maharetleri, sonrasında tabii ki ateşten sorumlu semaver bakanı ben sayesinde damağımızda güzel tatlar ile taçlandık. 
Gezen Cerrah ile bir kamp günlüğünün daha sonuna geldik. 
Yine, yeni ve lezzetli anılarla görüşmek üzere! :)

24 Haziran 2020

Kamp günlükleri / Başkonuş


Karantina sürecinde askıya aldığımız planlarımızı yasakların kalkmasıyla gerçekleştirmeye başladık.
Tabii, aylardır izole olmanın acısı ancak ormanla, yeşille ve tertemiz havayla çıkardı.
Kahramanmaraş Başkonuş Yaylası, Andırın, Geben gezisiyle ve güzel bir kampla yüreğimizi soğuttuk.
Öyle de yaptık.

19 Haziran 2020

Yamtar ile Akşam Sürüşü



"Eğitim Şart" diyerek bu akşamüstü hızlanma, fren ve viraj çalışmaya devam ettik.
Arka fonda bahçeden topladığımız tastamam doğal kirazların verdiği enerji ve neşe var tabii.
Kask, ekipmanlar olmazsa olmazımız.
Ve tabii eğitim için elverişli, trafiğe kapalı alanda çekilmiştir.
Sosyal mesajlar verildiğine göre; vutututuuuu!

10 Haziran 2020

Alleben Göleti'nde Günü Uğurlarken


9 Haziran 2020, bugün de günü Alleben Göleti'nin kenarında; gün batımı ve manzara eşliğinde sonlandırmak istedim.
Kalabalık mekanları ve kapalı evleri oldum olası sevmiyorum. haliyle her fırsatta küçük de olsa kaçıyorum böyle dağa, taşa. 
Yoldaşım Yamtar, bir miktar kahke (Gaziantep usulü bir kurabiye diyelim) ve hafif hafif esen rüzgarla güzel bir nefes alma fırsatı oldu. 
Mekan da zaman da kafam da güzel oldu - üstelik hiçbir şey içmeye gerek yok- Temiz hava ve huzur her şeye yetiyor.

09 Haziran 2020

Bir Akşam Üstü...



Salgın ve izolasyon sürecindeyiz.
Balkon gözde mekanım ve şu trafik gözde manzaram.
"Mecbur kalmadıkça sokağa çıkmayın" sözünün neresini anlamadık ki biz?
Maşallah, şıkır şıkır sokaklar, caddeler ve beyinlerimiz.
Bakalım bu işin sonu nasıl bitecek.
Tabii varsa!

26 Mayıs 2020

Geldim!



Her imdat deyişinde
"Buradayım!" dercesine,
Çarpışarak ercesine,
Yolunda ölmeye geldim.

Sadağında binbir pusat
Ağunla kalbimi kanat
Sagunda yüzlerce naat
Edip de dinmeye geldim.

Ferhat oldum, dağlar aştım
Seller içre aşka düştüm.
Lal oldum, sen diye coştum
Avcunda sönmeye geldim.

Ferhat ASLAN

19 Mayıs 2020

Windows Defender Kapatmak

Windows 10 kullanıyorum ve bazen lazım olan bir uygulama ya da dosya indirdiğimde Defender sayesinde bir türlü dosyayı açamıyor ya da kurulum yapamıyorum.
Bugün yine ifrit oldum ve netten baktım.
Hem kendime hem de aynı dertten muzdarip olanlara şu illetten kurtulma reçetesini yazayım dedim

Microsoft Defender Güvenlik Duvarı'nı açma veya kapatma

  • Başlangıç düğmesini, Ayarlar > Güncelleştirme ve Güvenlik > Windows Güvenliği'ni ve sonra da Güvenlik duvarı ve ağ koruması'nı seçin. Windows Güvenliği ayarlarını açın.
  • Ağ profili seçin.
  • Microsoft Defender Güvenlik Duvarı altındaki ayarı Kapalı konumuna getirin.

Milli Duyarsızlık...

Gündemimiz Koronavirüs ya da diğer adıyla Covid19
Kendi mesaim haricinde Kadın Hastalıkları ve Doğum ekibi olarak biz de salgın hastanesine gönüllü olduk ve nöbetlere dahil olduk.
Geçen ay salgının zirve yaptığı sanılan dönemlerdi ve tüm dünya ciddi anlamda sarsıldı. Bir kısmı hala ciddi oranlar ve sorunlarla karşı karşıya.
Bizim ülkemizde de devletimiz nezdinde bakanlığımız ve bilhassa sağlık personelimiz canhıraş bir mücadele sergiliyor. Ne yazık ki hayatını kaybeden birçok sağlık personeli de mevcut halihazırda.
Dün gece yine salgın hastanesinde nöbetteydim ve insanımızın bu konuda ciddi duyarsızlık gösterdiğini bir kere daha farkettim.
Üstelik tam da sayılar azalmaya, önlemler işe yaramaya başlamış dediğimiz bir dönemde.
Sokağa çıkma yasağına aldırmamanın, temas izolasyonuna dikkat etmeyişimizin ve sosyal mesafe başta olmak üzere tedbirlere aldırmayışımızın ciddi sonuçları var. Başına gelmeyenler farkında değil ama bu durumla yüzleşmek zorunda olanlar için önemli sonuçlar.
Bu yasaklar, bu tedbirler hepimizin sağlığı için ama insanımız -en eğitimlisinden en eğitimsizine- dikkat etmiyor, canı çıkacağını bilse yine de ET Mİ YOR!
Aklım bunu almıyor, alamıyor gerçekten ama çok daha üzücü sonuçları gördükçe sitem etmeden, hayıflanmadan, derdimi dökmeden de edemiyorum.
Bu toplum böyle değildi, komşusunun derdini kendine dert eden insanlardık; Şimdi "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" fikri bile hafif kalıyor.
Ödenen bedellere, verilen emeklere ve çekilen çilelere üzülmek de bize kar kalıyor.
Ne diyeyim ki.
"Lütfen evde kalın, tedbirlere uyun!" demekten başka.
Allah sonumuzu hayır etsin.

18 Mayıs 2020

10 Mayıs 2020

Canım Anam...


Bugün anneler günü.
Allah başımızdan eksik etmesin, göçenlerin de mekanlarını cennet etsin; haklarını ödeyemeyeceğimiz su götürmez gerçek.
Sabahtan beri sosyal medyada yüzlerce anneler günü temalı içerik, video, fotoğraf vs.
Ortak tema "Canım Anam".
Hepsi hoş, hepsi güzel.
Ama...
Paylaşımları ve paylaşanları tanıyan biri olarak dikkatimi çeken şey, ne yazık ki bunun suni bir gündem olarak kalmaktan öteye gitmediğidir.
Yani "insan annesini nasıl mutlu eder?" diye kendime sorduğumda; kendimi bildim bileli düşündüğüm, inandığım şey şudur. 
Annenin emeklerini boşa çıkarmamak, hayattayken ona zorluk yaratan şeyleri bertaraf etmek, onu iyi hissettirmek için iyi bir evlat, iyi bir vatandaş ve iyi bir insan olmak. Öğrenciysek çalışkan bir öğrenci, esnaf isek dürüst ve namuslu bir esnaf, doktor isek çalışkan, merhametli ve faydalı olmak için çaba sarf eden bir doktor...
Çünkü bir anneyi en çok bu mutlu eder.
Emek verdiği, uğruna nice çileler çektiği evladının başarılı, hayırlı ve iyi bir insan olması.
Bence anneler günü böyle kutlanmalı.
Öyle bir hikayeyle, bir fotoğrafla - çoğu annenin sosyal medya kullanmayı bile bilmediğini es geçiyorum- değil.
Kaldı ki bunlar günü kurtarmaktan, şov yapmaktan öteye gidemiyor nazarımda.
Elbette böyle günlerde ellerini öpelim, sevelim, sarılalım ama "dost bizi pazarda görsün" mantığıyla ne anne mutlu olur ne de hayatı güzelleşir.
Sosyal medyanın bize sunduğu o muhteşem his ve hazla yine, en fazla kendimizi kandırırız.
Kendimizi kandırmak sorun değil de... 
Ayağının altına cennet serili anaları kandırmayın be!

Despina...


Bazen bir söz, bazen bir cümle. Bazen de bir şarkı, bir şiir..
Sarsar onları her dinleyişte; Bazen bir yaşanmışlığın izi bazen de sebepsizce.
Severiz onları, hatta saplanır kalırız bazılarına. 
Halden, dilden anlamazlar sorarlar "nedir, kimdir, ne içindir?" diye. 
Her şeyin bir sebebi olmak zorundaymış gibi ısrarla. 
Oysa bilmezler; sevmeyi sevmenin, hüzne düşmenin ve ateşi aramanın tabiatında var olan tarifsiz hazzı...
İşte "Despina'ya Mektup" da benim için öyle. Çok sevdiğim ve saydığım bir arkadaşım ve meslektaşım olan Dr. Mehmet Sürübaşı'ya ait olan bu şiir, her okumamda ilk defa okuyor hazzıyla ve hissiyle yerini baki kılıyor bende. 
Hatta şiiri okuttuğum başka bir doktor arkadaşın tarifiyle "demiri ateşte ısıtıp yarayı dağlarken cız eder ya, işte öyle hissettim okurken". 
İşte ben de her okuduğumda bu hissi yaşıyorum, cız eden yüreğimle.
Diline, kalemine sağlık diyerek arkadaşımızı da buradan analım ve yukarıda çektiğim fotoğrafı, aşağıda da şiirin seslendirmesini paylaşarak yazımıza burada son verelim. Şiirler hep yaşansın, Şairler çok yaşasın!




03 Mayıs 2020

Nisan 2020 Okumalarım


Nöbetlerden, dertlerden ve hayatın meşguliyetinden fırsat buldukça okumaya devam.
Bu ay, Oğuzhan Saygılı hocamın da katkılarıyla heybemizi yine doldurmaya çalıştık. Tabii tam teşekkürlü Koronavirüs nöbetleri, Kadın Hast. ve Doğum nöbetleri bu ay hayli bir tempolu geçti, haliyle "beklediğimden daha az okudum" diyebilirim.
Bazen boş vakitler de bazen de kendim fırsat yaratarak tabii.
Neticede bahane bitmez, mazeret gitmez.
Yine de hiç okumamaktan iyidir diyerek elimizden geleni yaptık.
Merak edenler için görselin bir de listesini bırakayım, "belki okumak isteyen olur"düşüncesiyle.

  1. Avrupa Seyahatnamesi - Fatih Kerimi
  2. Ondan Bundan - Fatih Kerimi
  3. Başbuğ Türkeş - M. Metin Kaplan
  4. Türk Yurdu Dergisi
  5. Ayarsız Dergisi

15 Nisan 2020

Şehitler Haftası...


14 - 20 Nisan Şehitler Haftası nedeniyle başta ağabeyim Şehit Polis Hasan ASLAN ve eniştem Şehit Jandarma Uzm. Çvş Bünyamin DİNÇ ile birlikte vatan uğruna anadan, yardan, serden geçen tüm şehitlerimizi rahmetle anmak, yad etmek istedim.
Biz onlara ödenemez bedeller borçluyuz, onlar bize haklarını helal etsin.
Ruhları şad olsun.

13 Nisan 2020

Ulan Korona!


Bahar geldi dedik, sezon gelmişken Yamtar'ı da Erzurum'dan getirttik ama şu an güncel ve en büyük sorun olan Koronavirüs Salgını nedeniyle bir tur atabilmeyi geçtim, evden çıkamıyoruz.
Sağlık personeli olarak bu süreçte üzerimizde büyük yük var, farkındayım. Gereğini de layıkıyla yapmaya çalışıyoruz inşallah. Zaten nöbet ve mesai sonrasında eve girip aileme bile mesafe olsun diye odadan çıkmıyorum.
Karantina üstüne karantina bizimkisi :)
Ama Yamtar kapıda beklerken bir tur atamamak var ya...
İşte şu tatlı bahar günlerinde bu biraz acıtmıyor değil.
Neyse, elbet bu zor günler de geçer ve milletimiz tekrar eski günlerine döner.
Biz de o zaman tırıs tırıs geziniriz sokaklarında güzel ülkemizin.

12 Nisan 2020

Umutla...



Bu zor günler geçecek.
Cebimizde umutları,
Sokakları güzelleştiren çocukların.
Açan bir çiçek,
Uçan bir uçurtmayla;
Güzel günler gelecek.

22 Şubat 2020

Tahayyül

Bırakıp gittiğin yerde,
Bir "hoşçakal" kaldı serde.
Bu, yarım bırakılmış,
Yarıda kalmışlık işte...
Bir hüzün akşamı,
Ayaküstü bir veda
Karnımda,
Yaşanmamışlıkların sancısı.
Geçen zaman;
Giden sevi.
Dökülen yaprak,
Sökülen yüreğim;
Yanık, dökük,
Yıkık o kulube,
O, süslü hayaller
Şimdi nerede?..

(Ferhat ASLAN)
22.02.2020

03 Şubat 2020

Hoscakal Can Erzurum!


An itibariyle "Milli ve Manevi değerlerin kilidi ve bana göre son kalesi olan Erzurum'daki görevim sona erdi.
Yüreğim bir Dadaş heyecanı ve Nene Hatun merhametiyle dolu halde, limonlu çay tadında bir hüzünle veda ediyorum.
Yaklaşık 15000 civarında hasta bakmış biri olarak Hınıs’a ve veda ederken son bir parantez açmak lazım;
Giderayak, şahsımı onurlandıran ve plaket ile ödüllendiren ve tüm idare ile kapıya kadar uğurlayan Başhekimimiz Sn. Uzm. Dr. Burak DUMLUDAĞ’a hem mesaim süresince gösterdiği destek hem de uğurlama süresince gösterdiği nezaket için teşekkür etmek istiyorum.
Ayrıca son iki hafta hasta ve hasta yakınlarından duyduğum, yerel halktan aldığım sayısız dua ve teşekkür ifadesi için de aşırı derece mutluyum.
Güzel ağırlandık, güzel uğurlandık.
Hoş kal, hoşçakal Erzurum!