10 Mayıs 2020

Despina...


Bazen bir söz, bazen bir cümle. Bazen de bir şarkı, bir şiir..
Sarsar onları her dinleyişte; Bazen bir yaşanmışlığın izi bazen de sebepsizce.
Severiz onları, hatta saplanır kalırız bazılarına. 
Halden, dilden anlamazlar sorarlar "nedir, kimdir, ne içindir?" diye. 
Her şeyin bir sebebi olmak zorundaymış gibi ısrarla. 
Oysa bilmezler; sevmeyi sevmenin, hüzne düşmenin ve ateşi aramanın tabiatında var olan tarifsiz hazzı...
İşte "Despina'ya Mektup" da benim için öyle. Çok sevdiğim ve saydığım bir arkadaşım ve meslektaşım olan Dr. Mehmet Sürübaşı'ya ait olan bu şiir, her okumamda ilk defa okuyor hazzıyla ve hissiyle yerini baki kılıyor bende. 
Hatta şiiri okuttuğum başka bir doktor arkadaşın tarifiyle "demiri ateşte ısıtıp yarayı dağlarken cız eder ya, işte öyle hissettim okurken". 
İşte ben de her okuduğumda bu hissi yaşıyorum, cız eden yüreğimle.
Diline, kalemine sağlık diyerek arkadaşımızı da buradan analım ve yukarıda çektiğim fotoğrafı, aşağıda da şiirin seslendirmesini paylaşarak yazımıza burada son verelim. Şiirler hep yaşansın, Şairler çok yaşasın!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme