ve her kuyuya taş atan bLog...

Beğenilenler

Unordered List

Arşiv

Ferhat; Nam-ı diğer atasagun


23, 24, 25, 26,27,28
, derken artık 29 Yaşında.
Gaziantep'li -hem de en aşırısından. :) - Hayatının büyük bölümü Gaziantep'te geçmiş birisi olan Ferhat, 5 yıldır devam ettiği ve şu sıralar 6. yılına ayak bastığı üniversite öğrencilik hayatı için Van'a (100. Yıl Üniversitesi-Van) gitmek üzere evden ayrılmış, çabuk sıkılan, sürekli alternatifler peşinde koşan ve birazcık da zor beğenen, uyumsuzun biri olduğu için orda kalmak istememiş, çareyi yatay geçişler yoluyla başka yerlere kapat atmakta bulmuştur. İşte bu kafayla çıktığı yolda Van'da birçok güzel hatırayı ve güzel arkadaşlıkları geride bırakarak ikinci durağı olan Dicle Üniversitesi'ne geldikten sonra burada kalmaya, Üniversite hayatını (kendi tabiriyle aslında üniversiteden başka her şeye benzeyen bu yerde ) sürdürmeye karar vermiştir. Şu an güzide üniversitemizin Tıp Fakültesinde son sınıfta son dönem stajını yapmakla meşguldür.

Düzeltme; Eylül 17 itibariyle görev hayatına adım atmış, Acil Serviste Pratisyen Hekim olarak çalışmaya başlamıştır. "Mecburi Hizmet" sonrasında Gaziantep Merkezde meslek hayatına ve uğraşlarına devam etmektedir.
Tıp fakültesine geldiğinde "Tıp fakültelerinden her şey çıkar, arada bir de doktor çıkar" sözünün ne kadar doğru olduğunu gözleriyle görmüş ve bu söze yürekten katılmış kişidir.
Elektronik dünyasına taa çocukluktan beri meraklı olan Ferhat bu merakı uğrunda yaptığı hiçbir bilimsel temele dayanmayan deneylerinde bir çok defa 220 V'luk elektriğe maruz kalmış, deneyler esnasında birçok defa elini kolunu doğramış - İlkel atölyelerinde tornavida yerine bıçak kullandığı için - ama bunlar hevesini kırmamıştır. Bugüne kadar kendi başına yaptığı en büyük olay ise "ilkellik örneği" Uzaktan kumandalı Araba'dır. Hatta az kalsın O araba bu acemi arkadaşın sol baş parmağını feda etmeyi bile göze almıştır. (Bkz: Ucuz kurtarmak)
İşte bu azimle ve merakla gördüğü her türlü teknolojiye saldıran Ferhat prizlerle, elektrikli ev aletleriyle avunurken bir gün Bilgisayar dünyasında bulur kendisini. Bilgisayar ile tanışması biraz geç olmuştur ama maddiyat her yerde etkisini göstermektedir işte. Hep "geç olsun ama güç olmasın" diyen Ferhat, Lisenin son sınıfında bir arkadaşının Ona Chat yapmayı göstermesi ile atılmış olur bilgisayar Dünyasına.
Ama Bilgisayar hayatı sadece chatle kalmamalıdır, herkes gibi o da bir oyunla devam etmiştir. Bir türlü beceremediği Half-Life oyununda defalarca hezimete uğradıktan sonra, bilgisayar oyunlarının ona uygun olmadığını anlamıştır :D Universite 1.sınıfta e-postasının hacklenmesi (çalınması) onun için bir çağı kapatıp başka bir çağı açan bir gelişme olmuştur. Kaybetmeye tahammülü olmayan Ferhat, intikam duygusunun verdiği ateşle önce acemiliklerinden kurtulmuş, sonra e-postasını geri almayı başarmıştır. Üstünede birkaç küçük intikam aldıktan sonra hack aleminin mecbur kalmadıkça uzak durulması gereken bir alem olduğunu, hatta zararlarının bile olduğunu görmüş ve artık normal hayatına dönmüştür.

Geçiş yaptığı yerde gerek sosyal ortamların pek tatmin edici olmaması gerek başka nedenler yüzünden bilgisayarlar ile daha çok başbaşa kalan Ferhat, Mysite olaylarına dalmış; dosya yükleme, çıkarma derken HTML kodlarına merak sarmıştır. Frontpage, Dreamweaver gibi nimetlerden bihaber olduğu için HTML kodlarını tek tek öğrenmeye başlamış, ama pek de alternatifi olmadığı için uzuun uzuun uğraşmıştır ve kendi adına elle tutulur bir bilgiye ulaştığında kendisi için -oldukça amatör düzeyde- tasarımlara geçmiştir.

Zamanla azıcık Php, azıcık Asp, biraz da Mysql derken iyiden iyiye tasarımcı -kendini tasarımcı sanıyor :) - olmaya başlamış, ufak tefek işlere imza atmayı başarmıştır. Şimdilerde hala bunlarla avunmaya devam etmekte ama blog ve wordpress olaylarına doğru kaymaya devam etmektedir.

Kaybetmeye tahammülü olmayan, kazanmak için de elinden geleni yapacak kadar azimli birisidir. Azimlidir, hırslıdır ama her şeyin aşırısının zarar olduğunu unutmamaktadır. Yaşayıp, gördüklerinden sonra karşısına çıkan her şeyde ve herkeste "samimiyet" ve "sadakat" aramaya başlamış, bunların olmadığı her şeyden arkasına bile bakmadan uzaklaşmayı tercih eden birisidir. Güzel olan herşeyden biraz hoşlanır. "Yalan, ihanet, hayal kırıklığı" gibi kavramlar ve bunlarla karşılaşmaktan son derece nefret eder. Son dönemlerde "insanı insan yapan" değerlerin kaybolduğuna -malesef-üzülerek şahit olmaktadır.

5 kardeşin ortanca olanıdır, evim şamar oğlanıdır ama biraz da olsa sevilen bir çocuktur aynı zamanda :) Ailesine, memleketine düşkün, gelenek-göreneklerinden kopmayan ama zamanın da gerisinde kalmayan birisidir.

"Yaşamak için yemek" yerine "Yemek için yaşamak" sözünü tercih eder. Gaziantepli olmasından mıdır nedir; yemek konusunda oldukça düşkündür. (Kebap, Karnıyarık, Yuvalama, Ali Nazik, ve bilimum Gaziantep yemeklerine, hatta Gaziantep'in olmayan yemeklere de oldukça bayılır.) Bir de yemek dışında "Sarelle" zaafı vardır ki dillere destandır :D

Kulağına hoş gelen her türlü müziği dinler ama olmazsa olmazları vardır ve yine asla dinlemem dediği kişiler de vardır. Müzik işte zevk meselesi...Bir zamanlar bağlama çalmaya merak sarmış ise de babasının azarlarından sonra hatırlamamak üzere aklından çıkarmıştır. Ancak müzik dinlemek çok sevdiği işlerdendir.

Spor yapmayı sever, Futbol,basketbol oynar, Voleybolda her sayıda "GooL" diye sevinecek kadar voleybolcudur :) Nadiren de olsa yüzmeye gidebilme imkanı bulur. Film izlemeyi (özellikle de sinemada) çok sever. En çok sevdiği uğraş ise Cennet vatanını (Bkz: Türkiye) gezmek ve resim çekmektir. Hatta resim çekme işini bazen abarttığını düşünür, ama yine de vazgeçemez...Şimdilerde en büyük hayali kafasındaki "Canon" fotoğraf makinesini almaktır. Her genç gibi biraz da araba merakı vardır ama henüz "Doğan"lardan, "Şahin"lerden öteye geçememiştir..

Düzeltme; Ağustos 2007 itibariyle Canon Powershot A550'sin kavuşmuş ve gördüğü her şeyin fotoğrafını çekmeye başlamıştır... Şimdilerde ise Sony DSC-H9 ile tırmalamaya devam etmektedir.
Otomobil konusunda ise makus talihini yenmiş, Amanda (Peugeot 307) ve sonrasında Zahter (Golf V) ile bu keyfin tadına varma şansı bulmuştur...
Ve son olarak şu sıralar Blog yazmanın, okumanın keyfine takılmış, vakit buldukça devam etmektedir. Blog alemine Kafasına Göre Takılan Blog ve Canı Sıkılan Blog adlarını verdiği nur topu gibi 2 tane blog yetiştirmiş, faideli bloglar olması için çalışmaktadır.

Bu kadar uzun bir yazıyı okumak sabrını gösterenlere bizzat teşekkür ederim. :)

7 yorum:

  1. Okudum okudum daha yeni de olsa okudum ...
    *****************************
    "Yaşamak için yemek" yerine "Yemek için yaşamak" sözünü tercih eder. e bayıldım :)
    tam benim tarzım ...
    ******************************
    Yaşayıp, gördüklerinden sonra karşısına çıkan her şeyde ve herkeste "samimiyet" ve "sadakat" aramaya başlamış, bunların olmadığı her şeyden arkasına bile bakmadan uzaklaşmayı tercih eden birisidir.
    Beğendim ne kadar az görüşsekte aramızdaki bağın püf noktası bu olsa gerek diye düşünüyorum :)
    *******************************
    Bu kadar uzun bir yazıyı okumak sabrını gösterenlere bizzat teşekkür ederim. :)
    Eh bende rica ederim :)
    Çok güzel keyifli bir hayat hikayesi olmuş eline sağlık ...

    üstüninanç

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler değerli kardeşim.
    Sevgimiz karşılıklı. :)

    YanıtlaSil
  3. yani varya yyü dicle antep tıp pratisyen yatay geçiş ve ferhat bileşiminden 9 yıl sonra buldum seni

    YanıtlaSil
  4. Seni görmek güzel Muhammet kardeşim.

    YanıtlaSil
  5. sitede ki btun yazıları okudm diyebilirm. yalnız bir şeyi merk ettim tus sınavı ne oldu eger kazandysnz hangi bölümü seçtnz? =))

    YanıtlaSil
  6. Canon resim makinesini aldiniz mi? Ben aldim :P
    Benimde hobbymdir resim cekmek :D

    YanıtlaSil
  7. Aldım, eskittim hatta değiştirdim. Şimdi yeni Canon 60D peşindeyim.

    YanıtlaSil

Copyright © atasagun | Powered by Blogger
Design by Duan Zhiyan | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com